GİRİŞ
Yazar: Zeyn

Kasım / 2025 Ankara Gecenin karanlığı göğe çökmüşken hava griye dönük bir sisle kaplanmıştı. Sarı loş ışığın altında yürüyen genç adam, gözlerini kilisenin yüzeyine yansıyan ışığa sabitledi. İçeriye girmeden önce birkaç saniye durdu. Dua etmeyi en son ne zaman denediğini hatırlamıyordu. Halbuki annesini kaybedeli çok olmuştu. 124 gün 52 saat 45 dakika. Gözlerindeki ışığın kaybolmasının ardından geçen zaman dilimi. İlk başlarda her gün uğramıştı bu kiliseye. Her gün dua edebilmek için Tanrı’nın önünde diz çökmüştü. Sonra haftalara, aylara… ve yıllara düşmüştü gelişleri. Anıları yaşatacak izler silinmeye başladığında kayıp giden her şey yok olurdu. Yok olmaz zannettiğin her şey bir gidişle sönük kalırdı hayatta. Genç adam en çok annesi gittikten sonra anlamıştı. Kapının kolunu ittirip içeri girdi. Soğuk hava yerini ılık bir sessizliğe bıraktı. İçeride birkaç mum yanıyordu. Gözlerini kilisenin en uzak noktasına çevirdiğinde ön sıralardan birinde uzun, kahverengi saçlı bir kız çekti dikkatini. Başı eğik bir pozisyonda dua ediyordu. Boş sıralardan birine geçip oturduğunda kilisedeki ağır kokunun içine tatlı, tanıdık bir başka koku daha yayıldı. Adam istemsizce derin bir nefes aldı. Ve hemen birkaç sıra önünde oturan yabancı kız gibi başını eğdi. Dua etmeyi öğretmemişlerdi belki ona ama annesi varlığını hissedecekti, biliyordu Dakikalar sonra ayağa kalktı kız. Birkaç adımla sönük mumların başına gittiğinde yüzüne vuran ışık, hatlarını belirginleştirdi. İri gözler, küçük bir burun ve hafif dolgun dudaklar. Loş ışığın altında parlayan bembeyaz teni, kiliseye bir meleğin gölgesi sinmiş gibi aydınlık veriyordu. Ama ona rağmen ışıltısını söndüren boş, yorgun bakışları vardı üzerinde. Adam sessizce izlemeye devam ederken, genç kız eline aldığı boş mumu, bitmek üzere olan ama hâlâ yanmaya direnen bir mumun ateşine uzattı. İlk değdirdiğinde yakamadı. Fitil aleve değer değmez karardı. Derin bir nefes alarak tekrar denedi. Bir kez daha… Sonra bir kez daha. Ama mum inatla yanmıyordu. Adam, en sonunda yakamayacağını fark ettiğinde ani gelen bir dürtüyle ayağa kalktı. Kıza doğru ilerlemeye başlarken, kızın hala titreyen parmaklarıyla mumu yakmaya çalıştığını gördü. Yanına geldiğinde durdu. Sonra elindeki mumu aldı. Kızın şaşkın bakışlarını umursamadan, bu kez fitili aleve biraz daha yakın tuttu. Mumu ilk seferinde yaktı. Ardından gözlerini kıza çevirdiğinde bakışları birbirine kenetlendi. Adam, gözlerini o an çekemedi. İri, kahve gözleri unutmamak için zihninin bir yerine hapsetti. Ve ardından arkasını döndü. Kilisenin çıkışına doğru yürürken, sırtında takılı kalan bakışların ağırlığını son ana kadar hissetti.