GÖKKUŞAĞI KRALLIĞI - ZİLAN ERBEK ARIKAN

BEŞİNCİ BÖLÜM

Yazar:

GÖKKUŞAĞI KRALLIĞI  - ZİLAN ERBEK ARIKAN – Zilan Erbek Arıkan kitap kapağı
GÖKKUŞAĞI KRALLIĞI - ZİLAN ERBEK ARIKAN – Zilan Erbek Arıkan kitap kapağı

Bölüm görselleri

GÖKKUŞAĞI KRALLIĞI  - ZİLAN ERBEK ARIKAN - BEŞİNCİ BÖLÜM bölüm görseli 1
GÖKKUŞAĞI KRALLIĞI - ZİLAN ERBEK ARIKAN - BEŞİNCİ BÖLÜM bölüm görseli 1
GÖKKUŞAĞI KRALLIĞI  - ZİLAN ERBEK ARIKAN - BEŞİNCİ BÖLÜM bölüm görseli 2
GÖKKUŞAĞI KRALLIĞI - ZİLAN ERBEK ARIKAN - BEŞİNCİ BÖLÜM bölüm görseli 2

Merhaba Sevgili Kitap Dostlarım ❣️ Artık GÖKKUŞAĞI KRALLIĞI 'ndayız! Bakalım bizi neler bekliyor❣️ 🌈 Keyifli okumalar 🌈 "Gökkuşağı Krallığı'na tekrar hoş geldin Kızıl Prenses, umarım bu sefer kanatlarında ölüm zebanileri yoktur!" Lalin zihninde ardı ardına tekrarlanan cümleden sonra hızla kafasını çevirdi. Adamın yüzü hala yakınında olduğu için ani dönüşünden sonra burunları birbirine çarptı. Adamın gözlerindeki siyah irislerin karanlık bir ışıkla parladığını gördüğünde kızıl gözlerini kıstı. Adamın yakınlığından, sıcak ve duman kokan nefesinin kendi suratına çarpmasından gram rahatsızlık duymadı. Mademki adam onunla oynamayı tercih ediyordu oda bu oyuna katılacaktı. Adam aniden kadınla burun buruna durmalarına bir an şaşırsa da kadının gözlerindeki meydan okumayı görmüştü. Kadının kızıl gözlerinde turuncu bir kıvılcım çaktığında adamın dudakları sinsi bir tebessüme gebe kaldı. Lalin adamın kıvrılan dudaklarına kısacık bir an baktıktan sonra "Ya şimdi bana sabahtan beri neler saçmaladığını anlat ya da çekil önümden gideceğim!" dedi. Adamın tek kaşı havaya kalktığında siyah gözlerine bir dinginlik yerleşti. "Bu konuları konuşmak isteyeceğin son kişi bile değilim," dediğinde vücutlarını yalayıp geçen rüzgâr kadının kokusunu yüzüne çarptı. Kadının kızıl birkaç tutam saçı kendi yüzüne çarptığında yutkundu. İntikamını gölgede bırakacak kadar güzel olan bu kadın karşısında boğazının kuruduğunu hissetti. Kadının kızıl gözlerindeki alevin kendi kara gözlerine sıçramasına izin vermemek için geri çekildi. Lalin, adamın üzerine sinmiş dumanlı kokunun kısa bir an etkisinde kaldıktan sonra kendine geldi. Geriye çekilen adamdan sonra kurumuş dudaklarını yalayarak ıslattı. Adamın kıstığı gözleri dudaklarına odaklandığında yutkundu. Ardından da burnunu dikleştirerek "Peki sen bilirsin, bana önce Orkun'un yerini söyle, sonra da bırak gideyim. Belki yolda benimle konuşmaya hevesli birini bulurum!" dedi. Adam, Orkun'un kim olduğunu sormaya tenezzül dahi etmedi çünkü ormandaki adam olduğundan oldukça emindi, "Orkun nerede bıraktıysan oradadır!" dedi. Adamın ismini söylerken yüzünden tiksinti dolu bir ifade geçti. Lalin karşısındaki adamın konuşup konuşup ardından da hiçbir şey olmamış gibi davranmasından, kendisine bıkkınlık verecek kadar gizemli bir havaya bürünmesinden sıkıntı duydu. Daha fazla adamın oyuncağı olmamak için gitmeye kararlı bir halde "Pekâlâ, madem hiçbir şekilde diyalog kurmuyorsun o halde gidiyorum ben!" dedi. Adamın vereceği cevabı beklemeden balkondan ayrılmak için harekete geçti. Henüz bir adım atmışken adamın buz gibi sesinin kendi etrafını sarmaladığını hissetti. "Gitmeden önce yatağın üzerindeki elbiseyi giy, yarı çıplak bir halde odamdan çıkamazsın, itibarımı zedeleyeceksin!" Lalin önce adamın sözlerini sindirmek için kısa bir an durakladı. Ardından da adamla karşılaştığı andan beri kendisiyle oynamasından duyduğu hırsla derin bir nefes aldı. Adamın kendisine emir vermesinden, bir şeyler saçmaladıktan sonra susmasından bıkmıştı. Gözlerinde yanan öfke alevinin dudaklarına taşmasıyla gülümsedi. Kızıl dudaklarına bulaşmış hırsla omzunun üzerinden adama baktı. "Öyle mi? Bu bana ancak zevk verir!" Sözlerini henüz sonlandırmışken üzerindeki sabahlığı açtı. Gözlerini adamın siyah irislerinden ayırmadan sabahlığı kollarından sıyırarak yere attı. Adam, karşısında yalnızca siyah dantelli çamaşırlarıyla kalan kadının gözlerinden kendi keskin bakışlarını bir an bile ayırmadı. Kadının sinsi bir gülümsemeyle "Hoşça kal!" dedikten sonra yarı çıplak bedeniyle önce odasını adımladığını ardından da kapıya ulaşmasını izledi. Bakışlarını bütün bu süreç boyunca yalnızca, kadının neredeyse kalçasına kadar inerek sırtını tamamen örten, kızıl saçlarından ayırmamıştı. Lalin neredeyse iki metre boyunda olan ahşap kapılara ulaştığında, tıpkı sarı saçlı kadından gördüğü gibi, kapıyı tıklattı. Kapının açılma sesini duyduğunda geriye bir adım attı. Bu adımıyla kapının yüzüne çarpmadan açılmasını hedeflerken, sırtının sert bir bedene çarpmasıyla du…

Bölümün tamamını WritePad'de oku