5. Bölüm: Öpücük ~~
Yazar: Asli Yilmaz

Bölüm görselleri

Selamlar, nasılsınız? Bölümü okuduğunuz tarihi yazarsanız çok sevinirim 🥰 Keyifli okumalar ❣️ ~~ 5. Bölüm : Öpücük ~~ Şarkının sonuna geldiğinde tüm çiftler birbirine sarılmış, aşklarını yaşıyor, sanıyorum ki hiçbiri Martha'da geçen özlem ve ayrılığı yaşamamayı diliyor, birbirlerinin gözlerinin içine bakarken... Bense içimdeki savaşa artık son vermem gerektiğini bilerek sahneye doğru kararlı ve bir o kadar titrek adımlarla ilerliyorum. Sağ köşede duran ve isteklerin yazıldığı kağıda Sahnen bitince seninle konuşmak istiyorum. Lütfen! yazıyorum. Tam karşısına geçip gitarın üzerinde duran elini kavrıyorum. Kağıdı avucunun ortasına koyup parmaklarını bastırıyorum. Burnunun dibine kadar yaklaşıp gözlerinin içine bakarak " Lost on You şarkısını söylersiniz dimi beyefendi?" diyorum, neden bu şarkıyı seçtiğime dair hiçbir fikrim yok o anda ama o sanki bir anlam çıkarmış gibi gerilip yutkunuyor… Şok olmuş bir ifade ile başını belli belirsiz aşağı yukarı sallarken şaşkınlığı gözlerinden de okunuyor. Yalan yok bu durum keyfimi yerine getiriyor. Yüzümde zafer kazanmış bir gülümsemeyle masama geri dönüyorum. Tabii o sırada kalbim yerinden çıkacakmış gibi atmaya devam ediyor. Işıl da şaşkınlıkla bana bakıyor ama aynı zamanda da gururlu... "Alev aldı buralar kızım! O nasıl bir meydan okumaydı öyle. Nasıl bir çekim var sizin aranızda bu gerçekten hiç normal değil!" "Kesinlikle normal değil ve ben bugün buraya bu işi tam anlamıyla çözmeye geldim madem bir adım atmam gerekiyordu" "E e ne yazdın kağıda? Ona ne söyledin? Niye öyle şaşkındı?" "Birazdan anlarsın," deyip sandalyemi sahneyi tam olarak görebileceğim şekilde çeviriyorum. Bacak bacak üstüne atıp belimi dikleştiriyorum ve kelimenin tam anlamıyla gözlerimi gözlerine mühürlüyorum. Bu defa kaçmak yok! Şaşkınlığı hala üzerinde, güçlükle yutkunuyor bir kez daha, elindeki kağıda göz gezdiriyor. Sonra gözleri tekrar beni buluyor. Yüzümün her zerresinde geziniyor yavaş yavaş. Tanrım! Sanki gözleriyle dokunuyor gezindiği her bir zerreme. Yerimde huzursuzca kıpırdıyorum. Ne yaptığını o an fark etmiş olacak ki gözlerini kaçırıp boğazını hafifçe temizliyor ve konuşmaya başlıyor: "Evet arkadaşlar, güzel bir kadından en az kendisi kadar güzel bir istek şarkımız var ama," deyip bana dönüyor. O da bana meydan okurcasına gözlerini gözlerimden bir an olsun ayırmadan konuşmaya devam ediyor. "Bugün özel bir sebeple sahnemi erken bitirmem gerektiği için isteğinizi yarın akşama ertelemek zorundayım. Lütfen bağışlayın," diyor. Ne demek isteğimi ertelemek? Bir dakika özel bir sebep mi dedi o? Sahnesini erken mi bitirecekmiş? Benimle konuşmak için mi? Tanrım! Bu gerçekten oluyor mu? "Şimdi!" diye çoşkuyla haykırıyor. "Bu akşam için son iki şarkımızdan ilki Justin Timberlake'ten Mirrors olsun mu?" deyip bir de göz kırpıyor! Aklımı kaybetmeme kaç var? Aren't you somethin ' to admire ? ' Cause your shine is somethin ' like a mirror ~ Keep your eyes on me Baby , keep your eyes on me ' Cause I don't wanna lose you now I'm lookin ' right at the other half of me The vacancy that sat in my heart Is a space that now you hold Her ne kadar inkar etmeye çalışsam da şarkının sözleri ruhumu okşuyor. Hadi ama sanki siz olsanız kayıtsız kalabilirsiniz. Mümkün mü Allah aşkına? Büyülenmiş bir şekilde onu dinlemeye, yaptığı her mimiği, yanaklarının ortasında beliren o delirtici gamzelerini, alnına dökülen saçlarını geriye doğru savuruşunu an be an keyifle izliyorum… Şarkı biter bitmez soluğu masamızda alıyor. "Daha fazla dayanamayacağım, tek bir şey söyleyeceğim sana," diyor. Böyle bir şeyi hiç beklemediğim için şaşkınlıkla "Ta tabii..." diye geveliyorum. Hay Lanet! “Beni hatırlıyor musun yoksa o şarkıyı rastgele mi seçtim?” “Seni hatırlamam mı gerekiyor, tanışıyor muyuz yani?” diye soruyorum şaşkınca… "2008 Haziran, Sultan Ahmet Gezisi?" diye sorar şekilde anlamsız bir cümle kuruyor. Kafam iyice karışırken anlamaz gözlerle ona bakıyorum. Ne Sultan Ahmet'i ne gezisi ne saçmalıyor bu adam şimdi? Bıkkınlıkla bir nefes çekiyor için…