GERÇEĞİN BEDELİ

Bölüm 1

Yazar:

GERÇEĞİN BEDELİ - Nur kitap kapağı
GERÇEĞİN BEDELİ kitap kapağı

♡︎ Yaz tatili gelmişti ve kasaba, güneşin altında bile sessiz görünüyordu. Ben, Emre, Pelin ve Eren bisikletlerimize atlayıp kasabanın sokaklarında tur atıyorduk. Pelin sürekli en yüksek tepeye çıkmak isterdi; biz de arkasından koşar, birbirimizi güldürürdük. Eren, her zaman en gizli köşeleri keşfetmek isterdi; biz de onu takip ederdik. O gün deniz kenarında oturup ayaklarımızı suya soktuk. Sohbet ettik ve hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşündük. Her şey sıradan, normal ve güvenli görünüyordu. Ta ki o olay olana kadar… Pelin, derin uykusundayken gecenin sessizliğini bozan bir zil sesiyle irkildi. Gözleri yarı açık, yorganın altında kıpırdadı. Kalkmak istemiyordu ama sesin kesilmediğini fark edince hafifçe doğruldu. Babasının kapıyı açtığını duyunca geri yatağına uzandı. Ama bir yandan da gecenin bir vakti kapıya gelenin kim olduğunu merak etmeden duramıyordu. Merak, onu ayağa kaldırdı. Alt kata yavaş adımlarla indiğinde karşısında babasını gördü. Tam ona bir şey söyleyecekken babası, yüzündeki endişeyi saklamaya çalışarak: “Haydi Pelin, odana git. Sorun yok,” dedi. Pelin babasının sözünü dinledi. Uykulu olduğu için daha fazla itiraz etmedi ve sessizce odasına döndü. Ertesi sabah Pelin, arkadaşlarıyla buluşacak olmanın heyecanıyla erkenden kalktı. Nereye gideceklerini tam bilmesede, birlikte geçirecekleri zamanın keyfini şimdiden hissediyordu. Hazırlanıp hemen aşağıya indiğinde karşılaştığı manzara tüm heyecanını anında söndürdü. Kalbi yerinden çıkacak gibi attı, gözleri dondu, içini buz gibi bir ürperti kapladı. Tüm dünyası başına yıkılmış gibiydi; gözleri nemlendi, nefes almakta zorlandı. Şok içinde odasına kaçtı ve sessizce ağlamaya başladı. Ben, Emre ve Eren her zamanki buluşma yerine gittik. Ama Pelin gelmemişti. Onu aradık, mesaj attık fakat ulaşamadık. Endişelenip Pelin’in evine gitmeye karar verdik. Kapıya yaklaştığımızda tuhaf bir sessizlik vardı. Kapı tam kapanmamıştı ve hafifçe aralıktı; sanki kendi kendine açılmış gibiydi. İçeri baktığımızda gördüğümüz manzara karşısında donakaldık. Salonda Pelin’in anne ve babasının cansız bedenleri duruyordu.

Bölümün tamamını WritePad'de oku