KAPAN
Yazar: Açelya Bozkurt

Ve o an içimde tek bir düşünce vardı Buradan çıkamayacaktım... Sadece bir an tek bir an kaçmayı düşündüm ama sonra bunun aptallıktan başka bir şey olmadığına karar verdim. Büyük ve oldukça şatafatlı bir villanın önündeydik etrafıma bakındım. Onlarca, yüzlerce hatta binlerce koruma vardı. Kapıların girişinde, garaj kapılarının girişinde, havuzun etrafında, villanın kapısında, ikinci katta, üçüncü katta, dördüncü katta. Her yerde korumalar vardı ama korumalar olmasa da bu ev zaten yeterince korumalıydı. Metrelerce yükseklikteki duvarları demir bariyerleri vardı. Duvarların bitiminde ise jiletli teller vardı. Bu kadar korumalı bir evde yaşadığına göre önemli birisi olması lazımdı. Sahi kimdi bu adam bana adını bile söylememişti. Bir anda onun sesiyle irkildim. "Yürümeye niyetin yok herhalde Lavin" "Gitmem" dedim ayaklarım yere çakılmıştı sanki. "Lavin" dedi sakince artık sabrı tükeniyor gibiydi. "Ne var ne! Adını bile bilmediğim bir adamın evine öylece girecek miyim sence? Pardon kafesine üstelik bir katilin evine" Bunu söylediğim anda hızlı bir şekilde üstüme yürümeye başladı. Bir anda geldiği için korkmuştum gözlerimi kapatıp ellerimi kaldırıp önümde çarpı şeklinde siper ettim. "Napıyorsun?" dedi gözümü aralayıp ona baktım yüzünde şaşırmış bir ifade vardı. "Vurma lütfen bağır çağır ama vurma" dedim gözlerim dolmuştu etrafı buğulu bir şekilde görüyordum. Bir anda gözümün önü karardı son gördüğüm şey onun endişeli yüzüydü. ~ Gözlerimi açtığımda beyaz tavanı gördüm kafamı yana çevirdim ve bir odada olduğumu farkettim yanımdaki komodinde bir başucu sürahisi ve yanında da bardak vardı. Biraz doğrulup kendime bir bardak su kattım boğazım kurumuştu hemen o suyu kafama diktim. Sonra biraz etrafı inceledim tam karşımda 6 kapaklı gri bir giysi dolabı vardı komodin sağ tarafımdaydı sol tarafımda bir çalışma masası vardı. Odanın tamamı gri tonlarda ve siyah tonlarda dizayn edilmişti. Aniden kapı açıldı içeriye bir adam girdi. 1.80-1.90 boylarında kısacık asker tıraşına benzeyen saçları vardı. Bir eli kapının kolunu tutuyordu diğer eli ise cebindeydi üstünde siyah bir takım elbise vardı. Oldukça yapılı ve kaslı bir vücudu vardı. Bu adamın korumalardan birisi olabileceğini düşündüm. Keskin ve belirgin yüz hatları vardı simsiyah gözleri donuk ve duygusuz bakıyordu sanki sürekli bir şeyleri değerlendiriyordu. "Lavin hanım Gece bey sizi aşağıda bekliyor." "Gece mi? Nerede bekliyormuş beni Gece bey'in" dedim alaycı bir tınıyla. "Beni takip edin Lavin hanım." dedi resmen burnundan soluyordu. Ne yani alaycı konuşmam onu öfkelendirmiş miydi yani? Ayağa kalktım ve onun arkasından gittim. Uzun koridorda yürürken etrafı inceledim duvarlarda boydan boya sarı ışıklı aplik'ler vardı. Ama asıl ilgimi çeken şeyler bir kaç metre arayla duran siyah küçük kameralardı. Kameraların üstündeki küçük kırmızı noktalar olmasa kamera olduğunu anlamazdım. Merdivenlerden inerken merdivenlerin iki taraflı upuzun olduğunu fark ettim ev dört katlıydı ve abartı denilecek kadar büyüktü. Allahtan ikinci kattan iniyordukta çok merdiven inmemiştim. Oturma odasına vardığımızda onu gördüm. GECE'yi bu tarafa bakmıyordu kafası eğikti ayak ayak üstüne atmış elindeki tabletle ilgileniyordu kaşları çatıktı ilk o zaman dikkatlice yüzünü inceledim. Keskin ve erkeksi yüz hatları vardı. Hafif belirgin elmacık kemikleri vardı. Ve belirgin çene çizgisi ile yüzünde neredeyse hiç yumuşaklık yoktu. Gözleri insanların bakarken kaçmak isteyeceği türdendi. Derin ve sabit bakıyordu. Saçları koyu siyahtı dağınıktı ama şekilliydi. Hafif kirli sakallıyı. Yüzündeki çukurlar onun ne kadar yara aldığını gösteriyordu. Ağır ağır kafasını kaldırdı gözleri benimkileri buldu. "Uyanmışsın."dedi yumuşak bir sesle. Galiba onu ilk defa insan gibi gördüm. Gece ve yumuşak ses imkanı yok diye geçirdim içimden. "Ne oldu ki bana" diye sordum. Hiçbir şey hatırlamıyordum. "Hatırlamıyor musun?" diye sordu şaşkın bir sesle. "Hayır" dedim gözlerimi ovuştururken. "Bayıldın Lavin. Doktor yorgunluk ve uykusuzluktan dolayı…