Beklenmeyen Fotoğraf
Yazar: Şevval Ay

1. Bölüm: Güvensizlik evsizlik gibiydi… Anılarımız vardır ya hani bazen can yakar bazen özleriz. Asıl olan özlerken canımızın yanmasıdır. En büyük yaralarımız çocukluğumuzdadır en büyük kırgınlığımız en büyük acımız ve en büyük özlemimiz çocukluğumuzdur. Yara, bazen kapanır da ruhu kabuk tutmazdı. Yara bazen iyileşir mi bilmiyorum ama benim yaram derindi. Gecenin ıssız sokaklarında ışığı titreyen sokak lambaları bana eşlik ediyordu. Zihnimi dolduran bir ton düşünce altında eziliyorum eskileri düşünüyorum geçmişimi... Yine o yıldızları izlediğim tepedeyim. Hissiz kalmış kalbimi, durgun gözlerimi, yorgun bedenimi dinlenmesini istermişçesine gökyüzünü izliyorum. Artık dinlenmek istiyordum. Aslında bazı şeyleri abartıyor gibiyim ya da bana öyle geliyor, bilmiyorum. Kendimi acınası bir hale düşürüyormuş gibi hissediyorum fakat ben kendi içime böyleyim, kendime böyleyim kimse benim bu halimi bilmiyor ki. Kim bilebilir ruhumun yandığını? Kim hissedebilir? Benim gibi hem güçlü hem güçsüz olabilir mi? Sanmıyorum. Belki benden daha beterleri vardır belki benden daha kötüleri ya da iyileri... Ne ben onları ilgilendiririm ne de onlar beni ilgilendirir böyle bir kıyaslama yapılmamalı bence. İnsan yaşadığı kadardır... Kimse merhem olmaz yaraya. Ruhumun geceye karıştığı bir zaman dilimindeyim yine her gece yaptığım gibi kendimi sorguluyordum. Kimdim ben? Ben Lara Saye Ay... Lara su perisi Saye, gölge demek... Annem ve babam onlardan kalan iki küçük kardeşim var. Onları öyle bir seviyorum ki beni hayatta tutan onların varlıkları. Abla ya da anne beni hangi kalıba sokarsanız sokun ben onlar için canımı bile veririm. Kimse benim gibi sorumluluk alamazdı. Yetim ve öksüz değildik belki ama başımızda bir anne ve baba yoktu. Meslek sahibi olmak istiyordum onları geride bırakıp hayallerime kavuşma imkânım vardı fakat ben öyle yapmadım. Ben büyüklerimin günahlarının bedelini öderken onlarda benim günahımın bedelini ödesin istemedim. Kanatlarımın altında titremelerine engel oldum ve onları kanatlarımın altından hiçbir zaman çıkarmadım. Onlar öyle tatlılar ki öyle masumlar... Hep anne olmak istemiştim anne çocuk doğurmak değil o sorumluluğu ele alabilmektir. Kalpte hissetmek çok özeldir bu duygu. Yıldızlardan gözlerimi çekip her zaman yaptığım gibi kalemimle defterimi çıkardım ve satırlarımla baş başa kaldım. Sevgili kâğıt, Beni koşulsuz dinleyen tek varlık sensin. Başkaları dinlemiyor ki geçiştiriyor... Ben bunları yaşamayı hak etmedim ama ya daha kötü olsaydı? Bugün... dışarı yürüyüşe çıktım her zamanki gibi. Hafızamı serbest bırakamıyordum çünkü düşünecek çok şey var onları bastırmak için müzik dinliyorum. Sokak lambaları yanıyor. Bazı lambalar ise ben o lambanın önüne adım attığımda yanıyordu sanki bana ‘senin yolunu aydınlatıyoruz.’ diyordu. Peki, ışıklar bana yanlış yol gösteriyorsa? Kalemimi parmaklarımın arasında gevşettim. Defterimi kapattım yavaş bir şekilde. Saat 22:00 olmuştu fazla geç kalmadan eve gitmeliyim. Telefonumdan şarkı açıp dinlemeye başladım bu şarkıyı nedense çok seviyordum. Firuze. Kim bilir belki de özel bir anlamı vardı. Şarkıyı dinleyerek mahalleye kadar geldim. Arkamda birinin beni takip ettiğini biliyordum aylardır böyleydi bu. Nereye gittiğimi bilmiyordu ama geri dönüş yolumda beni buluyordu. Köşeyi dönünce onu bekledim ve birkaç saniye sonra o da köşeyi döndü karşısında belirdiğim için irkildi ama buna o da alışmıştı. "Ya sen benden ne istiyorsun hâlâ peşimdesin!" Sesim sert çıkmıştı. Kötü biri değildi sadece beni seviyordu ama beni takip etmesinden hoşlanmıyordum. Bana yine her zamanki gibi masumca baktı. "Sen gece dışarı çıkınca aklım kalıyor." dedi. Derin bir nefes verip konuştum. "Bak beni sev ya da sevme bu senin duygularındır. Benim hayatımda kardeşimden başka bir erkeğe yer yok Dora. Seni incitmek istemem bir de bunun günahı altında ezilmek istemiyorum. Seni anlıyorum kız başıma gece dışarı ıssız bir yere gidiyorum başıma her şey gelebilir ama ben bundan korkmuyorum çünkü bu yaşıma kadar başıma birçok şey geldi v…