KANLI ÇIKIŞ VE İHANETİN EŞİĞİ
Yazar: Zehra

Jip, çamurlu ve keskin kayalıklarla dolu yokuşu tırmanırken motoru adeta can çekişiyordu. Arkalarından gelen o uğultu, sadece rüzgarın sesi değildi; koyun dibindeki o antik lanetin, bir canavarın soluğu gibi enselediklerini hissettiren canlı bir kütleydi. "Daha hızlı sür Arda! O şey dokunaçlarıyla arka tekerleği yakalamak üzere!" diye bağırdı Derin. Elindeki balta, içeri girmeye çalışan yoğun dumanlı eldivenleri savuştururken bilekleri sızlıyordu. Kaosun İçinde İç Hesaplaşma Meryem, arka koltukta kucağına aldığı drone çantasıyla kendini korumaya çalışırken çığlık atıyordu. "Telefonum! Can, hani internet çekecekti? Neden hâlâ ölü bir cihazı tutuyorum?" Can, titreyen elleriyle jipin torpidosundaki eski ilk yardım çantasını açmaya çalışırken bağırdı: "Meryem, şu an dünyadaki en son sorunun Wi-Fi sinyali! Ölmek üzereyiz!" Tam o sırada, ön koltuktaki Ayla’nın elindeki harita aniden parlamaya başladı. Kağıdın üzerindeki eski mürekkepler sanki kanla beslenir gibi koyulaştı ve kağıt bir anda alev alarak küle dönüştü. Ayla çığlık atarak haritayı jipin dışına attı. "Gördüm... onu gördüm! Sadece birimiz... sadece birimiz buradan sağ çıkabiliriz! Lanet böyle işliyor!" Bu cümle, jipin içindeki zaten gergin olan havayı bir barut fıçısına çevirdi. Arda, direksiyonu kırarak bir ağaca çarpmaktan son anda kurtulurken, Ayla’ya dönüp hırsla bağırdı: "Ne saçmalıyorsun sen? Hepimiz çıkacağız, anladın mı? Ölümüne susadıysan atla aşağı!" Fiziksel Çatışma ve Jipte Kavga Arda'nın bu agresif tepkisi, Derin'i öfkelendirdi. "Arda, kendine gel! Ayla zaten şokta, üzerine gitmeyi kes!" "Şokta mı? Kız az önce hepimizin öleceğini, sadece birinin kurtulacağını söyledi!" diye kükredi Arda, direksiyonu bir elinde tutarken diğer eliyle arkaya, Can’a bir yumruk savurdu. Can, jipin sarsılmasıyla dengeyi kaybedip Arda’nın omzuna çarpmıştı. "Çekil başımdan!" İçeride kaos tam anlamıyla patlak vermişti. Bir yanda arkalarından gelen devasa gölge dalgasının jipi içine çekmeye çalışması, diğer yanda beş gencin birbirine olan güveninin parçalanması... Derin, bir anlık fırsatı değerlendirip şoför koltuğu ile arka koltuk arasına geçip Arda’yı yakasından kavradı. "Direksiyona odaklan yoksa hepimizi uçurumdan aşağı uçuracaksın!" Doğaüstü Kırılma Tam o anda, jipin üstünden geçen simsiyah bir gölge, tavanı bir konserve kutusu gibi yırtıp içeri girdi. Bu, daha önce sahilde gördükleri o insansı yaratıklardan biriydi; ama bu kez çok daha büyük ve keskin pençeliydi. Yaratık doğrudan Meryem’e hamle yaptı. "HAYIR!" diye bağırdı Can, elindeki el fenerini yaratığın tam gözüne (eğer o bir gözse) sokarak. Yaratık tiz bir çığlık attı, ancak o darbeyle jipin dengesi tamamen bozuldu. Araç, patikanın kenarındaki gevşek toprağa savruldu. Jip, tekerlekleri havada kalacak şekilde yan yattı. İçerideki herkes birbirinin üzerine yığılmıştı. Sessizlik... sadece bir saniye süren o mutlak sessizlik, ormanın o korkunç uğultusuyla bölündü. "Herkes dışarı!" diye emretti Derin, kapıyı tekmeleyerek açarken. Dışarı çıktıklarında karşılaştıkları manzara dehşet vericiydi. Ormanın ağaçları sanki birbirine kenetlenmiş, onların kaçış yolunu bir kafes gibi kapatmıştı. Gökyüzü mor ve siyahın zehirli bir karışımına dönmüştü. Ve en kötüsü, jipin hemen arkasında, o antik binadan çıkan onlarca yaratık, ellerinde paslı zincirlerle onları çevrelemeye başlamıştı. Arda, ayağa kalkmaya çalışırken bacağındaki büyük bir yırtığı fark etti; kanı, toprağın üzerine damlarken yaratıkların daha da saldırganlaştığını gördü. "Kan kokusunu alıyorlar..." diye fısıldadı. Ayla, elindeki boşluğa bakarak soğuk bir sesle konuştu: "Artık bir yolumuz yok. Ya burayı bir mezarlığa çevireceğiz ya da o binaya geri dönüp, kapağı açtığımız için ödememiz gereken bedeli ödeyeceğiz." Derin, elindeki baltayı yere bıraktı ve yerden ağır bir kaya parçası aldı. Gözleri kararmıştı. "Binaya geri dönmek mi? O binanın altı bu cehennemin kapısıydı. Eğer oraya dönersek çıkamayız." "Çıkış yolu orası, Derin!" diye bağırdı Ayla. "Çünkü o mahzen, aslında bu koyu h…