YENİ AD
Yazar: Simiyyiii

Gün doğumu çoktan köyün üzerine inmeye başlamıştı. Güneşin sakin ışıkları birbir köyde ki avluların üzerine vurmaya başladığında ötüşen horozlara aldırmadan yerimden doğruldum. Etrafa bir göz atıp kalın , geçen sene kışın ördüğüm patikleri ayağıma geçirdim. Birazdan ev ahalisi kalkardı. Kimseden laf söz duymaya takatim kalmadığından kırık dökük ahşap merdivenleri usulca indim. Tahta kapıyı ardımdan çektiğimde gıcırtılı bir ses çıkardı ama bu da benim sorunum değildi nihayetinde. Kimseye görünmeden avluyu geçip ahıra girdim. Ahırda dört tane ineğimiz vardı. Onların bakımı sağması , altlarından pisliklerini alması hepsi benim mesuliyetimdeydi. Ardımdan kapattığım ahırın kapısıyla , dün sağımdan sonra yıkayıp kenara koyduğum kovalardan birini aldım. İçlerinin temizliğini tekrar kontrol edip ilk ineğin yanına oturduğumda bir güzel sevdim . Onlar benim bu evde ki tek sırdaşımdı. Kimse bilmesin diye akıttığım göz yaşlarımı çoğu zaman onların yanında akıttım. "Maşallah güzelim." diye konuşarak sağıma başladığımda çoktan süt vermeye başlamıştı. Bir süre daha sağdıktan sonra diğerine geçtim. Her birini aynı itinayla sağdıktan sonra çizmelerimi iyice düzeltip ahırı temizlemeye koyulmadan sütleri evin avlusunu geçerek mutfağın girişine kadar getirdiğimde karşımda Seher belirdi. Beni gördüğünde yine yüzü ışıldadı. Severdim seheri, imrenirdim. Seher, büyük amcamın kızıydı. Henüz 18 yaşındaydı. Alımlıydı. Çekik gözleri, dolgun dudaklarıyla köy ahalisinin her düğün ve bayramlarda kapımızı aşındırdığı o kızdı. Amcam için kızı çok kıymetliydi. Kimse onun ne oğullarına , ne güzeller güzeli kızına laf söz edemezdi. Seherin iki abisi vardı. Onlar çalışmak şehire göz etmiş olsalarda , sık sık gelir burada kalırlardı. Büyük abisi İhsan evleneli bir kaç yıl olmuştu. O şehire gittiğininden sonra düzenini kurup eşini ve yeni doğmuş çocuğunu da yanında götürmüştü. İhsan abinin bir küçüğü ise Erkan abiydi . O ise geçen kış nişanlanmış, yaza düğünü vardı.Bir kaç ay kalmış olan düğününü gerçekleştirdikten sonra o da abisi gibi şehirde yaşamaya devam edecekti. Çocukluktan beri hep beraber büyüdüğümüzden sebep onlara özenerek geçti şu kısacık ömrüm. Babamlar üç oğlan kardeşti. Büyük amcam , Seherlerin babası Nurettin amcam , o babannemden sonra bu evin en büyüğüydü. Kimse onun lafını çiğnemez, ondan icazet almadan adım bile atamazlardı. Küçük amcam Seyfi ise daha ılımlıydı. Yaşı kırklardaydı henüz ama erken evlendirildiğinden on yedi bir kızı 14 yaşında da bir oğlu vardı . Kızı Aslı ve oğlu Faruk akıllı uslu çocuklardı. Genelde onlarla iyi geçinirdik. Okullarından eve normal giden bir hayatları vardı. "Bitti mi?" diyen Seherin sesiyle bıraktığım kovayı yerden alıp mutfağın tezgahına koymak için uzandı. Kafamı sallayarak cevap verdiğimde diğer kovaları da getirmek için ahıra gidip geri geldim. Seher tekrar almak için uzandığında avluda duyulan ses şaşırtmadı ikimizi de . "Ben sana o katilin kızına yardım etmeyeceksin demedim mi Seher?"diye bağıran yengem Kaderdi. "Anne!"diye isyan etmek üzere ses çıkaracak olan Seherin elinden bir hışımla aldığım kovadan yere bir kaç damla süt düştü. Çizmelerimi hızlıca çıkarıp içeri mutfak tezgahına bıraktığım kova sonuncusu olduğundan çıkmak üzereydim. Gözüme ocakta kızaran patatesler takıldı. Boğazımda oluşan yumrunun sebebi belliydi. Bu evde ne zaman artık yemek yemediğimi anımsayamadım. Yengem avluda Sehere yine benimle konuşmaması üzerine nasihatler verirken yönümü hiç onlara dönmeden ayaklarıma geçirdiğim çizmeyle ahıra yeniden döndüm. Elime aldığım kürekle az önce inek sağmak için kullandığım tabureyi kenardan çekip oturdum. Başımı dayadığım kürek alnımı acıtsa da kafamı bir süre kaldıramadım. Buydum onlar için. Bir adım yoktu. Katilin kızı. Yıllar önce bir gece yarısı köy ahalisinden bir feryat kopmuştu. Denilene göre babam bir adamı vurmuştu. Babam mert adamdı benim. Yapmamıştır dedim içimden ama kollarında kelepçeyle götürdüler onu bu avludan. Gözlerimin içine acı içinde baktı giderken. Ağzını oynattı. Yapmadım d…