GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri
B13: VENÜS’ÜN KÜLÜ VE BABA YADIGARI
Yazar: Emre KELEŞ (NieX)

Merkür Katı’nın o hilekar aynaları Pars’ın egzoz dumanında silinirken, siber-uzayın o amansız soğukluğu yerini genzi yakan, metalik bir sıcaklığa bıraktı. Üçüncü Felek: Venüs’ün Ateşi. Ancak burası magmadan bir cehennem deil, aşırı yüklenmiş devasa işlemcilerin yaydığı o boğucu termal dalgalarla kavrulan, kırmızıya çalan devasa bir veri mezarlığıydı. Binlerce eski sunucu bloku, erimiş anakart dağları gibi göğe yükseliyor; havada uçuşan statik küller Alparslan’ın zırhına çarptıkça küçük cızırtılarla sönüyordu. Alparslan motorun gidonunu sıkarken içindeki o tanıdık sızıyı hissetti. Az önceki illüzyonda gördüğü sahte huzur, ruhunda derin bir yara açmıştı. Korkuyordu. Ya gerçekten sanayideki o dükkanda bilincini yitirmiş bir ceset olarak yatıyorsa? Ya o karanlık odada battaniyeye sarılı uyuyan oğlunu bir daha göremezse? 12 saatlik o döküm tezgahlarının başında bile böyle bir çaresizlik hissetmemişti. Metalin ağırlığı geçerdi ama bu belirsizlik göğsüne oturmuş bir balyoz gibiydi. "Navigasyon hatlarında termal sapma var," dedi Asena. Sesi bu kez o eski neşesinden uzaktı; kelimeleri birer kod dizini gibi hızlı ama tedirgindi. "Sistem sıcaklığı kritik eşikte. Motor bloğundaki soğutma sıvıları buharlaşmak üzere. Eğer bu katmandaki ısıyı emebilecek bir arayüz bulamazsak, donanımımız bu mezarlığın bir parçası olacak." Alparslan derin bir nefes aldı. Ciğerlerine dolan hava bile is kokuyordu. "Babam," diye fısıldadı yavaşça. Sesi, sokağın içinden gelen o sert ama yorgun adamın tonuydu. "Babam derdi ki; metal parlamadan önce kararır evlat. Isıdan kaçma, onu çeliğin içine hapset. Asena, rotayı şu en yüksek sunucu dağına kır. Orada eski bir soğutma havuzu olmalı." Sunucu dağlarının arasındaki dar bir vadiye indiklerinde, etrafı mutlak bir sessizlik kapladı. Ne bir motor uğultusu ne de dijital bir parazit... Sadece eriyen kabloların yere damlarken çıkardığı o ritmik sesler vardı. Alparslan, Pars’tan indi. Ağır adımlarla yürürken zırhının ayak sesleri o devasa bakır boruların arasında yankılanıyordu. Bir an durdu. Bir sunucu blokunun üzerine kazınmış, paslanmış bir plakayı fark etti. Üzerinde eski usul kazıma bir yazı vardı: *Kızıl Elma - Prototip-04*. Burası, Bilge Hoca’nın ve babasının yıllar önce Merkez Akıl’a karşı verdiği o ilk savaşın, o kayıp neslin mezarıydı. Alparslan diz çöktü. Elini o sıcak, paslı metalin üzerine koydu. O an içindeki o bükülmez iradenin yerini saf bir keder aldı. Kendi kendine sordu: Biz gerçekten dünyayı kurtarabilir miyiz, yoksa bu devasa çarkın dişlileri arasında ezilip gidecek birer çöp dosya mıyız? O sırada vadinin derinliklerinden, sanki rüzgarın tellere sürtünmesiyle oluşan mistik bir fısıltı yükseldi. Bu, Bilge Hoca’nın gitmeden önce sistemin köklerine bıraktığı o yankıydı: *"Toprak der ki; tohum karanlığa gömülmeden filiz vermez. Evlat... Korkun, senin insanlığındır. O korkuyu kılıcına kın yap, ama onun seni esir almasına izin verme. Demir, ocaktan korkarsa pusata dönüşemez."* Fısıltı kaybolurken, vadinin tepesindeki o erimiş bakır dağlarının arkasından devasa bir gölge belirdi. Üçüncü Felek’in koruyucusu, gövdesi tamamen aşırı ısınmış döküm demirden ve sıvı silikondan oluşmuş, sessizce ilerleyen bir devdi. Adımları metali eritiyor, geçtiği yerlerde simsiyah bir duman bırakıyordu. Vizöründe ne bir yazı akıyordu ne de bir ışık vardı; sadece saf, yıkıcı bir yok etme programıydı. Alparslan sırtındaki Yıldız Kıran’ı çekti. Kılıcın çeliği, katmanın o kırmızı siber-ateşini yansıtarak parıldadı. Artık gözlerinde o şüphe yoktu. Evet, korkuyordu; ailesini kaybetmekten, bir daha uyanamamaktan korkuyordu. Ama bu korku, onu durdurmak yerine kılıcı tutan parmaklarını daha da kenetledi. "Termal koruma tamamen devre dışı," dedi Asena, sistem analizi ekranını Alparslan'ın bilincine yansıtarak. "Tek bir şansımız var. Muhafızın göğsündeki o sıvı silikon çekirdeği patlatmak. Ama bunu yaparsan, çıkacak patlama senin zırhını da eritebilir." Alparslan kılıcı iki eliyle kavradı, o eski döküm işçilerinin ocağa karşı aldığı o dik d…