KARAR
Yazar: Açelya Bozkurt

Yağmur hala yağıyordu. Ama artık onu hissetmiyordum. Kolumu tutan el... Çok gerçekti. Çok güçlüydü. "Bırak beni" dedim daha yüksek bir sesle. Sesim titriyordu ama geri çekilmedim. O ise aldırış bile etmedi sanki bağırmam, çırpınmam,korkmam... Hiç bir şey ifade etmiyormuş gibi. "Bağırmaya devam edersen," dedi sakince "dikkat çekersin" Kalbim hızlandı. "Belkide istiyorum" "Belki biri gelir" dedim. Bu sefer yüz ifadesinde çok hafif bir değişim oldu. Alaycı bir ifadeyle bana bakıyordu. "Gerçekten buna inanıyor musun?" Dedi pis pis gülerek. "Yani birisinin seni gerçekten duyup seni kurtarıcağına yani." Sözleri... Bir gerçek gibi yüzüme çarptı. Etrafıma bakındım. Sokak bomboştu. Yağmur dışında hiçbir ses yoktu. Haklıydı. Ve bu daha da korkutucuydu. Elini kolumdan çekmedi. Tam tersine daha fazla sıktı. " Yürü" " Hayır" Bu kelimeyi söylemek belkide bu hayatta yaptığım en aptalca şeydi ama artık geri alamazdım. Gözleri bir anlığına karardı. "Bunu daha fazla zorlaştırma Lavin." "Öyle mi? Zorlaştırırsam nolucak napabilirsin ki?" Adımı söylemesi... İçimde garip bir kıpırtı oldu. "Gitmeyeceğim" dedim "Seni tanımıyorum sen-" Sözümü bitirmeden beni bir anda kendine çekti Dengemi kaybettim. Göğüsüne çarptım. Nefesim kesildi. "Artık tanıyorsun" dedi. Alçak bir sesle. Kalbim deli gibi çarpıyordu. Onu itmeye çalıştım ama yerinden kıpırdamadı bile. O an avazım çıktığı kadar bağırdım. "Bırak beni!" Ve o an anladım bağırmam kimseyi buraya getirmiyordu sesim boş sokakta yankılanıp duruyordu. Bir anda elimden tutup beni çekmeye başladı. "Beni nereye götürüyorsun" dedim adımlarımı geri çekmeye çalışarak. Ama o adeta beni sürükleyerek götürüyordu. Cevap vermedi. "Dur!" diye tekrar bağırdım. Hiç durmadı. Sokak köşesini döndük. Biraz ileride siyah bir araba duruyordu. Parlak. Sessiz. Tehlikeli. Kapıyı açtı. "Bin" Başımı iki yana salladım. "Hayır" Gözleri tekrar gözlerimi buldu. Bu sefer daha sert ve daha korkutucu bakıyordu. "Seçeneğin yok" "Var" dedim geri çekilerek "Kaçabilirim" "Denesene" dedi sırıtarak. Bu bir meydan okumaydı. Ve ben gerçekten denedim. Elini ittim. Tüm gücümle koşmaya başladım. Ayaklarım kayıyordu. Kalbim hızlanıyordu. Hızlı yağan yağmur yeri daha çok kayganlaştırmıştı. Koş. Koş. Koş. Daha hızlı koş. Bir anlığına başardığını sandım. Ama bu çok kısa sürdü. Arkamda ayak sesleri duydum. Yakındı. Çok yakındı. Bir kol aniden belime dolandı. Dünyam döndü. Ve tekrar ona çarptım. "Bu kadar mı?" dedi kulağıma yakın bir yerden. Nefesi tenime değdi. Donakaldım. "Beni bırak" dedim. Kısık bir sesle. Cevap vermedi. Sadece beni arabaya doğru sürükledi. Direndim. Çırpındım. Ama etki etmedi. Kapıyı açtı beni içeri itti. Koltuğa çarptım. Hemen doğrulup kapıyı açmaya çalıştım ama çoktan kilitlemişti. Elim titredi. "Hayır. Hayır. Hayır. Olamaz" dedim kendi kendime. O sırada diğer kapı da açıldı ve o da diğer taraftan arabaya bindi. Daha fazla korkmaya başlamıştım. Ve o ses... Kapının kilitlenme sesi. "Beni nereye götürüyorsun" dedim. Bu sefer sesim daha kırıktı. Gözlerim dolmuştu ölmekten korktum. Hiç bir ceaap vermedi. Sanki ben yokmuşum gibi sadece yola bakıyordu. "Lütfen" dedim Gözlerimden yaş geldi. Ama ona belli etmedim. Aynadan yüzüne baktım sertti ve dümdüz bakıyordu yüzünde hiç bir ifade yoktu. Hiç bir şey olmamış gibi arabayı sürüyordu. Kafamı ona çevirdim. "Beni neden öldürmedin?" diye sordum aniden... Bu sefer yavaş yavaş kafasını bana çevirdi. Gözleri karanlıktı. İfadesi sertti. Cevap vermesi birkaç saniye sürdü. Ama o saniyeler... Sonsuz gibiydi. "Henüz karar vermedim" dedi sakin bir şekilde. Aklımı kaybedecektim nasıl hiç bir şey olmamış gibi davranabiliyordu. "Ne... Ne demek o?" Gözlerini tekrar yola çevirdi. "Yaşayıp yaşamayacağına ben karar vericem demek" Nefesim kesildi. Gözlerim doldu. Ellerim uyuştu. Bacaklarım karıncalandı. Araba karanlığın içine doğru ilerliyordu. Ve ben... İlk kez gerçekten anladım. Bu sadece bir kaçırılma değildi. Bu... Bir başlangıçtı... Ama bu nasıl bir başlangıç? Cevabı bilmek istemiyordum. Şehrin ışıkları ya…