V.PART: SON BASAMAK
Yazar: Liyasalll

Son ana kadar her şey değişebilirdi. Daima son anlarda öğrenmiştim gerçekleri. Hep bir adım önümde olan bu gerçekler her gün kendini hatırlatıyordu. Küçükken her şey daha katlanılabilirdi. O zamanlar her şeyden habersizdik hayal dünyamızda bize ait olan o yerlerde oynuyor eğleniyorduk. Büyüdüğümüzde artık bir çok şey değişmişti. Aslına bakacak olursak her şey değişmişti. Her bir adımımda geçmişin izlerini hatırlıyordum. Vücudum kasılıyordu, gerginlik her yerimdeydi. Arabadan indiğimizde o izler arkamdan geliyordu. “Buradan.” Artemis, eliyle ileride duran kapıyı gösterdiğinde ne ara buraya geldiğimizi anlayamadım. Karşıma baktığımda evin büyüklüğüyle şaşkınlık geçirdim. Büyük ahşaptan yapılma bir evdi yapımı modern gibi dursa da eski tarzda olduğu anlaşılıyordu. Omuzlarımı düşürüp onu takip ettiğimde bir kaç adamında arkamızdan geldiğini hissederek başımı arkama doğru çevirdim. Yanımda duran Artemis’in gözleri beni takip ettiğinde “sorun yok. Onlar güvenliğimiz için burada.” Eliyle önden yürümem için yol verdiğinde salona doğru geçerek oturduk. “Ne zaman gelecek?” Merakım onu sorgulatmadı. Elleriyle tuttuğu sigarayı dudakları arasına koymadan hemen öncesinde bana baktı. “Onlarla konuşması ne zaman biterse.” Onlarla dediği kişiler üç büyükler olmalıydılar. Üstelki Rozonov o evdeyken nasıl konuşma yapacaklardı ki? “Rozonov o evde.” Mırıldandım. Sanırım artık bazı şeyler için cevap vermesi gerekiyordu. Her daim ondan çekinirdim ve uzak dururdum. Sanırım bu kişiliğinden çok duruşundan kaynaklı olmalıydı. Artemis’den uzak kalmamın bir diğer yanıda korkutucu duran soğuk çehresiydi. Gözleri toprak renginde ve o kadar belirgindi ki daha önce hiç bu kadar açık renkte saydam bir göz rengi görmemiştim. “Evet.” Sigaranın külünü yanında bulunan sehpanın üzerindeki küllüğe bastırdığında çıkan sesle beraberinde yüzüne doğru baktım. “Ona onun hakkında sorular sormayacaklar mı?” Mırıldandım. Derin nefes alıp omuzlarını gerginlikle dikleştirdi. “Soracaklar. Ama unuttuğun bir şey var. Nolan; o masanın başında olan, babası Konstantin Alvaro olan bir kişi. Yani ona öylece hesap soramazlar o kadar söz sahibi değiller.” Babam sayesinde var oldular. Benim sayemde de yok olmak istemezler… Çok değil bu sözlerini yıllar önce ondan duymuştum. O zaman dahi masanın başına geçtiği günü hayal ediyor bu konuda ne yapacağını anlatıyordu bana. Sonra düşündüm o ana bile konuştuğumuzda sadece masa ve güç vardı. İkimizinde birlikte olduğu hayat bu kadar konuşulmamıştı. Belki de diye düşündüm. Belki de o zaman bunu planladı. Gitmek istediğini ve zorunda olduğunu o an planladı belki de. Bu birden bire içimde sızı oluşturdu karnıma büyük bir yumruk yemişim etkisi bırakıyordu. Aradan geçen dakikalarda sessizdik. Tam ağzımı açacaktım ki adım seslerini duyduğumda sessizleşerek onun yanımıza gelmesini izledim. Artemis ayaklanıp sertçe ona baktığında neler olduğunu sorguluyor gibiydi. “Ne demeye oradaydın sen?!” Artemis ona öyle bağırdı ki irkilerek ikisine baktım. “Oradaydım çünkü geleceklerini biliyordum.” Dedi sertçe. Artemis duraksayıp yüzünü sıvazladı. “Siktir!” Gözlerini bana doğru çevirdiğinde ona anlamsızca baktım. “O zaman bu kızın orada ne işi var?” O kız mı? Sinirden gülerek yerime oturdum. “Siz her ne konuşuyorsanız bu beni ilgilendirmiyor. Artık evime gitmek istiyorum.” Ona doğru bakarak imalı konuştuğumda soluklanıp gözlerini gözlerime dikti. “Gidemezsin.” Kaşımı kaldırdığımda “Rozonov. Artık bu mesele ikimizin meselesi. Yanımda olman gerekiyor.” “Yanında olmam neyi değiştirecek ki? Sonuçta onu orada gördüler ve nedenini de biliyorlardır.” “Nedenini bildikleri için yanımda olman gerekiyor. Evden ayrıldığını merkezdeki evlerinden birinde olduğunu biliyorum. Bu süreçte Rozonov olayı kapanana kadar yanımda olacaksın. Maksim’in ne dediği umrumda değil.” Artemis, kollarını göğsünde birleştirip alayla başını iki yana salladı. “Planını bizde bilecek miyiz?” Bizden kastının masa olduğunu biliyordum. “Zamanı geldiğinde öğreneceksiniz.” Paltosundan çıkardığı sigarayı…