12. Bölüm
Yazar: 🍒

Merhaba arkadaşlar bu bölüm en kısa bölümlerden biri daha fazla yazmak isterdim fakat bu bölümün geçmişle yüzleşmemiz gereken bir bölüm olduğunu düşündüm umarım anlayışla karşılarsınız Ve ayrıca ben matematikte berbat olduğum için yaşlarını yanlış hesaplamışım yani birşeyler oldu oralarda Asena ve karsunun yaşları doğru fakat kurtay çok garşp kalır diye delikanlı dedim haberiniz olsun Bölüm şarkısı Gripin- Böyle kahpedir dünya Neyse ben çok uzatmayayım keyifli okumalarr 12. Bölüm İlahi Bakış Açısı Yıl 2012 Bodrum'un o sıcak esintisi, hiçbir mevsime ayak uydurmuyordu. Sonbahara girmelerine rağmen sokakta hala kısa kollu ile gezen çoktu. Kurtay, güneşin yeni yeni doğduğu şehirde, okula doğru yol almıştı. Bugün okulunun 2. haftasıydı. Artık koskoca bir delikanlı olmuştu. Sessiz ve huzurlu yollardan geçerken bir ses duydu. Bu ses, sessizliği ortadan ikiye bölecek türden bir sesti. Ses çok yakınından geliyordu. Belki tam yanı, belki de bir sokak ötesi. Kurtay birisine birşey olma ihtimali ile koşarak o sesin olduğu yere gitti. Ses küçük bir kıza aitti. Koşuyordu. Boş yollarda üstündeki pijama ile durmaksızın koşuyordu. Kurtay kızın önüne geçtiğinde küçük kız yere yığıldı. Saat sabahın çok erken bir vaktiydi. Küçük kız, erken kalkmanın verdiği bitkinlik ile birlikte nefes nefese kalmıştı. Kurtay bir dizini kırarak onunla aynı hizaya geldi. Bir elini omzuna koyduğunda küçük kız yaprak gibi yeşil olan gözleri ile Kurtay'a baktı. ''Bir şeyin mi var? Kayıp mı oldun yoksa?'' diye sordu Kurtay en fazla 9 yaşında gözüken miniğe. ''Annem...günkararmıştı, ama o gitmiş. Ben uyuduğumda gitmiş!'' diye sesini yükselterek ağlamaya başladı. ''Belki de markete gitmiştir. Sana yemek için malzeme alması gerekiyordur'' diye kızı sakinleştirmeye çalıştı. Ama en çok o biliyordu, bu saatte market falan açık olmazdı. ''Ama markete gittiği zaman beni de yanında götürürdü'' diye karşı çıktı kız. ''Baban nerede?'' ''O işte. Polis olduğu için uzun günler boyunca gelmiyor'' minik daha yeni yeni düzgün cümle kurmaya başlıyordu. Fakat hala kendisini açıklamakta kötüydü. Kurtay çantasını yere bıraktı. İçini açıp annesinin hazırladığı sandiviçi çıkardı. ''Yemek ister misin? Karnını doyurduktan sonra anneni ararız'' diyen Kurtay'a tedirgin bakıyordu küçük kız. Aslında içten içe karşısındaki abiye güvenmişti, fakat duygularını dışa vurmakta iyi değildi. ''Olur. Ama annemi arayacağız söz ver'' diyen miniğe başını salladı Kurtay. ''Söz'' Sandiviçi kıza uzattı. Küçük kız açlığın getirdiği o iştahla sandiviçi kendince büyük ısırıklarla yiyordu. Kurtay annesinin nerede olabileceğini düşündü. Terk etmiş olabilir miydi? Ama bu minik kız çok sevimli gözüküyordu onun gözünde. Böyle tatlı bir kızı kim sevmez? ''Adın ne?'' diye sordu Kurtay ''Karsu. Senin ne?'' ''Kurtay'' ''Baksana isimlerimiz benziyor! İkimizinki de K harfi ile başlıyor. Bu da demek oluyor ki, çok iyi arkadaş olduk!'' diyen sevimli kıza gülümsedi Kurtay. ''Ben arkadaşımı çok sevdim'' dedi Kurtay. ''Bende'' dedikten sonra sandiviçten son ısırığını aldı Karsu. Sandiviç bitmişti, bu da demek oluyordu ki artık annesini bulacaklardı. Hızla ayağa kalktı Karsu. Annesini özlemişti. Belki daha birkaç saat geçmişti fakat çok düşkündü annesine. Onsuz yapamazdı. Kurtay'da ayaklandığında miniğin elini tuttu. Karsu da onun elini sıkı sıkı tuttuğunda yürümeye başladılar. ''Günkarardı ne demek?'' diye sordu Kurtay. ''Dün akşam ben uyuyakalmıştım biraz hasta olmuşum. Annem benim için ıspanak yapmıştı. Yiyeyim diye beni uyandırdığında ona günaydın demiştim. Sonra da gün aymadı aksine karardı kızım istersen başka bir kelime bulalım, akşam uyandığında onu dersin demişti. Bende olur demiştim. Sonra biraz düşündük ve annem günkarardı de dedi. Ben de öyle diyorum artık.'' dediğinde Kurtay'ın gözleri dolmuştu. Annesi ile çok güzel bir bağı vardı. Annesi onu terk etmiş olamazdı. O zaman neredeydi? ''Annenin adı ne? Ve soyadınız ne?'' diye sordu Kurtay. Polise gittiklerinde kayıp olduğunu demek için isme ihtiyacı vardı. Ve belki anne…