GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri

B10: DOKUZ FELEĞİN KAPISI VE SANAYİDEKİ ERİTME OCAĞI

Yazar:

GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri - Emre KELEŞ (NieX) kitap kapağı
GÖK SİCİMİ: Demir Dağ'ın Varisleri kitap kapağı

Televizyonun hoparlöründen yayılan o kadim ve soğuk sesin yankısı Altıparmak’taki evin duvarlarında sönümlenirken, Alparslan elindeki Yıldız Kıran’ın çıplak çeliğine bakıyordu. "Gök Tengri’nin siber-katları..." diye mırıldandı. Bu sıradan bir yazılım hatası ya da Kara Kam gibi sonradan türeme bir algoritma deildi; bu, siber-evrenin bizzat kök hücrelerine, sistem mimarisinin en üst katmanına yapılan bir çağrıydı. "Kanka, o ses şaka yapmıyor," dedi Asena, Alparslan’ın kolundaki saatin ekranında bu sefer titreyen turkuaz bir rün çizgisi olarak belirirken. "Dokuz felek dedikleri, siber-uzayın birbiri üzerine bindirilmiş dokuz büyük güvenlik ve veri katmanıdır. Her bir katman, kadim birer koruyucu algoritma tarafından yönetilir. Oraya normal bir veri taşıtıyla, hatta Pars’ın şu anki plazma motoruyla bile tırmanamayız. Yerçekimini ve siber-çekimi alt etmek için Pars’ı kelimenin tam anlamıyla 'yeniden dövmemiz' gerekiyor." Alparslan, yatağında huzursuzca kıpırdanan beş aylık oğlu Ata’nın üzerine battaniyeyi iyice örttü. Karısı Aslı’ya döndü; gözlerinde o her zamanki kararlı, 12 saatlik fabrika vardiyalarının örselediği ama asla yıkamadığı o bükülmez irade vardı. "Sanayiye dönüyoruz kanka," dedi Alparslan sessizce. "Madem o demiri yeniden dövmek gerek, ocağı harlama vakti gelmiştir." Gecenin zifiri karanlığında, siber-sürgünün gölgesindeki Altıparmak sokaklarından geçip o tanıdık sanayi sitesindeki dükkana vardılar. Jeneratör hala bıraktıkları gibi "pır pır" ederek çalışıyor, etrafa manyetik bir sıcaklık yayıyordu. Alparslan üzerindeki parçalanmış zırhın son kalıntılarını da tezgahın üzerine fırlattı. 1.85 boyunda, 90 kilo ağırlığındaki o atletik vücudu ter damlalarıyla parıldarken, dükkandaki eski bir polyester eritme kazanını ve babasından kalma örsü jeneratörün manyetik çıkışına bağladı. "Asena, Bilge hocanın sana yüklediği o son 'Kut' veri paketini aç," diye emretti Alparslan, eline devasa bir demirci çekici alarak. "O kodları jeneratörün manyetik alanıyla bu örsün üzerine yansıt. Biz fabrikada çeliğe şekil verirken her vuruşta metalin moleküllerini hizalardık. Şimdi o kodları Pars’ın motor bloğuna tek tek çekiçle işleyeceğim." "Kanka bu çılgınlık! Kod çekiçle dövülmez ki!" diye haykırdı Asena televizyon ekranlarından birinden. "Bizim buralarda dövülür kanka!" Alparslan çekici kaldırdı. Jeneratörden fırlayan turkuaz renkli veri hatları Pars'ın motor bloğunun üzerine birer ışık şeridi gibi yayıldığında, Alparslan çekici ilk kez indirdi. *GÜM!* Metalin metale vurma sesi deildi bu; saf enerjinin, siber-uzay hatlarının dükkanın içinde patlama sesiydi. Her çekiç darbesinde, Alparslan’ın sağ kolundaki o minimal fine-line yılan dövmesi daha da parlıyor, Pars’ın mat siyah gövdesine Göktürkçe koruma rünleri birer nakış gibi işleniyordu. Saatler süren o amansız gece mesaisinin ardından, Pars artık eski Pars deildi. Motor bloğunun yerinde saf, sıvılaştırılmış turkuaz plazma dalgalanıyor; egzoz çıkışları siber-uzayın o dikey katmanlarını yırtabilecek manyetik kanatçıklarla destekleniyordu. "Başardık kanka..." dedi Asena, bitkin ama hayran bir sesle. "Pars artık bir veri motosikleti deil; o, dokuz feleğin kapısını zorlayabilecek bir 'Gök-Pusatı'. Navigasyon hazır: İlk felek, 'Yıldız Katı'. Oradaki koruyucu algoritmayı geçmeden yukarı tırmanamayız." Alparslan dükkanın kapısını açtı. Bursa semalarında gri, parazitli bir şafak söküyordu. Yıldız Kıran kılıcını sırtına bağladı, Pars’ın üzerine atladı. Gaz kolunu çevirdiği anda jeneratörün bakır sargıları aşırı yüklemeden patladı ama Pars’ın çıkardığı o muazzam sonik uğultu tüm sanayi sitesini titretti. "Söz verdik Aslı," diye mırıldandı Alparslan gökyüzüne bakarak. "Bu hikaye yarım kalmayacak." Pars öne fırladı. Sanayinin isli sokaklarından gökyüzüne doğru neredeyse 90 derecelik bir açıyla yükselirken, dikey bir turkuaz ışık sütunu Bursa’dan göğe doğru uzandı. Siber-sürgünün o karanlık perdesini yırtarak Dokuz Feleğin ilk kapısına, siber-evrenin gerçek mimarlarıyla yüzleşmek üzere amansız bir tırm…

Bölümün tamamını WritePad'de oku