Gölgeler Ardında

5. Bölüm

Yazar:

Gölgeler Ardında - Büşra bayrambey kitap kapağı
Gölgeler Ardında kitap kapağı

Hayatımda pişmanlıkları olan bir insan hiç olmadım. Kendi iradem dahilinde olan bütün olaylarda istediğim kararı vermiş ve sonuçları beni memnun etse de etmese de kendim yüzleşmiş, nihayetinde dersler çıkarıp hayatıma devam etmiştim. Bu akşam hariç! Semin Adin öyle bir noktaya getirmişti ki beni, dediği şeyi kabul etmiştim. Bunda sıkıntı yoktu, fakat beraberinde getirdikleri hiç hoşuma gitmemişti. Geceyi burada geçirmemi istemişti. Çünkü yapılacak olan açık arttırma yarın öğle saatlerinde olacaktı ve bu müzayede aynı zamanda maskeliydi. Zenginlerin inanılmaz komikliklerinin yanında saçmalıkları son bulmuyordu. Gündüz vakti bir maskeli baloya katılıp babamın mirası olan evini açık arttırmayla satın alacaktık ve tüm bunları yapmam karşılığında bana annemin onda olan resmini verecekti. Tüm bu saçmalıkları dinledikten sonra gülmeden duramamıştım ve onun karşımdaki ciddi duruşu neticesinde durumun gerçek olduğunu fark etmiştim. Sonuç olarak, benim için bir misafir odası hazırlanmıştı ve çiftlik evinde kalıyordum. Odam oldukça sadeydi. Beyaz duvarlar, ortada çift kişilik bir yatak ve yatağımın karşısında meşeden yapılma bir giysi dolabı vardı. Odanın içindeki kapı, banyoya açılıyordu. Burasıda küçük ve sadeydi. Odaya girdiğimde bavulum kapının yanındaydı. Pijamalarımı giydim ve yarını çok düşünmemeye çalışarak uyudum. Düşünürsem, kaçardım. Kaçarsam neler döndüğünü öğrenememenin yanında annemin resmiyle de vedalaşırdım… * Bütün gece uyumamamın ve kaçıp gitmemek için direnişimin ardında sabah erkenden kalkmış bir duş alarak üzerimi değişmiştim. Odamdan çıktım ve salonunda bulunduğu giriş katta olan odamdan varaklı salona doğru ilerledim. Çatal, tabak sesleri kulağıma gelirken mutfak olduğunu tahmin yürüterek seslerin geldiği yere ilerledim. Kocaman bir orta tezgâhı olan mutfak bej tonlarındaydı ve bir aşçı, iki yardımcı harıl harıl kahvaltı hazırlıyordu. ‘Günaydın.’ Diyerek yanlarına gittim. Üçüde bana dönerek ‘Günaydın’ dediler. İki kız ellerinde tabaklarla mutfağın giriş kapısı yerine bahçeye açıldığını tahmin ettiğim kapıdan dışarı çıktılar. Ocağın önündeki kadına yaklaşarak ‘Merhaba, ben Saye.’ Dedim. ‘Merhaba Saye Hanım. Kahvaltı birazdan hazır, dilerseniz bahçeye çıkabilirsiniz.’ Diyerek resmi ama tatlı bir şekilde beni başından göndermek istedi. ‘Size bir şey sormak istiyorum.’ ‘Buyurun.’ Dedi. ‘Semin Bey’i ne kadar süredir tanıyorsunuz?’ diye sordum. İlgilendiği yemeği bırakarak bana döndü. ‘Semin Bey’i çok uzun yıllardır tanırım. Fakat benim misafirlerle iletişim kurmam yasak. Sezer Bey bahçede sorularınızı ona sormanız daha doğrudur.’ Diyerek cevap vermeme fırsat vermeden ocağa döndü tekrar. Anlaşılan herkesi susturmanın bir yolunu buluyordu… ‘Kolay gelsin’ diyerek bahçeye açılan kapıya yürüdüm bende, kızlar kapıdan girerken bende dışarı çıktım. Buranın gecesi ayrı ama gündüzü apayrı güzeldi. Her tarafta çeşitli meyve ağaçları vardı. Bir nar ağacının altına masa kurulmuştu ve masanın en başındaki sandalye boşken sol tarafta Sezer Adin oturuyordu. Elindeki tablette bir şeylerle uğraşırken ona yaklaştım. ‘Günaydın.’ Diyerek sağda kalan sandalyeye oturdum. Kısa bir an bana baktı ve tekrar tabletine dönerken sadece başını sallamakla yetindi. Buda ayrı bir öküzdü anlaşılan. ‘Bu kadar kaba olmak zorunda değilsiniz.’ Dedim. Gözleri hala tabletindeyken ‘İşim var.’ Dedi sadece. Omuzlarımı silkmekle yetindim. Kendisi bilirdi, onunla uğraşmayacaktım. Çeşit çeşit kahvaltılıklar ve sıcaklar önümüze bir bir dizildiğinde Sezer tabletinden başını bir an kaldırmamıştı. En son çaylarımızda geldi ve tabağıma servislerden almaya başladım. ‘Semin’i bekle.’ uyarıda bulunan Sezer’i bu sefer ben görmezden gelerek tabağıma aldığım menemeni yemeğe başladım. Çayımdan bir yudum aldığım sırada, onun otoriter sesini duydum. ‘Günaydın.’ Dedi ve baş köşedeki sandalyesini çekerek oturdu. ‘Günaydın abi.’ Sezer’e yan gözle baktım. Daha sonra Semin’e döndüğümde zaten bana baktığını ve Sezer’e bakışımı da fark ettiğini gördüm ama bir şey olmamış gibi ‘Günaydın…

Bölümün tamamını WritePad'de oku