7. Bölüm
Yazar: 🍒

Bölüm görselleri

Hoşgeldinizzz✨ Yeni bölümün şarkıları Toygar Işıklı- İçimdeki Çığlık/Kalbimdeki Sancı ve tekrardan Toygar Işıklı- Bu Acı Nasıl Geçecek Bugünkü mekanımız Emniyet Müdürlüğüü Keyifli okumalar, yorumlarınızı bekliyorumm(Şarkıları biraz zor seçtim uymuş mu uymamış mı yorum yaparsanız da çok sevinirim) 7. Bölüm Kurtay Yalçın Güneşin doğuşu, içimdeki karmaşayı öldüremiyordu. Bulunduğum durum, asla istediğim bir şey değildi. Ben kendimi ne kadar prensiplerime adarsam adayım karşıma çıkan engeller, bir şekilde prensiplerimin yanlış olduğunu düşündürüyordu. Bu yaşıma kadar hiçbir zaman pes etmedim. Bulunduğum görevde, amacım neyse onu elde ettim. Bu bir cinayet vakası olsun, Türk istihbaratını korumak olsun hepsinde küçük bir taviz bile vermeden sağ salim görevi tamamladım. Sonunu her zaman önceden gördüm. Tek bir görevim hariç. Canımdan gördüğüm kişiden yediğim ihanet hariç. O olaydan sonra kimseye tam olarak güvenemedim. Hep soğuk tarafımı insanlara gösterdim. O ihanet, belki de benim sorumsuzluğumu yüzüme vurmuştu. Belki de iyi insanlara olan inancımı kırmıştı. Hayatta hiçbir zaman bir insan tamamen iyi olamaz. Elbet bir kötülüğü olmuştur bu dünyaya. Fakat, bir insan tamamen kötü de olamaz. İçinde küçük bir parça da olsa iyilik taşır. Aynı Asena gibi... Kötü biri olduğunu söylüyor fakat onun içinde iyilik kırıntıları var. Aynı benim herkese çok iyi gözüküp aslında içimde taşıdığım kötülüğüm gibi. Suçluluk duygum gibi. Asena Çelik, kendinin farkında olmayan bir kadın. Bugün onu eve getirdiğimde sayıkladıkları ile kafam karışmış ve geçmişini araştırmıştım. Yaşadıkları, hafife alınacak gibi değildi. Zordu, travmatikti ve bununla mizahı ile başa çıkmaya çalışıyordu. Başarıyordu da. Tek sorun, kendi içini yiyip bitirmesiydi. Kendisinin ne kadar güçlü biri olduğunu bilmiyordu. İhanete uğradığım kişinin engel olduğu görevi yıllar sonra tamamlayacaktım. Buna oyunun anahtarı olan Asena yardımcı olacaktı. Bilmiyordu, bilmesine de gerek yoktu. Geçmişini araştırırken tesadüfen Ahmet Çelebi ile olan geçmişini görmüştüm. Bunu bilmeye hakkı vardı. Kendisini katil zanneden birisinin buna ihtiyacı vardı. Aklıma birkaç saat önce Asena'nın sorduğu soru düştü. Ona yardım etmemin sebebi büyük oyunda ona ihtiyacımız olduğuydu. Diğeri ise...ona acımamdı. Asena Çelik'e gerçekten acıyordum. Ailesinden fiziksel ve ruhsal şiddet görmüş, kendi başına büyümeye çalışmış, bir organ mafyasını öldürmüş ve birçok kötü yola girmişti. Hayatta kalma yolu affedilmesi imkansız bir yol seçimiydi. Bunların başını belki o seçmemişti fakat devamını o getirmişti. Bunun için onu suçlayamazdım. Çocukken ne görürsen, yanlış olduğunu bile bile onu hayata geçirirsin. İçindeki o küçük çocuğu göremiyordu. Onun sesini duyamıyordu. Bu yüzden kendini kötülüğe adıyordu. Onun içinde de iyilik vardı, sadece onu ortaya çıkartamıyordu. Bana yang sembolünü çağrıştırıyordu. Simsiyah yani kötülüğü barındıran fakat içinde küçücük de olsa beyazı yani iyiliği taşıyan o sembolü. Dün deniz feneri ve adının baş harfinin bulunduğu bilekliği düşürmüştü. Fark edip aldığımda ona verme fırsatım olmamıştı. Bende kaldığı zaman bilekliğe yang sembolünü geçirmiştim. Yatağa yatırdıktan sonra da bileğine taktığımda yine sayıklaması ona acımamı daha da arttırmıştı. Bileğine ondan izinsiz dokunmak bile onu geçmişe sürüklüyordu. ''Bükme baba, sırtıma vur ama bileğimi bükme. Orası çok acıyor. Çok acıyor...'' Kulağımda yankılanan sesi ile oturduğum sandalyeden hızla kalktım. Balkondan çıkıp evin içine girdim. Kafayı sıyıracaktım, alçak herif kızda öyle bir travma bırakmış ki bileğine dokunduğumda bile anıları aklına geliyor. Elime telefonu alıp Asena'ya mesaj attım. Şu anda sersemliğin esiri olmuş bir şekilde uyuyordur ve muhtemelen gün boyu da uyuyacak fakat tedbir her zaman önemli. Siz: Bugün çok önemli bir işim var. Evden sakın çıkmıyorsun! Yoksa iki gün ev cezası alırsın Mesajı gönderdikten sonra aklıma gelenle bir mesaj daha attım. Siz: Benimle! İki gün ev cezası onun için çocuk oyuncağıydı. Ceza ona kolay gel…