GEÇMİŞ GELECEĞİM

Görünmez Suç Makinesi

Yazar:

GEÇMİŞ GELECEĞİM - Şevval Ay kitap kapağı
GEÇMİŞ GELECEĞİM kitap kapağı

2.Bölüm: Ruhunuzu kaybettiğinizin farkına vardıysanız, hala kaybedecek bir ruhunuz var demektir. - Charles Bukowski Küçük bir çocuktum. Mahallemizin dar bir sokağı vardı. Gündüzler çocukların, geceler sarhoşların yeri olurdu. Hem güzelliğin hem de iğrençliğin yuvasıydı. Kirli duvarları gözümüze güzel gelir ellerimizle yüzümüzü yaslar elliye kadar sayardık. Geceleri ise masum kızların çığlıklarını geri yansıtırdı o kirli duvarlar. Kaldırımında oturup evcilik oynar abur cubur yerdik ama gecenin bir vakti dilsiz hayvanların cehennemi olurdu. Top oynayıp cam kırardık mesela ama gecenin köründe perdenin arkasında gerçeklere göz yuman kansızlar yer alırdı. Yakar top oynar can aldığımızda en sevdiklerimizi alırdık oyuna ama gecenin ıssızlığında can alınırdı, kargalar çığlıklarla uçuşurdu. Öyle bir yerdi ki o mahallenin dar sokağı, zamanla oyunlar azaldı ama bitmedi gecenin korkunçluğu. Bitmedi acılarımız azalma bile azalmadı kötülüklerin varlığı. Evim güvenliydi bir sıcaklığı yoktu ama güvenliydi işte. O mahallenin dar sokağından uzaktaydım ama unutmuşum kötülüğün her yerde olduğunu. Emindim ve hissediyordum bu savaş yeni başlayan bir savaş değildi. Ötesi de vardı. Hayatımda yaşayabileceğim en korku dolu anları yaşadım. Onları bir adım bile uzağımda bırakmamalıydım yoksa sonu... düşünmek bile istemiyorum. "Korkuyor musun?" diye sordu Kutay. "Korkuyorum ama bunun bir önemi yok." dedim fısıldayıp derin sıkıntılı bir nefes alarak. Ona baktım ela gözlerine bir şeyler gizler gibi bakıyordu. Ellerimle saçlarımı düzeltip ayağa kalktım. “Biz gidelim siz bir şeyler bulursanız en azından zarfı kapıma getireni falan haber verirsiniz bana.” “Tamam bu işle yakından ilgileneceğiz.” Karakolun koridorlarında ilerlerken insanlara odaklandım. Kiminin gözlerinde korku kiminin gözlerinde umut kiminin ise iflah olmayan suçlu bakışlar vardı. Onlara odaklanmayı bırakıp lavaboya gitmeye karar verdim. Bir memuru durdurup lavabonun yerini sordum. Geldiğim yeri gösterip sağda olduğunu söyledi. Onu dinleyip teşekkür ettikten sonra geldiğim yolu geri döndüm. İçimde nedensizce bir his belirdi. Derin bir nefes alıp sakin kalmaya çalıştım. Memurun gösterdiği yöne döndüğümde Kutay ve Almina’yı konuşurken gördüm. Hararetli konuşmaları dikkatimi çekti. “Ne zaman tehlikenin gerçek yüzünü anlatmayı düşünüyorsun yoksa böyle düşüncen hiç yok mu?” diye sordu sinirli bir şekilde Almina. Kaşlarımı çatıp Kutay’ın cevabını bekledim. Elini alnına koyup sıkıntılı bir nefes verdi. “Bilmiyorum bir kişinin daha ölmesini istemiyorum.” Dedi. Kaşlarımı tekrar çattım ne demek oluyordu bunlar? Kalbim hızlanmaya başladı. “Kutay, Halil gerçekten çok tehlikeli biri onu korumak zorundayız. Biri daha ölmemesi için anlatmalıyız ona.” Bu konuşmalara daha fazla dayanamayarak onlara seslendim ellerimin titremesini göz ardı edip. “Halil kim ve benimle bağlantısı nedir? Benden sakladığınız ne varsa hemen söyleyin.” Sözlerimin ardından ikisi bana döndü. Kutay başını eğip eliyle yürümemi işaret etti. Onun odasına geçtiğimizde durgun bir yüz ifadesiyle bakıyordu. Birazdan duyacaklarımın hiç güzel şeyler olmayacağına adım kadar eminim. “Halil Tilki fotoğrafın arkasında olan logonun sahibi.” Dediğinde tüm uzuvlarımın uyuştuğunu hissettim. Bir söz söylemeden anlatacaklarının devamını dinledim. “Çok tehlikeli olduğu gözler önünde bir bağlantınızın olduğu da söz konusu. Lara, kaçınılmaz sondasınız.” Dedi sesi kısılarak. Yanan gözlerimi kırpmadan yutkunmadan hemen önce cevap verdim. “Nasıl bir son?” ellerim tekrardan titremeye başlamıştı. Almina titreyen bir sesle araya girdi. “Biri ölecek.” Nutkum tutuldu sanki onaylamaz bakışlarla kafamı salladım. “Bunu zaten biliyoruz ama buna izin veremem. Ne onlar ölebilir ne de ben. Ne onlar beni yalnız bırakabilir ne de ben onları.” Üzgün bakışlarla devam ettim sözlerime. “Ruhumu alsalar yine de onların elini bırakmam.” Kalbim acıyordu. Bir doktorun üç ay ömrünüz kaldı demesiyle eşdeğer bir şeydi. Ölümü beraber bekliyorduk bugün yarın belki de başka bir gün kapımız…

Bölümün tamamını WritePad'de oku