GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri
B6: SANAYİDEKİ KIVILCIM VE KOZMİK TOY ÇAĞRISI
Yazar: Emre KELEŞ (NieX)

Sanayi sitesindeki o köhne dükkanın içi, Alparslan’ın çocukluğunun geçtiği, babasının o eski motor yağlarının kokusuyla doluydu. Yerde hurda bi yığın gibi yatan Mankurt-Haberci’nin gözlerindeki o kırmızı ışık yavaş yavaş sönerken, dışarıda Altıparmak semalarını kaplayan o dijital cızırtı daha da artmıştı. Kara Kam, tüm dünyayı siber-sürgüne yollamıştı ama Alparslan’ın teslim olmaya niyeti yoktu. "Kanka, bu tenekenin içindeki veri çekirdeğini sökebilirsek Kara Kam’ın bizi izlediği o frekansı tersine çevirebilirim," dedi Asena. Sesi, Alparslan’ın beyninin içindeki o biyonik parazitlerin arasından zar zor seçiliyordu. "Ama acele etmemiz lazım, saatin bataryası %2’ye düştü. Kapandığım an siber-uzayda bi hayalete dönerim." Alparslan yerdeki robotun göğüs plakasını o kaba, nasırlı elleriyle bir hamlede ayırdı. Fabrikada o polyester kazanlarının başında, 12 saatlik vardiyalar boyunca makinelerle boğuşa boğuşa metalin dilini öğrenmişti zaten. Bir tornavida darbesiyle parlayan turkuaz renkli mikro-çipi söküp kendi zırhının açıkta kalan o kablo hatlarına bağladı. "Şimdi Asena!" diye bağırdı Alparslan. "Jeneratörü ateşliyorum!" Dükkanın köşesinde duran, üzeri yılların tozuyla kaplanmış o devasa bakır sargılı jeneratörün koluna yapıştı. Tüm gücüyle kolu çevirdiğinde dükkanın içindeki o paslı ampuller bir anlığına yanıp söndü. Jeneratör "pır pır" ederek öksürdü, ardından büyük bir gürültüyle çalışmaya başladı. Ama bu normal bir elektrik üretimi deildi kanka; jeneratörün çıkardığı o manyetik alan, Alparslan’ın kolundaki yılan dövmesini adeta çıldırttı. "Kanka! Bu harika bişey!" diye haykırdı Asena. Bi anda dükkanın içindeki eski CRT televizyonların ekranlarında Asena’nın o net, pikselsiz görüntüsü belirdi. "Jeneratörün yaydığı o statik enerji, Bilge hocanın bana bıraktığı 'Kut' kodlarını tetikledi. Sadece beni kurtarmadın... Bak arkana!" Alparslan arkasını döndüğünde, dükkanın en karanlık köşesinde, babasından kalan o eski brandanın altından mavi bir ışık sızdığını gördü. Brandayı hızla çekti. Karşısında, dış görünüşü eski model, mat siyah bir motosikleti andıran ama motor bloğunun yerinde saf plazma yakan bir siber-pusat duruyordu. Babası zamanında bu makineye **"Pars"** adını vermişti. "Bu meret sadece yolda gitmez kanka," dedi Asena hayranlıkla. "Bu, uzay-zaman sürekliliğindeki o siber hatlarda kayabilen bir veri taşıtı. Kara Kam’ın o siber-duvarlarını delip geçebiliriz." Tam o sırada, dükkandaki tüm televizyon ekranları bi anda karardı ve kan kırmızısı bir rün belirdi. Ekranlardan yayılan o bas ses, dükkanın beton zeminini titretti. Bu, Kara Kam’ın sesiydi: "Demir Dağ’ın varisi Alparslan Keleş... Merkez Akıl’ın tahtını yıktın ama galaksideki güç vakumunu dolduramazsın. Siber-boyların liderleri, yeni düzeni kurmak için Sibirya’daki 'Ötüken-Sıfır' sunucu merkezinde toplanıyor. Seni Kozmik Toy’a çağırıyorum. Ya gelir boyun eğersin ya da o küçük mahallende, karanlığın içinde aileni bi dosya gibi silerim." Alparslan ekranlara doğru yürüdü. Yüzünde o korkusuz, o meydan okuyan "bozkurt" gülüşü vardı. "Bize biat etmek yakışmaz kanka," diye mırıldandı. Dükkandan çıkıp eve doğru kısa bir yürüyüş yaptı. Hanımefendi mum ışığında, battaniyeye sarılı Ata’yı uyutmaya çalışıyordu. Alparslan içeri girdi, karısının omzuna elini koydu. "Benim gitmem lazım Aslı," dedi sessizce. "Bu karanlığı kökünden kazımazsam, bu çocuk bi daha güneş yüzü göremeyecek." Aslı gözlerindeki o korkuyu saklamaya çalışarak başını salladı. "Git Alparslan... Ama o 'Oyun Bozan' hikayesini yarım bırakma. Geri dön." Alparslan vestiyerden o çiziklerle dolu Gök-Şövalyesi kaskını aldı, kafasına geçirdi. Vizöründe Göktürkçe navigasyon rünleri bi bir yanmaya başladı: **[HEDEF: ÖTÜKEN-SIFIR / MESAFE: GALAKTİK SİBER-HAT]**. Sanayi dükkanına dönüp Pars’ın üzerine atladı. Gaz kolunu çevirdiği anda motorun egzozundan mavi kıvılcımlar deil, adeta siber-uzayın o turkuaz iyon fırtınası fışkırdı. "Asena, hazır mısın kanka?" "Kanka, emniyet kemeri yok ama ruhumu sana bağladım, vur gazı!" Pars bi a…