Gölgeler Ardında

1. Bölüm

Yazar:

Gölgeler Ardında - Büşra bayrambey kitap kapağı
Gölgeler Ardında kitap kapağı

23 Ekim 2024 Derler ki gölge, ışığın sırrıdır. Neyin sırrıydım bilmiyordum ama kendimde aydınlık bir yan göremiyordum. Belki daha doğduğum gün annemin ruhunun beni etmesinden, belki babamın beni halama bırakıp beni büyütmektense hayatına devam etmesinden… Pek çok sebebim vardı gölgelerde kalmak için. Yine de bugün buradaydım. Üzerime giydiğim siyah renk elbisem ve elbisemi gölgede bırakacak koyuluktaki saçlarımla, aynada son kez çeki düzen verdim görünüşüme. ‘Kızım hadi geç kalıyoruz.’ Babamın sesi alt kattan gelirken çabucak topuklu ayakkabılarımı ayağıma geçirdim ve merdivenlere yöneldim. Beni terk eden babam, liseyi kazanıp Ankara’ya gelmemle varlığımı kabullenmeye başlamıştı. Tam olarak kabullenmesiyse geçen seneye tekabül ediyordu. Mezun olduğum gün beni aramış ve artık beraber yaşayabileceğimizi söylemişti. Bunu öylece kabul etmek istemezdim, fakat yeni mezun olmuş işsiz bir avukat olarak ya babamın yanında kalacaktım ya da pek sevmediğim ve şiddetin her türlüsüne maruz kaldığım halamın yanına Kars’a dönecektim. Beni yıllar boyunca görmezden gelen babamın yanında kalmıştım. Numan Akay. Milletvekili Numan Akay . Jilet gibi takım elbisesi ve çevik gibi duruşuyla karşımdaydı. ‘Geç kalıyoruz hadi’ dedi bir kez daha ve görünümümle ilgili bir yorumda bulunmadan kapıyı açtı. Aynı evde yaşayan iki yabancıydık aslında, ben işe gider akşam gelir yiyecek bir şeyler hazırlardım ve yiyebileceğim kadarını kendi odama götürüp gerisini ona bırakırdım. Sessiz bir anlaşma dilimiz vardı. Bende şimdiye kadar hiç böyle bir isteği olmamıştı, beni genelde uzak tutardı vekil camiasından. Herkesten ve her şeyden, kendinden, çevresinden… Şoförün kullandığı siyah Mercedes, oldukça ihtişamlı otelin önünde durduğunda, girişin kalabalıklığı ilk dikkatimi geçen detaydı. Arabadan indik ve yan yana yürümeye başladık. Ayağımda topuklular olduğu için biraz yavaş ilerliyordum ve babamda bana ayak uydurarak yavaşça ilerliyordu. Kocaman kırmızı halıda ilerleyip otelin dönen altın sarısı kapısından içeri girdik. İçerisi farklı bir dünya gibiydi. Lobi yuvarlak şekilde tasarlanmıştı. Kendinizi mini bir dünyanın ortasında gibi hissediyordunuz. Atmosferi öyleydi ki duvarlar okyanus, dağ, orman temasında kabartmalı şekilde boyanmıştı. Yeni bir dünya gibiydi. Tam resepsiyonun arkasından kalan orta kısımdaysa tablo şeklinde kocaman bir boyama vardı, bir kertenkeleye benziyordu, belki bir yılan… Yılanın tek gözünü görüyordum, gözünde belirgin dünya haritası vardı. İlginç ama bir o kadar hayran olunasıydı. Babam beni asansörlerin olduğu kısma yönlendirdi. Bir süre bekledik, kalabalık her yanımızı sarmıştı, sıramız gelince geniş asansöre bindik. Asansör bile farklı bir dünya gibiydi. Uzun süredir Ankara’da yaşıyordum. Fakat bu oteli ilk kez deneyimliyor oluşum bir kayıp geldi. Dışarıdan lüks bir otel gibi görünse de içinin bambaşka bir dünya olmasını asla beklemiyordum. En üst katta durduğumuzda dışarı çıktık. Geniş balo salonunun girişi altın varaklarla süslenmişti, geleneksel bir havası vardı. Salonun girişinde birçok kokteyl masasının etrafında sohbet edenler vardı. Babam burayı es geçerek bizi varaklı balo salonuna yönlendirdi. Etrafta o kadar incelenecek detay vardı ki, babamın yönlendirmeleri olmasa olduğum yerde saatlerce dikilirdim. Salon tüm bu ihtişamın ve gösterişin yanında sade kalmıştı. Birkaç ışık yansıması vardı. Bu yansımalar kırmızı, mavi ve sarıydı . Masalar yuvarlak ve muntazam şekilde dizilmişti. Salonun tam ortasında bir masa diğerlerinden daha büyük tutulmuştu. Kocaman vazoların içerisinde mosmor orkideler vardı. Sadece en ortada bulunan o büyük masanın vazosunda her renk orkide mevcuttu. Hepsinden ikişer daldan toplam altı dal… Yanımızda olduğunu henüz yeni fark ettiğim, bizi masamıza yönlendiren görevli ‘Sayın Akay, masanız’ dediğinde ana geri döndüm. ‘Teşekkürler’ dedi babam ve benim için sandalyemi çekti. ‘Pardon efendim, yalnızca bir kişilik rezerve yapılmış.’ Babam benim sandalyemi ittiği sırada görevliye dönerek ‘O halde iki olarak değişti…

Bölümün tamamını WritePad'de oku