Gecenin Sessizliği

Ezgi ve Karan

Yazar:

Gecenin Sessizliği - Hanife i Bay kitap kapağı
Gecenin Sessizliği kitap kapağı

Bölüm: Zincirleme Yalanlar ​Her şey mükemmel başlamıştı; en azından dışarıdan öyle görünüyordu. Karan’ın bana olan takıntısı, başlarda "büyük bir aşk" gibi gelmişti. Her adımımı takip etmesi, kiminle konuştuğumu sorgulaması, hatta giydiğim kıyafetlere kadar karışması, başlangıçta beni koruduğunu düşündürüyordu. Ama bu koruma duygusu, kısa sürede boğucu bir gölgeye dönüştü. ​Otoparkta, o soğuk betonun üzerinde tartıştığımız bir akşam, yine her zamanki gibi kontrolünü kaybetmişti. "Senin tek yuvandım," diye tısladı, kolumu sertçe kavrayarak. "Benden başkasına bakamazsın, benim yazdığım hikayenin dışına çıkamazsın Beni hırpaladığı, kelimeleriyle ve tavırlarıyla ruhumu ezdiği o an, gözlerindeki o karanlık tutkuyu gördüm. Bu aşk değildi; bu, beni kendi dünyasında bir figüran gibi kullanma isteğiydi. Beni her kırdığında, aslında kendi egosunu besliyordu. ​Sırtımı otoparkın soğuk kolonuna yasladığımda, içimde bir yerlerin koptuğunu hissettim. O gece, onun "Gecenin Sessizliği" dediği bu karanlık ilişkinin aslında benim için bir mezar olduğunu anladım. ​Gözlerinin içine baktım, ilk kez titreyen bir sesle değil, buz gibi bir netlikle: "Sen bir yazar olabilirsin ama bu hikayenin başrolü artık senin karanlığın değil, benim özgürlüğüm," dedim. İtildim, örselendim ama o an ayrılmaya karar verdim. Arkamı dönüp otoparkın çıkışına doğru yürürken, arkamdan gelen öfkeli adım seslerini duymuyormuş gibi davrandım. Artık bu hikayeyi o değil, ben bitiriyordum Otoparkın soğuk betonundan uzaklaşırken, arkamdaki ayak seslerinin durduğunu hissettim. Karan artık beni takip etmiyordu; çünkü sessizliğin kendi silahı olduğunu biliyordu. ​Evin kapısını kilitledikten sonra, ellerimin hala titrediğini fark ettim. Aynadaki yansımama baktım; saçlarım dağılmış, gözlerimin altı o bitmek bilmeyen kavgaların izleriyle gölgelenmişti. O, sadece bedenimi değil, ruhumu da hırpalamıştı. Odanın ortasında duran, onunla doldurduğum anılarla dolu o defteri elime aldım. "Gecenin Sessizliği" başlığını attığım o sayfaları teker teker yırtmaya başladım. Ertesi sabah uyandığımda, kapımın önünde bir paket duruyordu. İçinde, üzerine kan kırmızısı mürekkeple tek bir not iliştirilmiş bir cam kırığı vardı: "Hikayeni bitirdiğini sanıyorsun, ama unutma; ben senin başladığın her cümlenin sonuyum." ​O an anladım ki, ondan ayrılmak sadece bir başlangıçtı. Takıntılı ruhu, ben kaçsam da peşimi bırakmayacak, gölgem gibi üzerime yapışacaktı. Telefonum çaldı; arayanın numarası yoktu. Açtığımda gelen sadece o boğucu sessizlikti... ama arkadan gelen bir ses, tüylerimi ürpertti: Otoparkta, ayrılırken söylediğim o son sözü kendi sesiyle tekrar ediyordu: "Bu hikayenin başrolü artık senin karanlığın değil, benim özgürlüğüm Karan, benim sesimi bile çalmıştı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku