Gölge Altında

3. Bölüm

Yazar:

Gölge Altında – 🍒 kitap kapağı
Gölge Altında – 🍒 kitap kapağı

Bölüm görselleri

Gölge Altında - 3. Bölüm bölüm görseli 1
Gölge Altında - 3. Bölüm bölüm görseli 1

3. Bölüm Geçmişimi, kişiliğimi yargılayan insanlardan nefret ediyorum. Onları alakadar etmeyen şeylere o küçük burunlarını sokuyorlar. Hayatımı benim yerime yönetmeye çalışan insanlardan nefret ediyorum. Kendim için en iyi kararı yine kendim veririm. İki şık arasında bırakılıp insanların istediği şıkkı zorda kaldığım için seçtiğim zaman, en çok kendimden nefret ediyorum. Şu anda da tam o anın içerisindeydim. Küçük salonumun camından kirli su birikintisine bakan yolda gözlerimi gezdirirken kamyonun tam karşımda durmasıyla o kamyon aklıma geldi. Ruhumu ezip geçen kamyon O olayı yaşadıktan sonra sahile kadar koşmuştum. Belki o adam bir anda kalkar ve yine beni yakalamaya çalışır diye, belki de gerçeklerden kurtulmak istedim diye. Sahile vardığımda strese daha fazla dayanamayıp yere yığılmıştım. Uyandığımda bir hastane odasındaydım. Ailem odanın kapısından görebileceğim şekilde dururken ağzıma taktıkları oksijen maskesi sayesinde nefes alabildiğimi hissediyordum. Kulağıma dolan sesler, tanımadığım birine aitti. ''Astım krizine girip bayılmış. Geldiğinde bacaklarının arasında kan da vardı. Vücudunda hiçbir kesik yok. Sanırım ergenliğe girmiş. Dizleri çok kanamıyordu fakat biz yine de pansuman yaptık. Şimdilik bir daha krize girmesini engelleyecek olan yazdığım ilaçları kullanması yeterli'' Bunu diyen kadın sayesinde o gün bacaklarımın arasından gelen kanın sebebini anlamıştım. Eve gittiğimizde, annem bana ergenliği anlatmak yerine neden başkasından duyduğunu ve o halde neden kaçtığımı sorarak hakaretler savurmuştu. İki gün boyunca ilk defa çektiğim o ağrı ile soğuk, gün ışığını zar zor içine alan küçük depoda aç bir şekilde kalmıştım. Aslında o küçük depo senin odandı Asena. Ailem bana bir oda bile yapmaya tenezzül etmemişti. Eskiden kullandıkları ve hala kullanmaya devam ettikleri depoya sadece bir yer yatağı koyarak orayı bana oda diye göstermişlerdi. Artık ne onların parasına muhtaçtım ne de bir odalarına. Kendi evimde birden fazla odam vardı. Tırnaklarımla kazıyarak sahip olduğum bu evde, tek başıma gayet iyi idare ediyordum. Camı açıp başımı aşağı doğru eğdiğimde Kurtay mıdır Kutay mıdır her ne isime sahipse o buz küpünü gördüm. Siyah güneş gözlükleri ile çok havalı gözüküyordu. Giydiği lacivert polo yaka tişörtle, siyah kot pantolonla duruşundan egosunun dolup taştığı belli oluyordu. Kamyondaki eşyaların taşınmasında yanındaki adama yardım ederken bile o dik omuzlarını birkez olsun indirmiyordu. Gerçekten bu kadar hızlı taşınmasına gerek var mıydı? Beni kontrol eden birisini hayatımda istemiyordum. İçeri geçip pencereyi kapattım. Elimdeki soğuk suyu yanımda duran beyaz sehpaya sertçe bıraktım. Ben kimsenin bana karışmasını istemiyorum. Mızıkçılıksa mızıkçılık. Onun benden bıkması ve görevi bırakması için herşeyi yapacaktım. Koyu yeşil tona sahip L şeklindeki koltuğuma kurulduğumda zil çalmıştı. Oflayarak ayağa kalktım. Kesin o Kutay gelmişti! Kapıyı açtığımda, içimde tahmin ettiğim kişiyi görmenin hıncı vardı. Yani tahminleri hiç tutmayan birisinin ilk defa istemediği bir kişide tutması da kaderin sana olan nefretidir ancak. Kader sanırım gerçekten benden nefret ediyor olabilirdi. Şu zamana kadar asla bir tahminim tutmamış, şansım yaver gitmemişti. Nasıl birşeyi başardıysam hırsımla kazanmıştım. Şuan ise kılımı bile kıpırdatmadan düşündüğüm şeyin olması ile ne tepki vereceğimi bilmiyordum. Tuta tuta bu zamanda mı tutmuştu? ''Evet Kutay, neden zilimi çaldığını sorabilir miyim? Sonuçta bu taşınma merasimini sessiz bir şekilde de tamamlayabilirdin.'' dedim iğneleyici bir tonda. Onu istemediğimi iliklerine kadar hissetmesi gerekiyordu ki görevi hemen bıraksın. ''Öncelikle adım Kutay değil Kurtay. Kapını çalmamın sebebi ise telefonunu yarım saatliğine almam gerektiği'' dediğinde istemsizce tek kaşım havaya kalktı. Karşıma taşınmamış gibi bir de telefonuma mı el koyacaktı? ''Sebep?'' diye sorduğumda bir elim belime gitmişti. Üstümde toz pembe renginde bir tshirt ile gri renkte bir eşofman altı vardı. Kıvırcık saçlarımı kafamın tep…

Bölümün tamamını WritePad'de oku