Bölüm 2
Yazar: Nur

♡︎ Evin içinde telaşla Pelin’i aradık. Sonunda onu odasında, yüzü solmuş ve gözleri şişmiş bir halde sessizce ağlarken bulduk. Yanına gidip sarıldık, onu teselli etmeye çalıştık. Endişelenen Emre telefonu eline aldı ve polisi aradı. Kısa süre içinde polis geldi. Pelin hâlâ titreyerek yaşananları anlatmaya çalışıyordu. Kelimeleri boğuk, nefesi düzensizdi. Tam o sırada Pelin’in amcası Kemal geldi. Onu sarıp teselli ederken biz de yaşanan dehşetin etkisinden çıkamıyorduk. Polis tüm işlemleri tamamladıktan sonra Kemal Bey’e, Pelin’i alıp eve götürebileceğini söyledi. O günden sonra Pelin bir daha kendi evine dönemedi. Ev, soruşturma gereği mühürlendi ve içeri kimsenin girmesine izin verilmedi. Pelin amcasının yanında kalmaya başladı. Ama yaşadığı şok o kadar büyüktü ki günlerce odasından çıkmadı. Telefonlara bakmadı, kimseyle konuşmadı. O sessizlik, içindeki karanlığın üstünü tamamen kaplamıştı. Biz ise artık eskisi gibi değildik. Ne bisiklet turları aynıydı ne de deniz kenarındaki kahkahalar. Herkes kendi kabuğuna çekilmişti. Emre şaka yapmıyor, Eren sürekli dalıp gidiyor, ben ise her şeyin ağırlığını omuzlarımda taşıyordum. Grup hâlâ vardı ama kimse birbirine yaklaşamıyordu. Haftalar geçti. Polis dosyayı incelemeye devam etti ama bir ayın sonunda yeterli kanıt olmadığı için soruşturmanın geçici olarak kapatıldığını açıkladılar. Bu karar hepimizi çileden çıkardı. İki can gitmişti ve “kanıt yok” diye dosya kapanıyordu. Ev hâlâ mühürlüydü ama dosya kapatılmıştı. Kimse bunu kabullenemedi—en çok da ben. İçimde bir şeylerin yanlış olduğunu bağıra bağıra söyleyen bir his vardı. Emre ve Eren’le konuştuk. Polisin bulamadığı bir şey varsa bizim bulabileceğimizi düşündük ve Pelin’in evine gitmeye karar verdik. Evin önüne vardığımızda güneş ufukta alçalıyordu ve kasabanın sessizliği tuhaf bir gerilim yayıyordu. Evin etrafında dolaşırken Hale Hanım’ı gördük. Elinde saksıyla dışarı çıkıyordu. Bizi fark edince kaşlarını kaldırdı: “Çocuklar, ne yapıyorsunuz burada?” dedi. Sesi sert değildi ama mesafeliydi. Dayanamadık, sorular sorduk. “Bir şey duymadın mı?. Bir ses, bir hareket…” dedik. Hale Hanım kuru bir tonla, “Hayır. Bir şey görmedim, bir şey de duymadım. Polis dosyayı kapattı. Siz artık kurcalamayın,” dedi. Bizi göndermeye çalıştığı çok belliydi. Sesim titredi ama geri çekilmedim: “Onlar sizin komşunuzdu. Bu kadar umursamaz konuşamazsınız. Belki biz evde işimize yarayacak bir şey buluruz,” dedim. Hale Hanım gözlerini kıstı. “Polisin bulamadığını siz mi bulacaksınız?” diyerek bizi oradan uzaklaştırdı. Biz de sessizce eve döndük. Ama tek düşündüğümüz şey şuydu: Bu iş burada bitmeyecekti.