Ⅳ
Yazar: 𝘈𝘺𝘴̧𝘦 °𓇼🌊⋆🐚🫧

 İnsan ne ile sınanırdı? Sınanmamız için illaki bir sebep mi lazımdı? Neyi çok severseniz, elde etmeye çalışırsanız onunla sınanırdınız hayat sizden onu alırdı. Doğduğumdan beri sınanıyordum. Demek ki zamanın da değmeyecek insanlar için çok çaba sarf etmişim. Bunlardan birisi de babamdı. Belki annemden sonra bana sahip çıkıp başımı okşar diye ummuşdum ancak hiçbir zaman öyle olmamıştı. Onun hayatına dair hiçbir fikrim yoktu hayatına birisini almışmıydı bunu dahi bilmiyordum bildiğim tek şey varsa yoksa sürekli işiyle meşgul olduğu ve umursamazlığıydı. Balodan çıkmış arabayla usulca ilerliyorduk. Aklımda olan şey ile Berte seslendim. Arka koltukta duran şalı çıplak omuzlarıma bıraktım. Pencereden gelen rüzgar üşütmüştü beni. "Mezar yoluna sürer misin?"dediğimde odaklandığı yoldan gözlerini ayırıp bi kaç saniye gözlerime baktı. "Bu saatte ne işimiz var hava da serinledi." Hah ne de düşünceli! "Olsun" Bu aralar fazla geriliyordum kendimi sadece annemin yanında rahatlamış bir ruh haliyle buluyordum. Yüzünde pis bir ifade belirirken işi hemen şakaya vurdu. "Valideye torun müjdesi mi vericeksin yoksa önceden" İnanamıyordum ölmüş birisinin ardından bile rahatça şaka yapabiliyordu hem de kendi çıkarı için. "Kes çeneni" dedim sert ses tonumla. "Daha yeni başlıyor gece iki dakika dururuz sonra direk eve haberin olsun" Kaşlarımı çatarak yüzüne baktım "başka emriniz var mı paşa hazretleri" dedim. "Var ama onu sonra söyleyeceğim"derken sırıtmayı da ihmal etmemişti. Sinirimi bozmak için başka sebebe ihtiyacım yoktu çünkü sinir kaynağı her an dibimdeydi. Yol boyu hiç konuşmadan gelmiştik annemin yanına,daha doğrusu o arabadaydı bende karanlık mezarlığa rağmen annemin baş ucuna gitmiştim. Biraz vakit geçirdikten sonra burdan hiç gitmek istemeyerek arkama dönüp arabaya ilerleyip bindim. Kafam da çok huzursuz edici düşünceler dönüyordu boğuluyordum adeta buna engel olamıyordum hissediyordum boğazımdaki yumru aynı zamanda da vücudum da hissettiğim ağrıyı. Bert'in direksiyondaki elleri sinirimi iyice bozuyor aklıma eve geçince olacak şeyler geliyordu. Sessizliği böldü"eve gitmeyi istemiyorsun dimi?" diye sordu aklımdan geçenleri okumuş gibi. Dalmış olduğumu belli etmek istemezken boğazımı temizledim konuşmadan önce "neden istemiycek mişim?" sorusuna soruyla karşılık vermiştim. "Yapma ikimiz de çok iyi biliyoruz bunu" dedi tok sesiyle. Ellerimi şakaklarıma doğru yakınlaştırıp baskı uyguladım "senin hayatına dahil olma gibi bir zorunluluğum yok benim hatırlatırım" Tüm dikkati yolda kulağı bendeyken dişlerini sıktığını gerilen yanaklarından anlamıştım. Gelmiştik çok lüks bir ev değildi ancak idare ediyordu ayrıca planım bitince buralardan çekip gidecektim umrumda değildi. İki katlı villa tarzında eski bir evdi. Beyazdan çok siyahı,iyilikten çok kötülüğü çağrıştıran bir evdi. Perili köşke benziyordu bu düşünce aklıma gelince bir anda güldüm. Dönüp bana ters ters baktı kapıdaki anahtarı çevirirken. Ters bakışlarına aldırış etmedim kapıyı açar açmaz onu ittirip eve girdim. Elimdeki çantayı kenara fırlattım. Çıkan sesle gözlerimi kırpıştırdım. Bert üzerindeki çeketi çıkarırken askılığa astı daha sonra üzerindeki gömleğin düğmelerini açmaya başladı. Gerçekten onu arzuladığıma inanıyor muydu? Gözlerimi ondan ayırıp odaya girdim. Elimde takılı olan yüzükleri parmaklarımdan ayırırken eldivenleride çıkarttım. Üzerimi çıkarmadan önce masaki makyaj temizleme losyonunu elime alıp yüzümü silmeye başladım. Bir kaç dakika elimdeki mendille yüzümde oylandıktan sonra yüzümdeki ağırlığın gitmesi beni hafifletmişti. Adım seslerini işitiyordum bu yüzden hızlı davranıp üzerimdeki elbiseden kurtuldum. Elime aldığım temiz iç çamaşırlarımla banyoya girdim hemencecik ardından da kapıyı kilitledim. Şeytani şekilde gülümsedim kuvetin suyuna uzandı ellerim açtım dolmasını beklerken kulağımda ki küpelerimi çıkardım. Ayna da kendime bakarken suyun dolduğunu fark ederek dolapdaki sabun topunu alarak küvete yaklaşıp içine bıraktım. Banyonun kapısının tıklatıldığını duydum gelmiş…