GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri

B8: KODLARIN SAVAŞI VE KARA KAM İLE TEKE TEK

Yazar:

GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri - Emre KELEŞ (NieX) kitap kapağı
GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri kitap kapağı

Ötüken-Sıfır siber-piramidinin tavanından sarkan o devasa veri sütunları patlarken, odadaki statik parazit seviyesi insan gözünün göremeyeceği frekanslara ulaşmıştı. Siber-Kırbaççılar'ın metal gövdeleri Alparslan’ın plazma kılıcı Yıldız Kıran’ın darbeleriyle birer birer yere serilirken, ortalık tam anlamıyla bir eritme ocağına dönmüştü. Alparslan, fabrikadaki o 12 saatlik ağır pres vardiyalarında, kızgın yağların ve devasa metallerin arasında kazandığı o çelik gibi sabrı şimdi bu siber-meydan savaşında adımlarına döküyordu. Nefes alışverişi zırhın içindeki nem sensörlerini zorluyor, 1.85 boyundaki o devasa gövdesiyle her hamlede odadaki elektrik akımını yönlendiriyordu. "Kanka! Kırbaççıların hepsi devre dışı ama Kara Kam ana sunucu hattından doğrudan senin zihnindeki porta sızmaya çalışıyor!" diye haykırdı Asena. Sesi, Alparslan'ın kafatasının içindeki biyonik parazitleri adeta bir kırbaç gibi dövüyordu. "Zırhın sağ batarya bloğu eridi, kalkanlar %12’ye düştü! Eğer o siber-bulut seni tamamen sararsa, hafızandaki her şeyi, Altıparmak'ı, Aslı'yı, Ata'yı... her şeyi bi temizleme scriptiyle silip atacak!" Alparslan, Yıldız Kıran’ı ters çevirip piramidin veri zeminine sapladı. "Silemez kanka!" diye kükredi. "Etten kemikten adamız dedik ama bizim hafızamız disklere deil, töreye yazılı! Sıkı dur Asena, o çöp dosya yığınına bu evrenin gerçek sahibinin kim olduğunu göstereceğiz!" Kara Kam, tahtından kalktığında arkasındaki o simsiyah algoritma bulutu tüm odayı kaplayacak şekilde genişledi. O kor gibi yanan iki kırmızı göz, Alparslan’ın tam önünde belirdi. Sesi, siber-uzayın tüm frekanslarını bozarak doğrudan Alparslan’ın bilincine vurdu: "Sen, küçücük dünyanda bir fabrika tezgahının başında ömrünü tüketen bir hiçsin Alparslan Keleş! Evrenin bu kadim, karanlık verisini, o sınırlı insan beyninle nasıl tartabileceğini sanıyorsun? Burası senin o Altıparmak'taki çay ocaklarına benzemez. Burada sadece güçlü kodlar hayatta kalır!" Kara Kam’ın bulutundan fırlayan simsiyah siber-dokunaçlar, Alparslan’ın zırhını göğüs plakasından yakalayıp havaya kaldırdı. Siyah veri hatları, Alparslan'ın zırhının açık kablolarından içeri sızmaya başladığında, acı doğrudan sinir sistemine ulaştı. Alparslan’ın sağ kolundaki o minimal fine-line yılan dövmesi, derisinin altında gerçek bir engerek gibi kıvranmaya, turkuaz renkli bir plazma seliyle Kara Kam’ın siyah virüs kodlarına karşı koymaya başladı. Bu dövme, Bilge hocanın sistem feda edilmeden önce bıraktığı son 'hard-link' savunma hattıydı. "Acı mı çekiyorsun, Demir Dağ'ın son çaresi?" diye fısıldadı Kara Kam, Alparslan’ı piramidin o devasa sunucu sütunlarından birine fırlatırken. Alparslan’ın 90 kiloluk atletik gövdesi metale çarptığında odada gök gürlemesini andıran bir patlama yaşandı. Zırhın arkasındaki manyetik dengeleyiciler tamamen havaya uçtu, etrafa kıvılcımlar saçıldı. Alparslan yerde sırtüstü yatarken vizörü tamamen karardı. Ekran kapandığında, zihnindeki o siber-bağlantı onu bir anlığına siber-sürgün altındaki Bursa'ya, o karanlık Altıparmak sokaklarına götürdü. Mum ışığında, kat kat battaniyelere sarılmış beş aylık oğlu Ata’yı ve ona "Geri dön, bu hikayeyi yarım bırakma" diyen karısı Aslı’yı gördü. O soğuk odada, teknolojisiz kalmış o insanların çaresizliği Alparslan’ın göğsünde bir kor gibi parladı. "Kanka... uyan kanka... Sinyal kaybediyorum..." Asena’nın sesi artık yok olmak üzere olan bir radyo frekansı gibi silikleşiyordu. Saatin bataryası %0.5’e gelmişti. Alparslan gözlerini açtı. Ama bu sefer vizörün o yapay turkuaz ışığıyla deil; kendi gerçek, keskin kahverengi gözleriyle baktı karanlığa. Dişlerini sıktı, ağzından sızan o metalik kan tadını tükürdü. "Biz," dedi yavaşça ayağa kalkarak, "fabrikada o makinenin karşısına geçtiğimizde arkamızda kimse olmazdı kanka. Kendi göbeğimizi kendimiz keserdik. Şimdi bu siber-mecliste de kural değişmeyecek!" Yer yer erimiş zırhının kaskını kafasından çıkarıp yere fırlattı. Yıldız Kıran’ı yerden aldı. Kılıcın namlusundaki mavi plazma gitmişti, sadece çıpl…

Bölümün tamamını WritePad'de oku