Geceye Bıraktığım Notlar

Yanlış Gönderilen Gece

Yazar:

Geceye Bıraktığım Notlar - App Store Test User kitap kapağı
Geceye Bıraktığım Notlar kitap kapağı

Telefon ekranım karanlık odamın içindeki tek ışık kaynağıydı. Perdenin arasından şehre bakıyordum. Karşı apartmanın bazı pencereleri hâlâ aydınlıktı. Kimisi ders çalışıyordu, kimisi dizi izliyordu, kimisi de belki benim gibi uyuyamıyordu. Ama onların hepsinin benden bir farkı vardı. Onlar içlerinden geçenleri bir yere yazıp sonra da korkakça silmiyorlardı. Ben yazıyordum. Her gece. Kimseye söyleyemediğim şeyleri, notlar uygulamasına saklıyordum. Sanki telefonum küçük bir mezarlık, ben de her gece içine birkaç cümle daha gömüyordum. Yeni bir not açtım. Başlık kısmına hiçbir şey yazmadım. Zaten benim cümlelerimin başlığı olmazdı. Çünkü başlık koyarsan, bir şeyin varlığını kabul etmiş olurdun. Ben çoğu şeyi kabul etmeyi sevmiyordum. Parmaklarım klavyenin üzerinde bir süre bekledi. Sonra yazmaya başladım. “Bazı insanlar kalabalığın içinde yalnız görünmez. Çünkü yalnızlıklarını gülüşlerinin arkasına saklamayı öğrenmişlerdir.” Duraksadım. Bu cümleyi neden yazdığımı biliyordum. Aras yüzünden. Okulun herkes tarafından tanınan çocuğu. Koridorda yürürken insanların dönüp baktığı, öğretmenlerin bile adını ezbere bildiği, kızların onunla konuşmak için saçma bahaneler bulduğu Aras. Ama ben onu başka türlü görüyordum. Gülüşü çok düzenliydi. Fazla düzgün. Sanki biri ona “böyle gülersen kimse içinde ne olduğunu anlamaz” demiş gibi. İnsanlar onun rahat, özgüvenli ve umursamaz biri olduğunu sanıyordu. Ben ise bazı sabahlar kantinin en arka masasında tek başına otururken gözlerinin nasıl boşluğa takıldığını görüyordum. Görmemem gereken şeyleri görürdüm ben. Belki de bu yüzden çok konuşmazdım. Çünkü insan çok şey fark edince susmak daha güvenli geliyordu. Bir bildirim sesi geldi. Derin. Derin: Uyudun mu? Gözlerimi devirdim. Derin’in mesajlarına cevap vermemek imkânsızdı. Cevap vermezsem önce üç tane daha mesaj atar, sonra arardı. Aramazsa ertesi gün okulda çantamı karıştırıp “senin ruh hâlin burada bir yerde olmalı” diye saçmalardı. Ben: Hayır. Derin: Tabii ki. Yine not mu yazıyorsun? Cevap yazmadan önce ekrana baktım. Beni fazla iyi tanıyordu ve bu bazen sinir bozucuydu. Ben: Belki. Derin: Lina, bir gün o notlardan biri ortaya çıkacak ve okul birbirine girecek. Kalbim çok kısa bir anlığına hızlandı. Saçma. Sadece bir mesajdı. Ben: Saçmalama. Kimse okumayacak. Derin: Sen böyle dedin ya, kesin okunur. Ben: Uğursuzluk yapma. Derin: Ben gerçekçiyim. Sen dramatiksin. Gülümsedim. Derin, hayatımdaki en gürültülü insandı. Sadece sesiyle değil, varlığıyla da. Bir odaya girdiğinde odanın ışığı değişirdi. İnsanlara laf sokardı, sonra da sanki iyilik yapmış gibi omuz silkerdi. Benim tam zıttımdı. Belki de bu yüzden arkadaştık. Derin: Yarın edebiyat sunumunu unutma. Birden içime soğuk bir şey düştü. Sunum. Evet. Yarın. Unutmuştum. Telefonu yüzüme yaklaştırdım, gözlerimi kıstım. Sanki mesaj değişecekmiş gibi tekrar okudum. Ben: Unutmadım. Bu yalandı. Derin: Unuttun. Ben: Hayır. Derin: Lina, sen yalan söyleyince nokta koymuyorsun. Az önce koymadın. Ekrana bakıp istemsizce iç çektim. Beni bu kadar iyi tanıması bazen tehlikeliydi. Ben: Tamam, biraz unutmuş olabilirim. Derin: Biraz unutmak diye bir şey yok. Ya unutursun ya unutmazsın. Neyse, konun neydi? Ben: Modern edebiyatta yalnızlık teması. Derin birkaç saniye cevap yazmadı. Sonra mesaj geldi. Derin: Sana fazla uygun bir konu olmuş. Öğretmen bilerek mi verdi? Cevap vermedim. Çünkü bazen şakalar, şaka oldukları için daha çok acıtırdı. Notlar uygulamasına geri döndüm. Yazdığım cümle hâlâ oradaydı. Onu silmem gerekiyordu. Gereksizdi. Fazla açıktı. Fazla benimdi. Cümlenin altına bir tane daha yazdım. “Keşke bazı insanlara bakınca içimizde neden sessizlik oluştuğunu anlayabilsek.” Bu defa gerçekten Aras’ı düşünerek yazmıştım. Onu tanımıyordum bile. Aynı sınıfta değildik. Doğru düzgün konuşmamıştık. Sadece birkaç kez aynı ortamda bulunmuştuk. Bir keresinde kütüphanede kalemimi düşürdüğümde eğilip almıştı. “Senindi sanırım,” demişti. O kadar. İnsan bazen birini tanımak için uzun konuşmalara ihtiyaç duymaz. Bazen te…

Bölümün tamamını WritePad'de oku