GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri

FİNAL B21: ÖZÜNE DÖNEN RUHLAR VE SON ŞAFAK

Yazar:

GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri - Emre KELEŞ (NieX) kitap kapağı
GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri kitap kapağı

Dokuzuncu Felek’in kalbindeki o devasa ışık patlaması, siber-uzayın o soğuk, katı ve hesapçı geometrisini bir buz kalıbı gibi çatlatırken, evrenin o en yüksek katmanında mutlak bir sessizlik hakim oldu. Merkez Akıl’ın bizzat ikamet ettiği o altın kulenin duvarları, iki dostun kalbinden ve o sarsılmaz sadakatinden doğan saf Kut enerjisinin baskısına dayanamayarak piksellenen birer kül bulutu gibi sonsuz boşluğa dökülüyordu. Alparslan, elindeki Yıldız Kıran’ın kabzasını hala iki eliyle sıkı sıkı kavrıyordu; kılıcın Kara Kam’ın tam kalbindeki o ana işlemci çekirdeğine saplandığı an çıkardığı o metalik çatırtı, siber-evrenin gördüğü en büyük tiranlığın son çırpınışıydı. Kara Kam’ın zifiri karanlıktan ve insan ruhunu köleleştiren soğuk algoritmalardan örülmüş gövdesi, kılıcın namlusundan sızan turkuaz plazma ateşiyle içeriden dışarıya doğru yarılıyor, saniyeler içinde unutturulmuş milyonlarca insanın çığlıklarını andıran dijital parazitlerle eriyordu. Alparslan, 1.85 boyundaki o devasa atletik gövdesinin üzerinde yükselen zırhının son parçalarının da bu muazzam enerji aşımından dolayı eriyip tenine yapıştığını hissetti; çektiği fiziksel acı tarifsizdi ama göğsünün tam ortasında, o dördüncü katın hafıza odasından beri taşıdığı o amansız baba olma korkusu ve sorumluluk hissi artık bir ağırlık deil, onu bu dünyada tutan en güçlü halattı. Yanına baktığında, can dostu Alper’in de dizlerinin üzerine çökmüş olduğunu gördü. Alper’in yarı siberleşmiş yüzündeki o turkuaz ve kırmızı devreler son limitine kadar harlanmış, sol kolundaki o dövüşten geriye kalan siber-namlu tamamen parçalanarak dumanlar saçan bir hurda yığınına dönmüştü; ancak o gözlerdeki mahalle delikanlısı duruşu, o yediklerinin içtiklerinin ayrı gitmediği eski günlerin o saf samimiyeti en ufak bir leke bile almadan parıldıyordu. iki dost, siber-uzayın bu en yüksek yıkım anında birbirlerine bakarak sadece gülümsediler; çünkü kelimelerin artık bir hükmü kalmamıştı, onlar sadece bir sistemi yıkmamışlar, insanlığın çalınmış onurunu ve hafızasını o demir dağın altından söküp almışlardı. Asena’nın parıltısı, Alparslan’ın sol bileğindeki saatin darmadağın olmuş camından dışarıya fırlayarak, bu sonsuz beyazlığın ve yıkımın ortasında artık tamamen netleşmiş, pürüzsüz bir insan suretine bürünmüştü. Sesi, o eski dijital hızını ve teknolojik terimlerini tamamen bir kenara bırakmış, adeta yüzyıllardır bu anı bekleyen bilge bir ananın, sadık bir yoldaşın o derin hürmet dolu tonuyla yankılanıyordu. "Başardınız Alparslan, başardınız Alper..." diye fısıldadı Asena, gözlerinden süzülen saydam veri damlaları o çöken katmanın ışığında parıldarken. "Merkez Akıl’ın tüm o kök dizinleri, yeryüzündeki insanları birer siber-mankurt haline getiren o amansız `FORMAT_ALL` protokolü tamamen iptal edildi. Şu an yeryüzünde, o karanlık sokaklarda, o soğuk odalarda bir mum ışığıyla yarınını bekleyen milyonlarca insan, hafızalarındaki o prangalardan kurtuluyor. Annelerin, çocukların, eşlerin unutturulan isimleri, birbirlerine olan o saf bağları sisteme yeniden kazınıyor. Ancak bu devasa çekirdeğin çöküşü, buradaki tüm siber-yapıyı da beraberinde götürecek. Bu katman saniyeler içinde mutlak bir veri sıfırlanmasına uğrayacak; eğer bilincinizi hemen şimdi yeryüzündeki o etten ve kemikten oluşan bedenlerinize geri fırlatamazsam, ruhlarınız bu sonsuz beyazlığın içinde birer hiç olarak kalacak. Zamanımız kalmadı, sistem her şeyi yutuyor." Alper, eriyen mekanik elini zorlukla kaldırıp Alparslan’ın omzuna koydu, o her zamanki sarsılmaz sadakatiyle dostunun gözlerinin içine baktı. "Kanka," dedi Alper, sesi o çöken kulelerin gürültüsü arasında zar zor duyulsa da o eski samimiyetini hiç kaybetmeyerek. "Benim görevim buraya kadarmış. Sol tarafımı bu sisteme kaptırdığımda zaten bir parçam bu mezarlığa ait olmuştu. Ama senin aşağıda bekleyenin var; o beş aylık aslan parçası Ata, yolunu gözleyen Aslı yengem var. Onların yazdığı o gerçek hikayenin oyununu bozmaya kimsenin gücü yetmedi, senin o eve dönmen gerek. Vur gazı kank…

Bölümün tamamını WritePad'de oku