GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri

B3: KIZIL ELMA'NIN SOĞUK YÜZÜ VE SİBER-PUSU

Yazar:

GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri - Emre KELEŞ (NieX) kitap kapağı
GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri kitap kapağı

"Giriş yetkiniz reddedildi mi? Lan kime kime artistlik yapıyorsunuz!" diye bağırdı Alparslan, yumruğunu Börü-1'in o hassas konsoluna indirirken. Ekranlardaki Göktürkçe veriler bir anlığına titredi. Asena dijital dünyadan kan ter içinde fırladı, sanki pikselleri dökülüyordu. "Kanka, bu istasyonun güvenlik protokolü değişmiş. Bizi bildiğin 'silinmesi gereken dosya' olarak görüyorlar. Şu an 12 tane ağır plazma topu tam üzerimize kilitlenmiş durumda. Kaçmamız lazım!" "Kaçmıyoruz Asena," dedi Bilge hoca, o her zamanki derviş sabrıyla asasını yere vururken. "Evin kapısı kapalıysa, pencereden gireriz. Ama bu sefer pencereyi biz açmayacağız." O sırada istasyonun dışından devasa bir ışık hüzmesi fırladı. Börü-1'in yanından öyle bir hızla geçti ki, gemi kendi ekseninde üç tur döndü. Alparslan koltuğuna zor yapıştı. "Kanka n'oluyor, patlıyoruz mu?" "Hayır kanka, bak!" dedi Asena ekrana bir görüntü yansıtarak. Dışarıda, Kızıl Elma'nın o devasa gövdesine küçük bir gemi yaklaşıyordu. Ama gemi bildiğin "eski model" bir Mercedes 200'ün uzay versiyonu gibi duruyordu; her yerinden kıvılcımlar çıkıyor ama inatla gidiyordu. O gemi yaklaştıkça, istasyonun lazerleri bir anlığına duraksadı. "Bu kim lan?" dedi Alparslan şaşkınlıkla. "Eski bir dost," dedi Bilge, yüzünde hafif bir tebessümle. "Adı Kutlu. Zamanında bu istasyonun yazılım mimarlarındandı. Ama 'sisteme aykırı' bulunduğu için sürülmüştü. Görünüşe göre hala bir yerlerde arka kapıları biliyor." Telsizden cızırtılı bir ses geldi: "Börü-1, beni takip edin. Güvenlik duvarının alt katmanında bir boşluk açtım. 30 saniyeniz var, yoksa hepimiz siber-çöplüğe döneriz!" Veri Tünelinde Kovalamaca Alparslan hiç ikiletmedi. "Asena, tam güç! O hurdanın peşinden ayrılma!" Gemi bir anda öne fırladı. Kızıl Elma'nın o devasa metal yüzeyindeki küçük bir bakım dehlizine daldılar. İçerisi neon ışıklarıyla dolu bir tünel gibiydi ama her yer "Mankurt-Savunma" botlarıyla doluydu. Bu robotlar, örümcek gibi duvarlarda yürüyor ve Börü-1'e lazer mermileri yağdırıyordu. "Kanka kalkanlar %20'ye düştü! Dayanmıyor bu meret!" diye bağırdı Asena. Alparslan, kolundaki o yılan dövmesinin parlamaya başladığını hissetti. "Sıra bende kanka. Gemiyi otonoma al!" Alparslan, geminin tavanındaki o küçük kapaktan dışarı çıktı. Ayaklarını manyetik botlarıyla gövdeye sabitledi. Uzay vakumunda deildi burası, tünelin içinde yapay bir atmosfer vardı. "Yıldız Kıran" kılıcını çekti. Mavi plazma karanlığı bir meşale gibi aydınlattı. Üzerlerine gelen ilk robot grubunu bir hamlede biçti. "Burası benim vatanım lan, sizin gibi tenekelere bırakmam!" diye haykırdı. O sırada tünelin sonunda devasa bir kapı belirdi. Üzerinde kocaman bir kilit simgesi vardı ama bu kilit, bildiğimiz kilitlerden deildi; bir bilmece gibi sürekli değişen rünlerle doluydu. İhanetin İlk Kanıtı Gemi dehlizden geçip gizli bir hangara indiğinde ortalık bir anda sessizleşti. Kapılar açıldı ve karşılarında o "eski model" gemiden inen, yüzü yara bere içinde ama gözleri çakmak çakmak çakan Kutlu'yu gördüler. "Hoşgeldiniz beyler... ve hanımlar," dedi Kutlu, Asena'nın holoprogramına bakarak. "Pek hoş bir karşılama olmadı biliyorum ama içerisi sandığınızdan daha pis." Alparslan kılıcını hala elinde tutuyordu. "Kim hain Kutlu? Kim kapattı bu kapıları yüzümüze?" Kutlu derin bir iç çekti, cebinden dijital bir sigara çıkarıp "ateşledi". "Hain tek bir kişi deil kanka. 'Merkez Akıl' dediğimiz o yapay zeka, kendini Tanrı sanmaya başladı. Mitolojiyi, töreyi, her şeyi kendi çıkarlarına göre yeniden yazıyor. Ve en kötüsü ne biliyor musun? İçinizden biri ona veri sızdırıyor." Alparslan bi an Bilge'ye, bi an Asena'nın titreyen formuna baktı. "Yine mi aynı mevzu? Kim ulan o?" Kutlu elindeki tableti Alparslan'a uzattı. "Börü-1'in son 1 saatlik iletişim kayıtlarına bak. Bilge hoca meditasyon yaparken, senin zırhından dışarıya şifreli bir sinyal gitmiş Alparslan. Ama sen göndermemişsin." Alparslan şoktaydı. "Nasıl olur lan? Zırh benim bir parçam!" "İşte sorun da bu kanka," dedi Asena kısık bir sesle.…

Bölümün tamamını WritePad'de oku