Kasvet
Yazar: Şevval Ay

"Aydınlığı anlayabilmek için karanlığı bilmek gerekir." (Herman Hesse) ~~•• * Kasvetin kucağındasın aslında kendinde bir yerdesin. * Korku. Hayatımda yaşadığım en kötü duygu. Nefes alıyorsun ama hissetmiyorsun dudakların kuruyor, kalbin hızlanıyor, sesini duyuyorsun güm güm güm kalp atış sesini duydukça korkun daha da artıyor bacakların uyuşuyor, ellerin titriyor. Gitmek istiyorsun uyumak ya da ölmek. Olmadığını fark ediyorsun öyle korkulu öyle çaresizce bir yere oturup, bayılmak ya da ölmek istiyorsun. O an ortadan yok olmak istiyorsun ama olmayacağını biliyorsun. Çaresiz düşüncelerin aklına imkânsız şeyler getiriyor. Geriye ya da ileri gitmek istiyorsun ama imkânsız. Sen o anı yaşamak zorundasın kaçamazsın. Dilerim bu korkun bir gün sona erer... Çocukken sınıftaki bir kızdan kek istediğim için beni öğretmene söyleyeceğini tek ayak üstünde bekleteceğini söylemişti oysa sadece bir kek istemiştim. Okulda arkadaşlarım beni sevsin diye hediyeler alırdım yardım ederdim ama beni sevmediler hep dışladılar. İşte istenmemenin korkusunu orada yaşadım. Türlü türlü korkularla yüzleştim ama olmadı, aşamadım bir türlü. Yapmadığım ama içinde bulunduğum kötü olayların içinde neden ben vardım? Korku sizi yenebilir. İnsan korkunca her şeyi yapabilir, kalbinin sesini duyar dili dönmez konuşamaz. Ben bu gece belki de ölecektim. Bir katille aynı odada kaldım oradan çıkamasaydım neler olurdu kim bilir. Ölümün eşiğine gelmişken cesur olduğumu düşünmem çok saçmaydı çünkü ben ne cesurdum ne de güçlü. Güçlü olduğumu düşünmem çok ayrı bir saçmalık. Nasıl güçlü olabilirim ki! Ben futbol izlemekten zevk alan kız aynı zamanda kafasına top gelip ölmekten korkan o zavallı kızım. Korkum beni her defasında yeniyor hiçbir zaman galip gelemedim, yenemedim onu. Çaresizlik. Benim en büyük çaresizliğim anlaşılmamak. Bir şey oluyor söylemek istiyorsun ama harfler birleşmiyor. Cümlelerim duyulmuyor. Suç gerçekten bende miydi? Geçmişim bir gün çıkacak ortaya ve tüm sorumlusu ben mi olacaktım? Yaşayan ve suçlu olan benim. Hiç adil değil. Hayatım zaten adaletsizliklerle dolu niye şaşıyorum ki? Geçip giden arabaların asfaltta kayışını izliyorum hızla gidiyorlar sadece önündeki engellere odaklanıyorlar bir sonraki engel ne diye tahmin yürütebiliyorlar ama benim hayatım öyle değil nereden nasıl bir engel çıkacağı belli olmuyor ki vereceğim tepki bile belli değil. Birkaç saat önce katille aynı odadaydım bu korkumu aşabileceğimi hiç sanmıyorum. Önümde hızla gelen bir araba durdu ve içinden biri indi. "Lara neredesin be kızım?" Kutay'ın sesiydi. Yavaşça kafamı kaldırdığımda onu gördüm hızlı adımlarla bana yaklaşıyordu. "Buradayım işte bir şey mi oldu?" dedim oturduğum yerden kalkarak o kadar uzun süre oturmuştum ki dizlerim acıdı. "Asıl sana sormak lazım ortadan kayboldun üstelik ortalık karışmışken bize haber vermeden nereye gittin?" “Ben götürdüm onu oradan. Siz böyle çatışmalara alışık olabilirsiniz ama Lara bu duruma alışık değil. Siz onu nasıl yalnız bırakırsınız?” Diye beni savundu Dora. Duygularım patladı öfkem vücudumu esir aldı. Ellerimle omuzlarına vurarak onu ittim. "Size haber vermedim mi? Ne saçmalıyorsun o kadar çağırdım duymadınız. Ben o adamla aynı odada kaldım. Ben akşam orada ölebilirdim! Siz beni duymadınız." Kutay ellerimi tuttu ve konuşmaya başladı. Kızarmış gözleriyle bana bakıyordu. "Kulaklıklar bozuldu seni bulamadım Alminayı bulamadım," derin bir nefes alarak devam etti. "...Halil'i yakaladık." Ellerini ittim. Koca bir şaşkınlık geçirdim. "Nasıl?" Diye sordum. "Zor oldu ama oldu." dedi yorgunca. "Ölmüş mü?" Diye sordum titreyen sesimle. Kaşlarını çattığında ellerini omuzlarıma koydu. Oradan kollarıma indirdi ve en sonunda ellerimde durdu. Yavaşça elimi tutup baktığında konuştu. "Sen... Sen mi yaptın?" diye fısıldadı. Gözlerim dolduğunda yutkunamadım. "O, o beni öldürebilirdi. O hepimizi öldürebilirdi Kutay." dedim titreyen sesimle. Kutay ellerimi bıraktığında büyük bir boşluğa düştüğümü hissettim. Bakışlarım kaldırımda gezindi. "Ona nasıl zarar veri…