GÖZLER ÜZERİNDE
Yazar: Açelya Bozkurt

Ve kendimi uykunun kollarına bıraktım. Gece aniden uyandım kabus görmüştüm annemin öldüğü gün. Çok net hatırlamıyordum çünkü henüz beş altı yaşlarındaydım annem babam ve ben lunaparka gitmiştik. Atlı karıncaya, hızlı trene, gondola binmiştim. En son da dönme dolap'a binmiştik. Keşke binmeseydik... Babamla ben yan yana annem ise karşımızda oturuyordu. Bir anda bir silah sesi gelmişti. Bir el, iki el, üç el ve dördüncüsü anneme isabet etmişti. Annem gözlerimin önünde kanlar içindeydi kurşun kafasına isabet etti. Babam hemen benim üstüme kapanmıştı. Aşağıdan bir ses geldi. Kalın sesli bir adam babama bağırıyordu. "SENİNLE DAHA İŞİMİZ BİTMEDİ KEREM ASYA!" diye bağırıyordu. O zamanlar tabii bunun farkında değildim ama babam kaybolduktan sonra onun mafyayla bir bağlantısı olduğunu düşünmeye başlamıştım. On altıncı yaş günümde babam bir anda ortadan kaybolmuştu. O günün sabahı her zamanki gibi işe gitmişti. Ben ise evde yalnız başıma sıkıldığım için komşumuz seda teyzenin evine gitmiştim benimle yaşıt bir kızı vardı beraber bir şeyler yaparız diye yanına gitmiştim. Sabah babam bana telefon edip "Akşam seni bir sürpriz bekliyor Lavin'im" demişti. Akşama kadar onun gelmesini beklemiştim. Ama gelmemişti ya da gelememişti. Saatlerce, günlerce, aylarca, yıllarca hep babamı bekledim ama o bir anda toz olmuştu arkasında hiç bir iz yoktu. Polisler onun kaçtığını söylediler bana. Ama ben onlara inanmadım hangi baba kızının doğum gününde onu terk ederdi ki. Babamın kaçırıldığını düşünüyordum. Ölmesi fikrini aklımın ucundan bile geçirmek istemiyordum. Beynimden bunları geçirirken artık geri uyuyamayacağımı fark ettim. Yatakta olduğum yerde doğruldum. Gözlerimi ovuşturup etrafıma bakındım sonra ayağa kalkıp pencereye yöneldim. Biraz hava almak iyi olur diye düşündüm. Elimi pencerenin kulpuna attım. Kulpu sağa çevirmeye çalıştım ama olmadı ilk başta sıkıştığını düşündüm ama biraz daha zorlayınca sıkışmadığını ve kilitli olduğunu gördüm. Cidden mi ya diye geçirdim içimden kuş bile kafesteyken benden daha özgürdür gerçekten. Sinirlenmiştim bir hışımla odamın kapısını açtım. Gece'nin yanına gidecektim bu kadarı da fazlaydı artık pencere kilitlemek nedir ya zaten 2. Kattayız aşağı mı atlicam sanki. Gerçi yerler topraktı atlasam canım çok yanmazdı. Neyse bol aplikli koridorda hızlı hızlı yürüyüp üçüncü kata çıktım. Gece'nin çalışma odasında olduğunu düşünmüştüm kapının önüne geldiğimde hangi oda olduğunu karıştırdım sağdaki miydi soldaki mi? Yanlış bir odaya girmek istemiyordum çünkü yasaktı ve bu manyağın yasak olan bir şeyi yaptığımda bana neler yapacağını pek düşünmek istemiyordum. Yasaklı odalarda belki de gerçekten birilerine işkence ediyordu. Tamam şu an bunun sırası değil. Ama bu katta bana yasaklı bir oda göstermemişlerdi ki bana bir şey derse suçu Baran'a atardım o bana göstermedi diye. Daha fazla düşünmeden sağdaki odayı seçtim ve yavaşça kapıyı araladım. Ve evet burası çalışma odası değildi ama merakıma yenik düşüp kapıyı aralamaya devam ettim. Kapı açılmaya başladıkça dışarıya ışık vurmaya başlamıştı bu odada ne vardı ki bu kadar ışık vardı? Kapıyı ardına kadar açıp içeriye girdim ve gördüklerim karşısında ufak çaplı bir şok yaşadım. Ufak çaplı değil baya büyük bir şok yaşadım. Tam karşımdaki duvarda üç tane dev ekran vardı ve ekranlarda yüzlerce kamera kaydı vardı hepsi şu an canlı olarak kayıttaydı. Koridorlar, evin girişi, bahçe, odalar benim kaldığım oda da bunlara dahildi. Evde daha benim görmediğim o kadar çok yerin kaydı vardı ki hayretler içerisinde oralara bakıyordum. Derken arkamda ayak sesleri işittim arkamı dönmek istemiyordum ama sonsuza kadar böyle kalamayacağım için yavaş yavaş bedenimi çevirdim. Ve karşımda Gece duruyordu kollarını önünde bağlamıştı bir omzu kapıya yaslıydı ve beni izliyordu. Yüzünde sinirli bir ifade bekleyerek döndüğüm için korkmuştum ama tam tersine yüzünde gayet de umursamaz bir tavır vardı. Ne yani o kadar yasak sıraladıktan sonra bu kadar önemli bir odaya girmeme kızmamış mıydı? "Dilin mi tutuldu Lav…