Gölge Çiçeği

2. Bölüm | İlk Tanışma

Yazar:

Gölge Çiçeği - vişne 💓 kitap kapağı
Gölge Çiçeği kitap kapağı

İstanbul’daki son gecemde odamın ortasında duran yarısı boş valizlere bakarken kalbimde tarif edilemez bir boşluk vardı. Salondan gelen kolileme sesleri, bantların o kulak tırmalayan gıcırtısı ve babamın telefondaki ciddi iş konuşmaları... Her şey bir sonun başlangıcı gibiydi. Uçak koltuğuna gömülüp bulutların üzerinden aşağıya, ışıkları yavaş yavaş kaybolan İstanbul’a bakarken aslında sadece bir şehri değil kendimi de geride bıraktığımı hissettim. Amerika’ya, Minnesota’nın o bitmek bilmeyen beyazlığına indiğimizde bizi karşılayan şey ciğerlerimi yakan bir soğuk ve yabancı bir dildi. Annem ve babam yeni hayatları için heyecanlıydı. Ben ise sadece uyumak istiyordum. Taşındığımız ev, eyaletin zengin mahallelerinden birindeydi. Devasa gri taşlı, pencereleri yere kadar uzanan bir evdi. Odama yerleştiğim ilk gün perdeleri sıkıca kapattım. Dışarıdaki o kartpostal güzelliğindeki kar manzarası benim için sadece bir tehditti. *** Zaman Minnesota’da sanki donmuş bir nehir gibi yavaş akıyordu. Taşınmamızın üzerinden dört ay geçmişti. Bu dört ay boyunca mevsimler en az benim kadar değişmişti. Koskoca dört ay boyunca odamdan sadece yemek yemek için çıkmıştım. Bu ruhumda olduğu kadar bedenimde de ağır bir yük bırakmıştı. Hareket etmiyordum, sürekli İstanbul’daki arkadaşlarımla konuşuyor, filmler izliyor ve önümdeki cips paketlerini bitiriyordum. Mutsuzluğumu yemekle besliyordum. Sonuç aynaya bakmaya korkan, yüzü sivilce ordusu tarafından istila edilmiş, tartıda gördüğü rakamdan nefret eden bir Duru... Eski kıyafetlerim artık üzerime olmuyordu. Makyaj yapmayı hiç öğrenmemiştim. Zaten bu sivilceleri hangi boya kapatabilir ki? diye sayıklıyordum. 💬 “Gün açan çiçekler gibiyim” Grubu: ↳ Ece: Duru hadi ama! Dört ay oldu kuzu, hâlâ bir fotoğraf atmadın. Amerika seni güzelleştirmiştir kesin. Anlat neler yapıyorsun? ↳ Duru: Ece, inan bana görmek istemezsin. Ben... ben çok değiştim. Ama iyi anlamda değil. Burada sadece yemek yiyorum ve ağlıyorum. Kendimi tanıyamıyorum artık. ↳ Selen: Saçmalama! Sen bizim bir tanemizsin. Orada ortam efsanedir şimdi. Çık o odadan artık! Bu mesajları okurken dahi ağlıyordum. Mental olarak çökmüştüm ve bu aralıksız devam ediyordu. Dışarı çıkamıyordum. Çünkü dışarıdaki o şatafatlı dünyanın içinde kendi kusurlarımla bir leke gibi duracağımı biliyordum. O günün akşamı mutfakta ailecek sessiz bir akşam yemeği yiyorduk. Babam, her zamanki profesyonel tavrıyla peçetesini kenara bıraktı ve doğrudan gözlerimin içine baktı. “Duru” dedi içinde saklayamadığı sert bir tonla. “Yarın sabah seni Wayzata Lisesi'ne kaydettirmeye gidiyoruz. Evrakların hazır.” Elimdeki çatal yere düştü. “Ne? Baba hayır! Ben hazır değilim. Bu halde... bu şekilde okula gidemem. Lütfen bir dönem daha bekle.” “Bu konu tartışmaya kapalıdır.” dedi babam, sesi yükselmeden cümlesine devam etti. “İki aydır bu evde öcü gibi yaşıyorsun. Wayzata bu eyaletin en iyi lisesi. Oradaki eğitim ve çevre senin için büyük bir fırsat. Hazırlan sabah erkenden çıkıyoruz.” Annem bana acıyan gözlerle bakıyordu ama babama karşı çıkacak gücü yoktu. Yemekten sonra odama koştum, kapıyı kilitledim ve hıçkıra hıçkıra ağladım. Aynanın karşısına geçip kendime baktım. Şişmiş gözler, pürüzlü bir cilt ve özgüvensizlikten çökmüş omuzlar... Sabaha kadar aynadaki yabancıya bakıp ağladım. Ne makyaj yapmayı biliyordum ne de kendimi o elit çocukların yanında hayal edebiliyordum. Düşünceler, susturamadığım bir uğultu gibi kafamın içinde dönüp durdu. Gözlerimi kapattığımda bile aynadaki o kız peşimi bırakmadı. Ne zaman uykuya daldığımı bile hatırlamıyorum. Karanlıkla aydınlık arasına sıkışmış kısa bir boşluk gibiydi. Sonra anlam veremediğim bir hızla sabah oldu. Alarm çaldığında sanki daha yeni gözlerimi kapatmıştım. Vücudum ağır, zihnim yorgundu ama kaçacak yerim de yoktu. Bir mucize olsun, okulda yangın çıksın diye dua ettim ancak nafileydi. En bol, en koyu renkli sweatshirtümü ve geniş pantolonumu giydim. Saçlarımı tepeden sıkıca topladım. Babamla hiç konuşmadan arabaya doğru ilerledik. Annem ise…

Bölümün tamamını WritePad'de oku