1.Bölüm:Kelebeğin Ömründeki Umut
Yazar: hira

Çocukların karnelerini dağıtıktan sonra her zaan ki uğrak noktam olan yetimhaneye geldim. Gelirken hiç eksik etmediğim oyuncaklarla beraber tabiki de,kapıyı çaldıktan Nurcan abla kapıda göründü yeni çalışmaya başlamıştı burda iş bulamayınca çocuklarına bakmak için girmişti o olmazsa çekilir bir yanı olduğu söylenemez buranın. Nurcan abla ile hal hatır sorduktan sonra çocukların hep oynadığı bahçeye indim bugün temizlik günüydü buranın o yüzden tüm çocuklar dışarıdaydı. Kovalamaca oynarken en küçükleri olan Defne beni gördükten sonra koşarak bana doğru geldi. "Çiçeeekk gelmişş!" onu duyan diğer çocuklaarda bana doğru gelmeye başlamıştı. Hepsi bir ağızdan konuşmaya başlamıştı."Abla istediğim oyuncağı aldın mı" "Evcilik oynayalım" "bizimle resim yapsana" ben birşey diyemeden Deniz bağırdı "Rahat bırakın Elçini dinlensin biraz yeni geldi." deniz benimle yaşıttı atanamayınca buraya gelmişti. -NasılsınAlçin yorgun görünüyorsun,kahve yapayım bir tane içeriz karşılıklı olmaz mı he yorgunluğunu alır? -Çok teşekkürler. Kalkmam lazım son bir kez çocuklara bakayım dedi -Hayırdır bir yere mi gidiyorsun da bizim haberimiz yok. -Tayin olayı işte buraya çıkmadı işte Malatya"ya çıktı oraya taşınacağım öyle işte. -Çocuklar seni özlicek tabi ki bizde. -Tatillerde gelmeye çalışırım özletmem merak etme hem ben sizi ararım siz beni merak etmeyin. Tabii biz konuşurken bizim küçük bizi dinlemiş ve kapının arkasından çıkıp bizi bakmaya başlamıştı. "Defne ne arıyor-" konuşmama fırsat vermeden ağlamaklı bir tonda konuşmaya başlamıştı"Sende mi beni bırakacaksın annem gibi, siz çok kötüsünüz". Defne bunları söyledikten sonra içeriye doğru koşmaya başladı. “Sanırım onun gönlünü alman lazım” Deniz konuşarak bana döndü. “Haklısın gideyim ben yanına” Binanın içine girerek Defne’nin yattığı odaya doğru gittim. Kapıyı aralayarak girdiğimde Defne’yi yatağında oyuncağına sarılmış ağlarken buldum. Yanına gidip başının yaanına oturdum ve saçıyla oynarken konuşmaya başladım “Tatlım iş yüzünden gitmem gerek ama her zaman ziyarete gelicem yapma böyle.” Burnunu çekerek bana döndü “annem de böyle söylemişti bir daha hiç gelmedi sen de gelmeyeceksin biliyorum.” iyice kafasını oyuncağına gömdü “Dedi ben gelicem sen burda birkaç gün kal dedi ama yokki gelmedi. Babam beni hiç istememişti ondan gelmemiştir. Sen de orda babam gibi birini tanırsan ve beni istemezsen”. Defne’nin saçlarıyla oynamaya devam ederken konuşmaya başladım “Oraya birini bulmak için gitmiyorum tatlım iş için gidiyorum hem seni sevmeyen olabilir mi küçük bir tavşansın gibisin sen sevilmezmisin seni sevmeyen beni de sevmeyebilir. Seni her gün arayacağıma söz veriyorum tamam mı? Hem oraya senin gibi çocuklara bakmaya gidicem belki ordan biri sana arkadaş olmak ister tamamı benim miniğim?” elleriyle gözyaşlarını silip doğruldu “Ya ordaki çocukları benden çok seversen” onu kucağıma alırken konuştum “Hiçbiri senin yerini tutamaz sen benim özel tarafımsın” burnunu çekerek bana iyice sokuldu, birkaç dakika sonra nefesi düzene girmiş ve iç çekmeleri durmuştu. Uyuduğunu anlayıp yatağa dikkatlice bırakıp Nurcan abla gilin yanına gittim. Nurcan ablagille veddalaştıktan Sonra giderken Deniz’in arkamdan seslenmesiyle durdum. -Elçinn!! Dur bir dakika depoyu temizlerken senin isminin yazılı bir mektup bulundu. Onu getiriyim. Ben beklerken hemen getirip elime tutuşturdu mektubu.” Hiç açadık belki sennin için önemli biridir belki ismi de yazıyor hemen arkada. Unutma bak bizi hadi görüşürüz.” Deniz ve Nurcan abla ile vedalaştıktan sonra elimdeki mektuba baktım. Arkasında en son yıllar önce gördüğüm yazı şekliyle duraksadım bu yazıyı en son yıllar önce görmüştüm. Bu yıllar önce değil de niye şimdi önüme çıkıyordu. 4 kelime ve bir kağıt parçasıyla kalbimde yeşeren küçük bir umut olması doğru olur muydu? Atlas Giray KANER’den Mila’ya