GEÇMİŞİN İZLERİ

III.PART: ŞEYTANIN İMZASI VE KURNAZIN ASASI

Yazar:

GEÇMİŞİN İZLERİ – Liyasalll kitap kapağı
GEÇMİŞİN İZLERİ – Liyasalll kitap kapağı

Kurnazın ininde saklı sırlar yavaş yavaş zamanın içerisinde akmaya başlıyordu. Bir masada o kurnazla beraber oturmak hiçde iyi bir şey değildi. Şeytanın imzası daima kanla sonlanırdı. Gözlerimi kapatıp unutmaya çalıştığımda geçmişim ve bulunduğum bu nokta bazı şeyler için bana engel oluyordu. Bir an sadece yalnız olduğumu düşündüm. Yalnız olabilir miydim bu dünyada? Tek başıma kalabilir miydim soyadım olmadan? Geçen zamanlarda Vasili artık sorun olmadığını ve o sorunları onunla çözdüğünü belirten konuşma gerçekleştirmiştik. Sorunlarımla ilgilenmesini hayatıma artık müdahale olmamasını istiyordum doğal olarak. Lakin bunu istemek dahi onun nazarında imkansızlıktı. Masada olan bazı olayların benimle de ilgisi vardı. En başta olan şeyse Vasili ile olan nişanlılığımızdı. Bir süre daha bu oyuna devam etmemiz gerektiğini söylemişti Vasili. Bunun bir diğer nedeni masa dışındaki herkesin bu olayı duymasıydı ve bu oyunun devam etmesiydi. İkimizde bir tiyatro salonunda gibi son sahnemizi oynayacaktık bunu ustalıkla yapmalıydık. Bazı şeyler için zorunda olmak o kadar can sıkıcıydı ki. Kapı ziline üst üste basılmasından nefret ederdim daha fazla buna katlanmamak adına ayaklanıp sarsak adımlarla evimin kapısına ilerledim. Artık bir evim vardı. Kendi evim… gözlerimi kırpıştırıp kapıyı araladığımda kimin geldiğini biliyordum. Sofia, aceleyle kapıyı kapatıp arkamdan söylene söylene geldiğinde göz devirmeden edemedim. “Kaçtır sana ulaşmaya çalışıyorum ama telefonun hep kapalı.” Omuz silkip L koltuğumdaki yerimi aldım ve üzerime battaniyeyi çektim. “Yalnız kalmak istediğimi söyledim Sofia.” İç çekip başımı yastığıma yaslayıp cenin pozisyonu aldım. “Bu kadar yeter artık. Eve kapanarak kaçmaya çalışamazsın ki.” Kaşlarımı kaldırıp alayla güldüm. “Ben kaçmıyorum. Sadece dinleniyorum.” “Dinlenmenin tanımı bu mu yani?” Eliyle üzerimi işaret edip güldü. “Böyleyse, kalsın istemiyorum.” “O zaman kapının yerini biliyorsun.” Dedim alayla. “Kovuluyor muyum?” Sorusuna bir süre baktım. Sofia ile her ne kadar birbirimize benzesekte tek farkımız saçlarımızın farklı olmasıydı. Onunki siyah benimki sarıydı. Tıpkı siyah ve beyaz gibi aslında ikimizde zıt kutuplardık. “Tamam.” Kabullenerek ama bunun arkasında başka şeyler olduğunu biliyordum. Avuçların birbirine çırpıp ayaklandığında üzerindeki elbiseyi daha yeni fark edebilmiştim. Kahretsin akşam için dışarı çıkmamızı isteyecekti. O da nereye baktığımı fark ettiğinde sırıtıp elini bana uzattı kalkmam için. “Hadi, daha hazırlanacağız.” Yanaklarımı şişirip soluklandım. “Gelmek istemiyorum desem bir şey değişecek mi?” “Hım.” Başını iki yana salladı ve elini tutmam için gözlerime baktı. “Bence devam etme. Hem, saçlarını falan düzeltmemiz lazım. Bu dinlenme şeysi sana pek yaramamış.” “Keşke kapıyı açmasaydım.” Homurdandım. “Sus. Ve yürümeye devam et.” Parmak uçları dolaşmış saçlarıma gittiğinde yüzümü buruşturup “Sof.” “Tamam!” *** Buraya gelmemiliydim. Elimdeki tekila bardağını diğer bardakların yanına bıraktığımda Sofia şaşkınlıkla halime bakıyordu. “Bence durmalısın.” Gözlerimi ona çevirip bardağı kafama diktim. “Bunu buraya gelmeden önce düşünmeliydin.” Sırıtıp ayağa kalktım. Bu baya büyük bir hataydı zira başım oldukça fena dönüyordu. Şarkının sesi o kadar yüksekti ki Sofia ile birbirimizin kulağına bağırarak konuşuyorduk. Yüzümü buruşturup kulağına eğildim ve gözlerimi etrafta dolaştırdım. “Ben lavaboya gidiyorum.” Bağırdım. Anlık yüzünü buruştursa da başını salladı. Ve ardından çantamı da alarak hızlı adımlarla dans eden insan kalabalığının arasından lavaboların olduğu koridora ilerledim. “Siktir!” Elimi ağzıma kapatıp bulantımı gidermeye çalıştım ama işe yaramadı ve daha fazla kendime sinirlendim. Elimle kapıyı aralayıp içerideki kızları umursamadan eğilip kusmaya başladım. Yüzüm buruşmuş halde elimi saçlarıma götürmüş bununla nasıl baş edeceğimi düşünürken sonunda kendimi daha iyi hissettim ve doğruldum. Lavabodan çıktığımda karşımda olan büyük aynalardaki yansımama baktığımda pişmanlık duydum. Buraya gelmek…

Bölümün tamamını WritePad'de oku