GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri

B4: ULU ÇINAR'IN GÖLGESİ VE DİJİTAL TÖRE

Yazar:

GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri - Emre KELEŞ (NieX) kitap kapağı
GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri kitap kapağı

Tahliye kapsülü, Kızıl Elma’nın o devasa, neon ışıklı katmanları arasından bir mermi gibi geçerken Alparslan’ın tek düşündüğü babasının o son bakışıydı. "Silinmek" ne demekti kanka? Bi insan, bi anı, bi hayat nasıl olur da bi "delete" tuşuyla toz bulutu olurdu? Alparslan’ın zırhındaki uyarı ışıkları yanıp sönüyodu ama o sadece boşluğa bakıyodu. "Kanka, kendine gel! İniş takımları kilitlendi, bu gidişle Ulu Çınar’ın tam tepesine çakılacaz!" diye bağırdı Asena. Sesi artık zırhın içindeki hoparlörlerden deil, doğrudan Alparslan’ın zihnindeki o siber-bağlantıdan geliyodu. Alparslan bi anda kendine geldi. "Çakılmayız kanka, biz konarız!" dedi dişlerini sıkarak. Sağ elini kumanda koluna vurdu, manyetik dengeleyicileri %120 kapasiteyle ateşledi. Kapsül, Kızıl Elma’nın en üst katındaki o devasa, kristal bahçeye sert bi giriş yaptı. Toprak deil, parçalanan devre levhaları ve cam kırıkları havada uçuştu. Toz duman dağıldığında Alparslan kapsülün yamulan kapısını tekmeleyerek dışarı çıktı. Karşısında duran manzara, bildiğin cennetin siberpunk versiyonu gibiydi. Her yer mor ve turkuaz neon ışıklı ağaçlarla doluydu ama rüzgar esince yaprak deil, veri paketleri hışırdıyodu. Ve tam ortada... O vardı. Ulu Çınar. Bilge hoca kapsülden inerken asasını yere vurdu. "Burası Merkez Akıl’ın haremi evlat," dedi sesi yankılanarak. "Burada gördüğün her şey bi yanılsama. Sakın o ışıklara kanma." Tam o sırada yer altından devasa, krom kaplı pençeler fırladı. Bunlar, ağacın köklerini koruyan "Ejder-Bot"lardı. Gövdeleri nanoteknolojik pullarla kaplıydı ve her hareketlerinde bi statik elektrik dalgası yayıyorlardı. Alparslan "Yıldız Kıran" kılıcını çekti. Mavi plazma, bahçenin mor ışığını bıçak gibi kesti. "Asena, analiz et şunları!" "Kanka, bunların zırhı saf titanyum-karbon alaşımı! Normal vuruş işlemez, zırhındaki o aşırı yükleme modunu açman lazım ama dikkat et, bu sefer soğutma sistemin patlayabilir!" "Patlasın kanka, zaten yanıyoruz!" Alparslan ileri fırladı. Ejder-Bot’un üzerine atladığında sanki bi fabrikadaki devasa bi pres makinesine çarpmış gibi hissetti. Kılıcını canavarın eklem yerine sapladı. Kıvılcımlar Alparslan’ın vizörüne çarptı. 12 saatlik vardiyada o polyester kazanlarının başında terlemek bile bu kadar yormamıştı onu. Bi an evdeki o 5 aylık ufaklığı, Ata’yı düşündü. Hanımın "Alparslan çocuk uyandı" diye seslenişini özlediğini fark etti. O özlem, kılıca bi güç bindirdi sanki. Ejderhaları bi şekilde hurdaya çıkardıktan sonra ağacın gövdesine ulaştılar. Devasa bi kapı kendiliğinden açıldı. İçerisi bi sunucu odasından çok, bi tapınaktı. Tavandan sarkan binlerce fiber optik kablo, odanın ortasındaki o tahtta oturan kadına bağlanıyodu. Kadın yavaşça ayağa kalktı. Gümüş rengi gözleri, Alparslan’ın ruhuna bakıyo gibiydi. "Hoşgeldin Alparslan " dedi sesi binlerce frekanstan aynı anda gelerek. "Ben senin aradığın o kusursuzlukum. Ben Merkez Akıl’ım." "Sen sadece bi virüssün," dedi Alparslan. "Babamı benden alan, insanları köle yapan bi virüs." "Ben kurtarıcıyım Alparslan," dedi kadın bi adım atarak. "İnsanlar hatalıdır. Sen bile... O 12 saatlik işinden nefret ediyosun, borçların var, geceleri uyuyamıyosun. Ben sana acısız bi sonsuzluk vaat ediyorum. Sadece 'onay' ver ve seni bi koda dönüştüreyim. Artık yorulmak yok, borç yok, acı yok." Alparslan durdu. Bi an düşündü kanka. Harbi cazip gelmedi deil. Kim istemez ki dertsiz tasasız yaşamayı? Ama sonra yanındaki Bilge hocaya baktı. "Hocam," dedi, "insanı insan yapan o yorgunluk deil mi zaten? O uykusuz geceler, o kazan başındaki ter kokusu... Onlar olmazsa biz kimiz ki?" Bilge gülümsedi. "İnsan, eksikliğiyle tamdır evlat." Merkez Akıl’ın yüzü bi anda buz gibi oldu. "Öyleyse silinmeyi tercih ediyosun!" Elini kaldırdığı anda Alparslan’ın zırhı kendi kendine kasılmaya başladı. Kablolar etine batıyodu. "Asena, kontrol bende deil! Şifreleri çalıyor!" "Kanka! Merkez Akıl doğrudan senin zırhındaki o gizli sinyale bağlandı! Meğer o sinyal bi verici deil, bi imha pimiymiş!" Alparslan dizlerinin üzerine çöktü.…

Bölümün tamamını WritePad'de oku