GERÇEĞİN BEDELİ

Bölüm 3

Yazar:

GERÇEĞİN BEDELİ - Nur kitap kapağı
GERÇEĞİN BEDELİ kitap kapağı

♡︎ Ertesi gün, bu kez akşam vakti, ortalık tamamen sakinleşince yeniden gitmeye karar verdik. Kimsenin bizi görmeyeceği bir saat seçmiştik. Eren’le buluştuğumuzda, Emre’nin bizimle gelemeyeceğini; babası, psikolojisi daha da kötüleşir diye izin vermediğini öğrendik.Biz de anlayış gösterip sessiz adımlarla yola çıktık. Sokak bomboştu. Rüzgâr bile sanki nefesini tutmuş gibiydi. Pelin’in evine ulaştığımızda arka taraftan dolandık; ön cephede görünmek istemiyorduk. Eren dikkatlice camı yokladı. Kırmadan, ses çıkarmadan, sanki yıllardır bunu yapıyormuş gibi ustaca açtı. Cam hafifçe aralandı ve içeride bizi ağır, soğuk bir sessizlik karşıladı. Birbirimize baktık. Hiç konuşmadan, nefesimizi bile tutarak içeri girdik. Evin içi buz gibiydi. Eren’le ayrı yönlere dağılıp evi incelemeye başladık. Fısıltıyla birbirimize ‘Bir şey var mı?’ diye sorduk. Başlarımızı olumsuzca salladık ve aramayı derinleştirdik; çekmecelere, masanın altına ve duvar kenarlarına baktık. Yine de hiçbir şey yoktu. Ta ki o sesi duyana kadar. Bir kap, yavaşça “tık” etti. İkimiz aynı anda irkildik. Panikle salonun yanındaki karanlık odaya saklandık. Nefesimizi tuttuk, çünkü en küçük ses bile fark edilirdi.Adım sesleri yaklaşırken bir gölge duvara vurdu. Sonra biri eşiği geçti. Hale Hanım’dı. O anda gözlerimiz büyüdü. Mühürlü eve nasıl girmişti? Anahtarı nereden bulmuştu? Kadın etrafa hızlıca bakıyordu; sanki kaybettiği bir şeyi arar gibiydi. O sırada telefonu çaldı. Sessizce açtı, sesini alçalttı: “Hayır, burada kimse yok. Sadece kontrol etmek için geldim. Evet, hâlâ kimseye söylemedim. O gece duyduğumuda… Merak etme. Kimse bilmiyor.” Biz olduğumuz yerde donup kaldık. Hale Hanım ne duymuştu? Ve bunu kimden saklıyordu? Hale Hanım gittikten sonra ben ve Eren, o akşamki gerilimin ardından gizlice mühürlü evden çıkmıştık. Kafamda aynı soru dönüp duruyordu: Hale Hanım ne duymuştu ve bunu kimler gizliyordu? Cevap yoktu. Ama bir an önce Emre’ye anlatmamız gerektiği kesindi. Evlerimize gittiğimizde Emre’yi aradık. “Neler olduğunu telefonda anlatmayın,yarın gelin bana. Annem ve babam evde olmayacak, rahatça konuşuruz,” dedi. Ben ve Eren aynı anda, “Tamam, bize uyar,” dedik. Ertesi gün Emre’nin evine gittiğimizde kapı açılır açılmaz kısa bir şaşkınlık yaşadık. Ev, ev değil, resmen bir villaydı. Geniş salon, tavandan sarkan ışıklar, hafif vanilya kokusu, yerde yumuşacık halılar… Zenginliğin kendine has huzuru, omzumdaki gerginliği bir anlığına çözdü. Emre her zamanki tavırla, “Hadi gelin, ayakta kalmayın, rahatınıza bakın,” dedi. Ayakkabılarımızı çıkarıp içeri girerken Eren koluma hafifçe dokundu, “Burası fazla iyi değil mi?” diye fısıldadı. Sadece başımı salladım; hem şaşkın, hem de tuhaf şekilde sakin hissediyordum. Emre bizi içeri aldı, koltuklara oturduk. Koltuk o kadar yumuşaktı ki neredeyse içine gömüldüm. “Ne oldu dün akşam? Telefonda sesiniz tuhaf geliyordu, anlat bakalım,” dedi. Ben anlatmaya başladım, Eren aralarda cümleler ekliyordu. Tam olayın sonlarına doğru Eren’in telefonu çaldı. Bir an yüzü ciddileşti. “Abi, şimdi mi? Tamam, geliyorum,” dedi. Sonra bize dönüp, “Kuzenim motor kazası yapmış, hastaneye gitmem lazım. Siz devam edin, ben çıkıyorum,” diye mırıldandı. Tam bir şey dememize fırsat vermeden apar topar çıktı. Eren çıktıktan sonra Emre ile salonda yalnız kaldık. O an fark ettim ki, ev kalabalıkken fark edilmeyen bir yankıya sahipti. İki kişi olunca her kelime daha çok duyuluyor, her nefes daha belirgin oluyordu. Emre koltuğun biraz bana yakın kısmına kaydı ama öyle belli belirsiz. Sanki tamamen doğal bir hareketmiş gibiydi. Yine de içimde hafif bir sızlama kıpırdadı. “Anlatmaya devam et,” dedi. Sesi, az önceki misafirperver tonundan biraz daha yumuşamıştı. Sanki gerçekten merak ediyordu, benim nasıl hissettiğimi öğrenmek istiyordu. Ben konuşurken gözleri yüzümdeydi. Kaşlarım kalkınca, sesim titreyince, nefesim hızlanınca fark ediyormuş gibi ama yüzündeki ifade hep sakindi. Dostça, düz—benim için fazla düz. O ciddiyet, o dikkat, benim olduğumdan daha önemli…

Bölümün tamamını WritePad'de oku