Geriye Kalan Anılar
Yazar: Betül

Masallarla değil, acılarla büyümüştüm. Yirmi beş yıllık hayatımda hep tek başımaydım. Bulutları hiç mavi çizmemiştim; bulutlar benim için hep gece gözüktüğü gibiydi. Hayatım zifiri karanlıktı. Son zamanlarda gökyüzünü mavi, bulutları beyaz gördüğüm günler bitmişti. Tekrar siyah olmuşlardı. Hiç anılarınızı hatırlamamak için o sokaktan geçmediğiniz, belki rüyada yüzünü görürüm diye uyumadığınız geceler oldu mu? Benim çok oldu. Ben sevdiğim kadını bir gecede kaybettim ve şu an kim bilir yine onlar onursuz bir ilişkinin içindeyken, ben getirildiğim cezaevinde bana verilen yatakta uzanmış, üst yatağın demirlerini sayıyorum. Belki gece sayar uyumam, ne dersiniz? Küçükken koyunları saydığımız gibi... Bileklerimde hissettiğim acıyla yüzümü buruşturdum ve yanımdan gelen sesin sahibine döndüm: "Ben Melih , Karamanlı ile uğraşmak da cesaret ister." Elimi ona doğru uzatıp konuştum: "Bende Kuzey . Sen Karamanlı'yı nereden tanıyorsun?" Bu soruyu beklemişçesine anında cevap verdi: "Onu tanımayan var mıdır acaba? Ama sanırsam ben daha yakından tanıyorum." Şaşkınlıkla, "Nasıl?" diye sordum, isminin Melih olduğunu öğrendiğim benim yaşlarımdaki kişiye. "Bir gün öğrenirsin elbet. Önemli bir kişilik değil benim için aslında." dedi, bakışlarını dizindeki ellerine indirip. Buraya geleli sadece beş saat olmuştu ama sanki beş gün gibi geliyordu. Kopan bir gürültüyle açılan kapıdan içeri giren esmer genç çocuğa çevirdim başımı. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Birkaç kişi tutup kaldırırken, biri bağırarak konuştu: "Sakin ol Halim." Başını hayır anlamında salladı ve bağırdı: "Evlenmiş abi, beklememiş beni! Evlendirmişler Berfin'imi. Bu kan davasının varya.." Ağzı bir an kapatıldı ve olduğu yerde yığılıp kaldı. Pencerenin kenarında oturan Melih'le muhabbet etmiştik. Öyle bir cümle kurmuştu ki, kilit noktamdı bu benim: "Gökyüzüne neden hayranlıkla baktığını sorabilir miyim?" Tebessüm ettim: "Çünkü gökyüzünde ayrı bir hayat var. Hissettiklerimizi bir balonun içine koyup gönderiyoruz ve vakti geldiğinde bizi buluyor. Ya patlayıp bomba etkisi yaratıyor ya da sihirli bir değnek görevi görüyor. Benim gönderdiğim balon ise sanki boş bir kutudan ibaret." Derin bir nefes alıp devam ettim: "Ben yarım kaldım, eksik yanımı gökyüzüyle tamamlamaya çalıştım. Birini, bir kızı çok sevdim ve gitti. Bir anda rengârenk hayatım, ormanın karanlığı gibi oldu. İhanete rağmen onu sevmeyi durduramıyorum ben. Karşıma şimdi çıksa affetmekten korkuyorum, yalan söylese bile ona inanmaktan korkuyorum. Ben yine ve yeniden onu sevmekten korkuyorum. " "İnsanı bazı şeyler kırar, üzer ama ihanet güçlendirir. Hislerini gizlemeyi öğrenirsin bazen, bazen susmayı ve zamanı geldiğinde unutmayı." Melih, dudaklarını büzüp "Vay canına be," dedi. "Sevmek farklı bir duygu elbet ama en tehlikeli duygulardan biri. Seversen zaaf olur ve bu zaaf da duyguların en beteridir." Arkamdan gelen ses ile oraya doğru baktığımda öfkeyle bana bakan Kasırga Hamdi 'yi gördüm. Kafamı tamamdır anlamında sallayıp kalkıp yanından geçtim ve yatağa yatıp gözlerimi kapattım. Bir süre sonra yukarı yatağına çıkan Melih'in sesiyle açtım gözlerimi: "İyi geceler." Gerçekten iyi miydi geceler? Neden iyi geceler derdik ki birbirimize? Acaba bir ümit iyi geçsin diye mi? Sesler duydum önce. Ayak sesleri, yanıma doğru yaklaşan ayak sesleri. Sonra boğazımda bir el hissettim. Beni nefessiz bırakmaya çalışan bir el. Gözlerimi açtığımda karşımda onu görmeyi beklemiyordum. Buraya nasıl girdiği hakkında bir fikrim yoktu. Karşımdaki kişinin yüzüne bakarken ter içinde kaldığımı hissediyorum. Uykumdan ter içinde uyandım ve saçlarımı geriye doğru ittim. Feza Karamanlı... IX. Feza'nın/ İç Sesi (Aynı anda, Feza/ hücresinde) Ölmemiştim henüz, yaşıyordum. Ve kazandığım zaferle birlikte kollarımın arasında uyuyan kadının yüzüne baktım ve saçlarının arasına bir öpücük kondurdum, bir elimle omzunu okşarken. Ela. Liseden beri tanıdığım ama dört senedir sevdiğim kadındı. Kimse kimsenin elinden almamıştı Ela'yı. Ahu Ela , Kuzey'i sevmemişti; onun için bir h…