4. Bölüm | İftira
Yazar: vişne 💓

Kalbim hiç olmadığı kadar kırılmıştı. Yaşadığım bu utanç verici ana rağmen güçlü olmaya gayret ettim ancak nafileydi. Gözlerimden yaşlar süzülüyordu. Maskaramla beraber yanaklarımdan akıp gidiyordu. İki elimle çantamın askılarını sıkı sıkı tutarken bakışlarım çaresizce sınıfın içinde geziyordu. En önemlisi de karşımdaki o çakma sarışına haddini bildirememek, tek bir kelime bile edememek bana çok koymuştu. Bedenimden utanıyordum, görünüşümden ve o anki acizliğimden tiksiniyordum. Oysa geçmişe bakıyorum... İstanbul’da dostlarım vardı. İstanbul’da hayat vardı.. Beğenmediğim, kusur bulduğum o eski halim şimdiki bu zavallı halimi bile beğenmezdi. Ben, kıymetini bilmediğim o genç kız için bir kez daha gözyaşı akıtabilirdim ama akıttığım her gözyaşı boşaydı. Ne yaparsam yapayım geçmişi geriye getiremezdim. Clara’nın yeşil gözleri, tepeden tırnağa beni süzerek üzerimde bir süre daha gezindi. Küçümseyen bakışlarını üzerimden ani bir hareketle çekti ve hızlı adımlarla sırasına doğru ilerledi. Ben ne olduğunu bile anlamadan, sınıfın ortasında ayakta öylece kalakalmıştım. Yaşadığım o ağır üzüntüyü biraz olsun sineye çekip yutkunduktan sonra şu lanet sınıftan çıkmayı nihayet akıl edebildim. Ancak arkamı dönüp kapıya yöneldiğimde, hemen karşımda 30’lu yaşlarındaki matematik hocasını gördüm. Üzerindeki jilet gibi takım elbisesiyle buranın saygıda kusur edilmeyen, otoriter hocalarından biri olduğunu anlayabilmiştim. O, üzerimde sert ve sorgulayıcı bakışlarını gezdirirken ben de yaşlı gözlerimle ve yarı açık kalmış dudaklarımla öylece ona bakmaktaydım. Hoca kaşları çatık vaziyette bana bakmaya devam ederken Emily, yanıma gelip kolumdan tuttu. Sanki demin hiçbir şey yaşanmamışçasına sakin bir tonla kulağıma fısıldadı. “Hadi Duru, oturalım lütfen” Bakışlarım Emily’e gittiğimde bir an için İstanbul’daki o gerçek arkadaşlarım geldi aklıma. Ben yalnız değildim.. gözlerimdeki yaşlar henüz kurumadan, onun uzattığı bu dost elinden aldığım güçle sıraya doğru ilerledim. Bana uzattığı mendil ile gözyaşımla birlikte akan maskaramı sildim. Bu dolan gözlerimden bir an önce kurtulmak istiyordum. Emily okulda oldukça başarılı örnek bir öğrenciydi. Notları hep en yüksekti, bu yüzden sınıftaki en ön sıralar her zaman ona reva görülmüştü. Emily de halinden mutlu gibiydi. Üstelik yanında kimse oturmadığı içinde şanslı sayılırdım. Her ne kadar ön sıralar benim gibi dikkat çekmek istemeyen, sessiz kızların asla tercih etmeyeceği yerler olsa bile buradaki tek dostum için bunu yapacaktım. Emily ile sıramıza geçip yerleştikten sonra hoca, masasına doğru ilerledi. Ben de o esnada gözyaşlarımı elimin tersiyle hızlıca sildim. Kalbim hâlâ deli gibi sızlıyordu. Okulun daha ilk gününden, herkesin gözü önünde aşağılanmış ve dalga geçilmiştim. Hoca, masasına geçip doğrudan bana bakarak konuşunca tüm dikkatimi ona vermek zorunda kaldım. Gözlerim demin ıslandığı için ışıkta parlıyordu. Yüzüme yalan bir tebessüm yerleştirip hiçbir şey olmamış gibi ona baktım. “Derse geçmeden önce sınıfımıza yeni katılan öğrencimizi tanıyalım bakalım. Ben matematik hocanız Bay Liam, senin ismin nedir?” Bay Liam’ın sorusu karşısında boğazımda düğümlenen o demin ki üzüntüyü yutkunarak yok etmeye çalıştım ve cevap verdim. “Duru... Adım Duru” Daha cümlemi tam anlamıyla tamamlayamamıştım ki sınıfta yine o sinir bozucu kıkırdamalar yükseldi. O esnada bakışlarımı Bay Liam’dan kaçırıp sıraya indirdim. Yine o acizliğe sığınmıştım. Üstelik Clara, o sinir bozucu sesini kimseden izin istemeye tenezzül bile etmeden sınıfta bir kez daha duyurdu. “Gerçekten inanamıyoruuum.. Burayı da iyice mülteci kampına çevirdiler!! Okula döktüğümüz o servet değerindeki paralar, böyle sefillere burs vermek için mi kullanılıyor yani? Şaka gibii” Artık bu kadarı çok fazlaydı. Damarıma basmıştı. İstemsizce dişlerimi sıktım, kaşlarım sinirle çatıldı. Oturduğum sandalyeden arkama döndüm, vücudumu tamamen ona çevirdim. Clara’ya baktığımda tek kaşı havada, sırıtırcasına doğrudan bana bakmaktaydı. Bende bakışlarımı onun o küstah yeş…