Geçmişin Düğümü

2. Bölüm~İhanetin izleri

Yazar:

Geçmişin Düğümü – Su. kitap kapağı
Geçmişin Düğümü – Su. kitap kapağı

Kapı Pedro’nun arkasından kapandığında salonda ağır bir sessizlik kaldı. Birkaç saniye boyunca olduğu yerde durdum. Gözlerim hâlâ kapıdaydı. Sanki birazdan kapı yeniden açılacak, Pedro hiçbir şey olmamış gibi içeri girip o sinir bozucu gülümsemesini takınacaktı. Ama kapı açılmadı. Yavaşça nefes verdim. Göğsümün ortasında, adını koymak istemediği bir sıkışma vardı. Az önce yaşananları zihnimde tekrar tekrar oynatıyordum. Polislerin sesi. Pedro’nun yüzündeki o kısa şaşkınlık. Cebinden çıkan silahım. Benim silahım. Yıllar önce annemi öldürdüşüm ve intikam için kullandığım o kanlı silah. Parmaklarımı sıktım. Hayır. Bir şeyler ters gitmişti. Hem de fazlasıyla. Pedro’nun tutuklanması tek başına yeterince kötüydü ama asıl canımı sıkan şey bu değildi. Birileri benim silahıma ulaşmış, onu Pedro’nun cebine koymuş ve bütün bunları önceden planlamıştı. Bu tesadüf değildi. Birisi bana çok yakından bakıyordu. Gözlerimi kısa bir anlığına kapattım. İçimdeki öfke yavaş yavaş yükselirken, onun altında çok daha rahatsız edici bir his vardı. Bilmediğim bir his. Bunu kendime itiraf etmek bile hoşuma gitmedi. “Lanet olsun.” Telefonumu çıkartıp ve tek bir kişiyi aradım. Mateo Romano . Annemi kaybettiğimden sonra Mateo ve ailesi, hayatımda kalan en sağlam şey olmuştu. Onların yanında büyümüş, Mateo’yla çocukluğumdan beri omuz omuza yürümüştüm. Yıllar sonra o benim korumam olduğunda, ailesine verdiğim söz hâlâ aklımdaydı: Ne olursa olsun, oğullarını onlara sapasağlam geri verecektim. Belki de bu yüzden şimdi onu aramak, sadece eski bir dostu aramak gibi gelmiyordu. Mateo, benim için çocukluğumdan kalan bir emanet gibiydi. Şimdi ise yıllardır benim korumamdı Az önce müzik ve konuşmalarla dolu olan salon, bir anda yabancı bir yere dönüşmüştü. Birkaç dakika önce insanların birbirine gülümseyerek kadeh kaldırdığı masalarda şimdi yarım bırakılmış içecekler duruyordu. Sandalyelerden biri devrilmiş, yerde birkaç küçük cam parçası kalmıştı. Ne kadar süre öylece durduğumu bilmiyordum. Sanki birkaç saniye boyunca beynim olanları kabul etmeyi reddetmişti. Pedro tutuklanmıştı. Ve cebinden çıkan silah… Benim silahımdı. Çenem istemsizce gerildi. Birisi bunu bilerek yapmıştı. Birisi benim silahımı almış ve Pedro’nun cebine koymuştu. Ama neden? Asıl soru buydu. “Delireceğim ” Kelime ağzımdan neredeyse fısıltıyla çıktı. Telefonum çalmaya devam ederken sakince bekledim. Şu anda ihtiyacım olan tek kişi vardı. Mateo. Telefon daha ikinci çalışta açıldı. “Efendim, majesteleri?” Gözlerimi kapattım. Elbette. Başka kim böyle bir durumda bana “majesteleri” diye hitap edebilirdi ki? “Buraya gel.” “Şu an mı?” Salonun ortasında durup etrafıma baktım. “Hayır, üç gün sonra. Tabii ki şu an.” Karşı taraftan kısa bir sessizlik geldi. “Ses tonundan yine başımıza bela aldığımızı anlıyorum.” İçimden derin bir nefes aldım. Mateo beni çocukluğumdan beri tanıyordu. Sesimin en küçük değişiminden bile bir şeylerin ters gittiğini anlayabilirdi. “Polis Pedro’yu götürdü.” Bu kez telefondaki sessizlik daha uzun sürdü. “…Ne yaptın?” Kaşlarımı çattım. “Ben hiçbir şey yapmadım.” “Bu cümleyi senden duyduğumda genellikle birileri vurulmuş oluyor.” İstemeden gözlerimi devirdim. “Cebinde benim silahımı buldular.” Bu kez cevap gelmedi. Telefon kulağımda, birkaç saniye boyunca yalnızca sessizliği dinledim. Mateo’nun şaka yapmasını bekledim. Yapmadı. Sonunda sesi geldi. “Tamam. Geliyorum.” “Çabuk.” “Merak etme. Çocukluğumdan beri seni beladan kurtarıyorum.” Dudaklarımın kenarı çok hafif kıvrıldı. Çocukluğumuzdan beri söylediği en büyük yalanlardan biriydi bu. “Çocukluğumuzdan beri seni ben beladan kurtarıyorum.” “Detaylara takılma.” Telefon kapandı. Telefonu elimde birkaç saniye daha tuttum. Sonra yavaşça cebime koydum. Salonun sessizliği yeniden üzerime çöktü. Masalardan birinin üzerinde yarım kalmış bir kadeh duruyordu. İçindeki içecek, salonun loş ışığında hafifçe parlıyordu. Birkaç saat önce burada herkesin ne kadar güvende olduğunu düşündüğünü hatırladım. Şimdi ise kimse güvende değildi. Özellikle de…

Bölümün tamamını WritePad'de oku