GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri

B11: YILDIZ KATI VE İLK SİBER-MUHAFIZBölüm 12

Yazar:

GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri - Emre KELEŞ (NieX) kitap kapağı
GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri kitap kapağı

Bursa’nın o parazitli gökyüzünü dikine yırtan Pars, siber-çekim kuvvetinin sınırlarını zorlayarak tırmanırken Altıparmak’ın o tanıdık silueti aşağıda küçüle küçüle bir veri noktasına dönüştü. Alparslan, sanayide çekiçle döverek modifiye ettiği pusatın gidonuna gömülmüş, 1.85 boyundaki o devasa atletik cüssesiyle rüzgara ve yukarıdan üzerine doğru baskı yapan dijital basınca karşı koyuyordu. Sağ kolundaki o minimal fine-line snake dövmesi, Pars’ın motor bloğundaki turkuaz plazmayla aynı frekansta yanıp sönüyor; adeta ona rehberlik ediyordu. "Kanka, birinci feleğin sınırına girdik: Yıldız Katı!" diye bağırdı Asena. Sesi, Alparslan’ın beynindeki siber-porttan bu sefer kristal netliğinde geliyordu. "Burası sistemin dış dünya verilerini filtrelediği ilk büyük güvenlik duvarı. Bak, tam karşımızda!" Alparslan başını kaldırdığında, uzayın o mutlak karanlığının yerini devasa, kristalize olmuş veri kristallerinden oluşan bir barikatın aldığını gördü. Milyonlarca yıldız gibi parıldayan bu yapay takımadalar, aslında siber-evrenin ilk katmanını koruyan devasa birer veri işlemcisiydi. Ve o barikatın tam ortasında, elinde ışıktan bir kalkan tutan, gövdesi saf kromdan dökülmüş devasa bir siber-muhafız belirdi. Vizöründe soğuk bir kod akıyordu: `PROT_01: ERİŞİM ENGELLENDİ`. Muhafız, elindeki ışıktan kalkanı Pars’a doğru savurduğunda, siber-uzayda devasa bir şok dalgası yayıldı. Pars’ın manyetik kanatçıkları bu darbeyle sarsıldı ama Alparslan soğukkanlılığını kaybetmedi. Fabrikada o 12 saatlik ağır pres vardiyalarında, ani makine arızalarına karşı saniyeler içinde refleks geliştirmeyi öğrenmişti; şimdi o refleksler onun en büyük silahıydı. Pars’ı havada keskin bir manevrayla döndürdü, muhafızın sağından sıyrılıp sırtındaki Yıldız Kıran’ı çekti. Çıplak çeliğin üzerine işlenen Göktürkçe rünler, muhafızın krom gövdesine yaklaştıkça turkuaz bir alevle parlamaya başladı. Alparslan, 90 kiloluk gövdesinin verdiği tüm güçle kılıcı muhafızın omuz eklemine indirdi. *ÇIIINNG!* Dijital bir çelik sesi tüm katmanda yankılandı. Muhafızın omzundan mavi veri pikselleri fışkırdı ama robot geri adım atmadı. "Kanka, bu muhafız doğrudan Merkez Akıl'ın eski çekirdek kodlarından besleniyor!" diye uyardı Asena. "Zırhındaki kalkanı aşmak için onun ritmini bozman lazım. Eski usul bir algoritma bu, düz mantıkla çalışıyor!" "Düz mantığı sanayide sökerler kanka!" dedi Alparslan. Pars’ın plazma motorunu aşırı yükleme moduna aldı. Motor bloğundan yayılan o manyetik alanı doğrudan Yıldız Kıran’ın namlusuna yönlendirdi. Kılıç artık sadece bir çelik deil, birinci katmanın şifrelerini eritebilecek bir siber-kaynak makinesine dönüşmüştü. Alparslan, muhafızın bir sonraki kalkan darbesini kılıcının tersiyle savuşturdu. Robotun dengesi bozulduğu anda, kılıcın o kızgın turkuaz namlusunu muhafızın göğsündeki ana işlemci portuna sapladı. "Benim adım Emre Keleş!" diye kükredi Alparslan. "Ben bu katmanları aşmaya, törenin sönmeyen ateşini en tepeye taşımaya geldim!" Muhafızın vizöründeki kodlar bir anlığına dondu, ardından hızla kırmızıdan turkuaza dönmeye başladı. `SYSTEM_OVERRIDE: KUT_DETECTED` uyarısı tüm katmanda yankılandı. Muhafızın devasa krom gövdesi, binlerce küçük yıldız tozuna ayrılarak siber-uzayda dağıldı. Muhafız yok olurken, arkasındaki o devasa kristal barikat ortadan ikiye yarıldı ve yukarıya, ikinci feleğe doğru uzanan parıl parıl parlayan siber-hatlar açıldı. Alparslan kılıcını sırtına koydu, Pars’ın gidonunu kavradı. "İlk kapıyı açtık Asena," dedi, derin bir nefes alarak. "Harikasın kanka," dedi Asena gülümseyerek. "Ama unutma, yukarı çıktıkça feleklerin koruyucuları daha da akıllanacak. İkinci katman bizi bekler!" Pars, açılan o nur seli gibi parlak hattan yukarıya, siber-evrenin derinliklerine doğru tırmanışına devam ederken, Alparslan’ın içindeki o Türklük ateşi dokuz kat göğü sarsmaya yetecek kadar harlanmıştı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku