Gökyüzünün Bahçeleri

Giriş🍀Her Şeyin Başladığı Gece

Yazar:

Gökyüzünün Bahçeleri - Betül kitap kapağı
Gökyüzünün Bahçeleri kitap kapağı

O gece bir odaya girdim ama binbir dertle karşılaştım. Yüreğime saplanan bıçakla yaşadım günlerce, yüreğimdeki acıyla yaşamayı öğrendim. Masanın orta yerinde karanlık yüzlü kişiler gördüm önce, sonra bu bıçakla yaşamayı öğrendim. Nefes aldığım son gece olduğunu bilmeden nefes aldım günlerce. Gözlerim öfkeye şahit oldu, kulaklarım duymaması gereken şeylere. Karanlık bir dünyanın figüranı oldum, sadece tek bir gecede harcandım. Sevdiklerim tarafından ihanete uğradım; yalnız büyüyen bir çocuğun yalnız dünyasının içindeki acılardan ibaretti bu hikaye. Yalnızlığımın sona ermesini beklerken, yalnız dünyama daha çok battığım ve o gecenin ardından, gökyüzüne hasret kaldığım günler gelmişti başucuma. Benim için artık sadece Gökyüzünün Bahçeleri vardı aklımda. Bilmeden dikenli yollarında yürüdüğüm bahçeler... Yaşadıklarım neydi, neden bunları yaşamıştım bilmiyorum. Ya da bilmek istemiyordum; kendime bile anlatamadığım, içimde tercüme edilmeyen birçok duygu barındırıyordum. Sevdiklerimin hayatımızdan bir çıkışını izlemiştim. Görmediğim, bilmediğim yalan söylenirken arkamdan, bileceğim ve göreceğim birçok olay yaşanacaktı. Geçmiş peşimi bırakmayacaktı; ya ben geçmişimi arkamda bırakıp ilerleyecektim ya da geçmişim beni bitirecekti. Ben Kuzey Efe, yaralı bırakılan ve hayatın zorlukların arasında sürekli yara alarak ilerleyen 25 yaşındaki o gencim. İçinizden biriyim, sizin gibiyim. Bazen susuyorum, yüreğimin sesini dinliyorum. Ama bu sefer onu yapmak istemiyorum. Çünkü düştüğüm bu yer, kapalı bir kutudan ibaret. Sıkışıp kaldım; bir kuyu gibi karanlık ve soğuk. Duvarların ardından sesler geliyor. Herkesin acısı farklı, duvarlar adeta acıdan ağlıyor. Kapı üstüne kapı kapatılıyor ama farkında değilsin. Dile getiremediğim dertlerim, uyuyamadığım geceler ve kalbimi yangın yerine çeviren bir sevda vardı yüreğimde. Benim hastalığım da buydu işte: sevda için ölmek değil, aşkın için yaşamaya çalışmak... Ve bazen hepimizin bir mucizeye ihtiyacı olur. Bu mucize bazen pencereden giren gün ışığıyla olur, bazen ise hayatına aniden girip seni o kuyudan tutup çıkaran, yolunu aydınlatan, düştüğün kuyunun içini aydınlatan ay ışığıdır... Benim için böyle olmuştu; sevdamın peşinden koşmak için yürüdüğüm bu yollarda ay ışığını bulmuştum... Sizin bildiğiniz benim aydınlık yüzümdü. Peki ya içimde bir yerlerde varlığından habersiz olduğum karanlık bir tarafım var ise ne olacaktı? Uçurtmanın gökyüzünde yol aldığı gibi, ben de avıma öyle yaklaşacaktım; sakin ve temkinli... 🌿 Oysa insan en çok kendine yabancılaştığı anlarda keşfederdi sınırlarını. Ruhumun derinliklerinde uyuyan o yırtıcı, ihanetin Soğuk nefesiyle gözlerini açmıştı bir kere. Bana doğrultulan her yalancı gülücük, arkamdan fısıldanan her kirli itiraf, içimdeki o karanlık aynaya tırnaklarını kazıyordu. Beni feda ettikleri o masanın etrafında oturanlar, arkalarında sadece yıkık dökük bir genç bıraktıklarını sanıyorlardı. Bilmiyorlardı ki; küllerinden doğan her adam, yangını başlatanlardan daha yakıcı olurdu. Bileklerimdeki hayali kelepçeleri, zihnimdeki zincirleri teker teker kırdım. Gökyüzünün Bahçeleri bana bir sığınak değil, bir savaş alanı olacaktı artık. Her dökülen yaprakta bir intikamın fısıltısı, her batan dikende geçmişin hesabı gizliydi. Ay ışığı yolumu aydınlatırken, gölgem arkamdan uzayıp o kuyunun derinliklerine kadar çekiliyordu. Artık o kuyudaki çaresiz çocuk değildim. Suskunluğum bir kabulleniş değil, yaklaşan fırtınanın sessizliğiydi. Avımın izini sürerken bastığım toprağı bile incitmeyecek kadar sessiz, fakat üzerlerine çöktüğümde kaçamayacakları kadar kararlı olacaktım. Ben Kuzey Efe... Kendi hikayesinde figüran kılınmak istenen ama başrolü kanla, inançla ve yaralarıyla söke söke alan o adam. Karanlığım, aydınlığımın muhafızıydı artık. Ve bu yolun sonunda, ya o bahçeleri yeniden yeşertecektim ya da beni yakmak isteyenlerin dünyasını başlarına yıkacaktım. Zira Gökyüzünün Bahçeleri artık benim için sığınılacak masum bir liman değil, toprağı kana ve intikama doyacak bir savaş alanıydı. O…

Bölümün tamamını WritePad'de oku