9. Bölüm
Yazar: Büşra bayrambey

İstediğimi almasını bilen bir yapım olduğunu söylemiş miydim? Çünkü bence bu hayattaki en büyük mottom olabilirdi. Daha önümde çok yolum vardı, fakat demek istediğimi zaman içerisinde anlayacağız. Öykü Acar’ın evinde aradığım hiçbir şeyi bulamama karşın şüphelerim ve hislerimde yanılmadığımı anlamıştım. Çağrıyla kaldığım otele doğru gidiyorduk ve hava neredeyse kararmak üzereydi. ‘Şurada inebilirim.’ Diyerek arabanın durması için uygun bir yer göstermiştim. Kapı kolunu açılması için çevirirken Çağrı’ya teşekkür ettim. ‘Bir ara bir şeyler içer miyiz?’ diye sordu. Bakışlarımı gözlerine çıkarttım. Soluk mavi gözlerinde heyecan pırıltıları bariz bir şekilde ortadaydı. Omuz silkerek ‘Bir ara denk gelirsek.’ Bu aslında onu kibarca reddetme yolumdu. Fakat o arabadan indiğim sırada ‘Denk geleceğiz.’ Dediğinde yüzümü görmemesine rağmen gözlerimi devirmeden edemedim. Arabanın kapısını kapatarak el salladım ve gitmesini beklemeden karşıdan karşıya geçerek otelime doğru yürümeye başladım. Kaldığım otel normal standartlarda bir yerdi. Girişe yaklaştığım sırada rolls-royce marka araba gözüme ilişti. Çünkü bu semt öyle zengin bir yer değildi, nitekim kaldığım otelin sönük yıldızlarından da belliydi. Es geçerek otelin girişine yürüdüğüm sırada ‘Saye.’ Diyen sese döndüm. Bir kez daha, Kerim. ‘Gerçekten şu durumdan çok sıkıldım Kerim. Gelemem. İşim var gitmem gereken bir yer var.’ Diyerek arkamı döndüm ve otele doğru ilerledim. Kendime lobiden bir taksi çağırıp Anaçev ormanlarına gidecektim. Cinayetin işlendiği o ormana, bence araştırma yapmanın en iyi yollarından biriydi. En azından o atmosfere bir göz atmalıyım diye düşünüyordum. Sonraki adımımsa Berat Güneş’le görüşmek olacaktı. Sanırım en zor kısmı buydu. Çünkü görüşme taleplerini reddetmesi bir yana görüşse bile tek kelime laf etmiyordu. Kapıdan gireceğim sırada ‘Saye’ sesini duymamla ayaklarım yere mıhlandı adeta…Kendime birkaç saniye tanıdım ve sese doğru dönmemin kaçınılmaz olduğunu bildiğimden bedenimle beraber az önce rolls-royce ’un durduğu yere döndüm. Beni karşılayan sarıya çalan amberler, az önce duyduğum soğuk ve otoriter sesin Semin Adin’e ait olduğunu doğrularken yutkunamadım. Adımlarını birer birer atarak tam önümde durdu. ‘O adam kimdi?’ diye sordu. Beni Çağrı’nın kullandığı arabadan inerken görmüş olmalıydı. Acaba ne kadar zamandır bekliyordu diye düşünmeden edemedim… ‘Sizi ilgilendirmez’ nihayet konuşarak düşüncelerimi perdeledim. ‘Mesajlarıma neden cevap vermiyorsun?’ diye sordu bu sefer. ‘Ben tanımadığım numara olduğu için cevap vermedim.’ Dediğimde yazanın o olduğuna dair şüphelerim vardı pek tabii ama önemsememiştim. ‘Mesai saatleri içerisinde ofisi habersizce terk edemezsin.’ ‘İlgilendiğim davayla ilgili bir durum vardı.’ Ona şu an Öykü Acar’ın evine gittiğimi söyleyemezdim. ‘Seni aradım.’ Dedi. Resmen soru yağmuruna tutuluyordum. ‘Telefonum çantamdaydı.’ Bu sorgu ne zaman bitecekti. ‘Bir daha bunlar olduğunda bana hemen geri dönmeni istiyorum’ kendinden emin duruşu ve sözleri sinirimi anında bozdu. ‘Emriniz olur. Başka bir şey var mıydı?’ dalga geçercesine söylediğim sözler bu sefer onu sinir ediyordu. ‘Göremiyorsun. ‘Dedi başını sağa sola hafifçe sallarken. ‘Tam olarak göremediğim nedir?’ ‘Sana bir şey olmasından endişe ettim.’ Diyerek itirafta bulunduğunda şaşkınlığım bir yana ensemin arkasını yakan bir sıcaklık tüm sırtıma yayıldı. Sözleri anlamsızdı, ama bedenimdeki etkileri pek öyle olmuyordu. ‘Bana ne olabilir ki?’ diyerek umursamazca konuştum. En azından bendeki etkisini görmesini bu şekilde gizleyebilirdim. ‘Efendim, burada daha fazla duramayız.’ Yanımıza gelmiş olan Kerim’i o an fark etmiştim. Semin kısa bir an Kerim’e baktı ve tekrar bana dönerek ‘Nereye gideceksin?’ diye sordu. Önceki sorumu es geçmişti. Cevapsız sorular yine aramızdaydı… ‘Siz nerden biliyorsunuz?’ ‘Saye, Kerim’e az önce bağırarak söyledin ya. Nereye gideceksin?’ Sabırsız tavrı sinir bozucu olsa da daha birkaç dakika önce söylediğim şeyleri unutuyor olmam daha sinir bozucuydu. ‘Anaçev orma…