GÖKKUŞAĞI KRALLIĞI - ZİLAN ERBEK ARIKAN
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Yazar: Zilan Erbek Arıkan

Bölüm görselleri


Merhaba Sevgili Kitap Dostlarım ❣️ Artık BÜYÜCÜ KRALLIĞI 'ndayız! Bakalım bizi neler bekliyor❣️ 🌈 Keyifli okumalar 🌈 GÖKKUŞAĞI KRALLIĞI EJDERHA KRALLIĞI'NA GİRİŞ Boşlukta süzülen ayakları yerle temas ettiğinde Lalin, etrafını sarmalayan yoğun ışık yüzünden kapattığı, gözlerini açtı. Gördüğü görüntülerle kırmızıya çalan dudakları hayranlıkla aralandı. Burnuna dolan doğanın eşsiz kokusu, kızıl gözlerine yansıyan tropik ağaçların görüntüsü ve bedeninin etrafını sararak ruhuna ulaşan huzurun sesi; kalbindeki derin hasreti alevlendirdi. Lalin kalbinden yükselerek ruhunu ele geçiren hasretle öne doğru birkaç adım attı. Kulaklarına ulaşan kuş cıvıltıları ve ağustos böceklerinin şarkısı eşliğinde dudaklarında huzurdan doğan bir gülümseme peyda olduğunda; en az kendisi kadar etrafa büyülenerek bakan Orkun'un avucundaki elini kurtardı. Gökyüzüne doğru uzanan tropik meyve ağaçlarının gölgesinde kalmış iki beden, ormanın derinliklerindeki büyülü şelalenin birkaç kilometre ilerisinde, kulaklarına dolan çeşit çeşit kuşların söylediği şarkının büyüsüne kapılmıştı. Gözlerinin önüne serilen koca yapraklı yemyeşil ağaçların üzerindeki türlü türlü meyveler, yere ağaçların diplerine serpiştirilmişçesine uzanan rengarenk çiçekler ve yaydıkları eşsiz kokuyu burunlarına taşıyan ılık rüzgârın, tenlerini yalayan ufak dokunuşları gözlerindeki parıltıları besleyerek hayranlıklarını arttırıyordu. Kilometrelerce ötedeki şelalenin gümbürtüsüne karışan kuş sesleri, bulundukları ortamın eşsizliğine karışıyordu. "İnanılmaz!" ilk olarak konuşan Lalin olmuştu. Kapıldığı büyülü atmosferin etkisi altında söylediği cümleden sonra bakışları avucundaki hala parıldayan küreyi buldu. Dudaklarındaki tebessüm usulca solarken kürenin de aynı hızla parıltısını kaybettiğini gördü. Küre elinde cansız bir objeye dönüştüğünde, çatık kaşlarıyla küreyi göğüslerinin arasına yerleştirdi. Nerede olduklarını, nasıl geldiklerini anımsadığında bedenin üzerinde dolanan bir ürperti hissetti. "Aman Allah'ım çok lezzetli!" birkaç şapırtı Orkun'un sözlerine eşlik ettiğinde Lalin çatık kaşlarıyla adama döndü. Adamın elindeki muza benzeyen ama tamamen kıpkırmızı olan şeyi iştahla yediğini gördü. Orkun'un sanki yıllardır bu ormandaymışçasına güvenli bir tavırla yediği meyveyi gören kadın, zihninde patlayan öfke fişekleriyle adamın yanına ulaştı. Adamın elindeki meyveyi bir hışımla çekerken "Sen kafayı mı yedin!" dedi. Orkun cevap verebilmek için tıka basa doldurduğu ağzındaki meyveyi hızla çiğnerken, kadın adamın dudaklarına, çenesine ve hatta burnuna bulaşmış kırmızılığa baktı. Öfkeli ve kızıl kıvılcımlar saçan gözlerini, adamın şaşkın ela gözlerine sabitleyerek "Sana yemin ederim burada ölürsen, leşini bile taşımayacağım!" dedi. Orkun ağzındaki lokmaların birçoğunu yuttuğunda gülümsedi. Adamın dişlerine bulaşmış kırmızılık kadına, sanki adam bir meyveyi değil de canlı canlı bir hayvanı yemişçesine yamyamca görünmüştü. Lalin yüzünü tiksintiyle buruşturarak, adamın elinden aldığı, meyveyi hemen önlerindeki tropikal ağacın dibine attı. Parmaklarının ucuna bulaşmış kırmızılığı elbisenin eteklerine silerken adam "Amma abarttın ha! Alt tarafı bir meyve!" dedi. Lalin, adamın sakinliğinin kendi öfkesini beslemesini kontrol etmeye çalışırken dişlerinin arasından "İnşallah geberirsin de bedenini bu ormandaki yeşil başlı ayılar yer!" dedi. Kadının tepkisine neredeyse kahkaha atarcasına yüksek bir sesle gülen adam, gülüşmelerinin arasından "Yeşil başlı ayılar mı!" dedi. Lalin adamın karnını tutarak gülmesine yüzündeki tiksinti ve öfkeyle bakarak "Kırmızı muz, yerken sana bu kadar imkânsız gelmiyordu!" dedi. Orkun kadının öfke bulaşmış kızıl gözlerine bakarak gülmesini aniden kesti. Karnını tutan eliyle hızla ağzını kapatırken "Ah midem!" dedi. Ardından yalpalayarak hemen önündeki gövdesi oldukça kalın ağaca tutundu. "Başım dönüyor," diyerek kafasını eğdiğinde Lalin endişeyle adamın yanına gitti. "İyi misin?" diyerek adamın eğdiği yüzünü avuçlarının arasına aldı. Kendi yüzüne yaklaştırdığı adamın yü…