GECENİN NEZDİNDEKİ AY

I - KAÇIŞ

Yazar:

GECENİN NEZDİNDEKİ AY - Rumeysa kitap kapağı
GECENİN NEZDİNDEKİ AY kitap kapağı

Parmaklarımı kırışmış alnımda gezdirip ağrıyı dindirmek istercesine hafifçe baskı uyguladım. Fazla işe yaradığı söylenemezdi; yine de o an baskı uygularsam geçecek gibiydi. Ardından gözlerime vuran sızı, baş ağrısıyla bütünleşince dayanılmaz bir hâl aldı. Aslında başımın ağrıması oldukça normaldi. Zihnim öyle doluydu ki sakin düşünmem olanaksızdı. Aklımdakiler dolup taşmıştı. Bu sadece bir günün değil, birkaç günün birikimiydi. Çantamda duran ağrı kesiciyi içmem pek fayda sağlamadığı gibi midemi de ağrıttı. Sanırım bu gece hiçbir şey yolunda gitmeyecekti. Ağrıyı göz ardı ederek karanlık ve dar caddede adımlarımı hızlandırdım. Karanlık sokak, beni yutacakmış gibi sessiz ve sakindi. Tenha caddede attığım adımlar seri ama ürkekti. İçimde biriken kasvetli histen kaçmak değildi bu hızlanış. İlk defa ıssızlıktan korkmuştum. İnsanlara karşı kolladığım cesaretim şu an yoktu. O an ne kadar güçsüz olduğumu daha iyi anladım. Hızla yürüdüğüm yol bitti. Tek düşündüğüm şey bana iyi gelecek yere ulaşmaktı ve ben, oraya ulaştım. Sahilin yosun kokusu ciğerlerime kadar doldu. Artık duyduğum tek şey dalgaların sesiydi. Gözlerimin kapanmasıyla birlikte gelen huzur dolu tını yüzümde hafif bir tebessüm oluşturdu. Her zaman içime işleyen o huzur bu sefer beni rahatlatmak yerine daha fazla dibe çekti. Her zamankinden farklıydım. Zihnimi istila eden düşünceler o nağmeyi hissetme konusunda beni geride bırakıyordu. Sıkıntıyla soludum ve sahilin nemli toprağına basarak denize yaklaştım. Zihnim karmakarışıktı. Üşüyordum; ama en çok da korkuyordum. Kapanan gözlerimle beraber aklımdaki düşünceler dalgaların ardına sığındı. Ağlamak istedim ama yapamadım. Boğazımda düğümlenen o his, kabullenemediğim gerçeklerin tam ortasında beni yerle bir ediyordu. Bu bir anlık çöküş değildi, güçsüzlüğümün birikmiş hâliydi. Denize girmeden önce ayağımdaki ayakkabıları çıkarıp kenara attım. Yeni soğuyan kum taneleri, ayağımda serin bir his bıraktı; bu da hoşuma gitti. Dudaklarıma minik ama bir o kadar dingin bir tebessüm ilişti. Hafifçe esen rüzgâr saçlarımı yüzüme savurdu, onları geri itip denize doğru yürüdüm. Adımlarım benden bağımsızdı ve ben, zihnimle kalbim arasındaki tuhaf çizgide ilerliyordum. Ne acıdır ki o çizgide yavaş yavaş boğuluyordum. Bir adım daha attığımda denizin sesi yaklaştı. O an içimde garip bir sessizlik oluştu; sanki her şey biraz yavaşlamış gibiydi. Aklıma doluşan düşünceleri bir kenara atmak istercesine gözlerimi sıktım. Düşünmek beni kahrediyordu. Hiçbir şey sebepsiz değildi. Bu yüzden sadece yürüdüm. Hafiften yalpalasam da durmadım. Birazdan ölüp gitsem, yaşadıklarımı ardımda bırakacaktım: Ailemi, hayallerimi ve aslında hiç var olmamış hayatımı… Her şey unutulacak, her şey böylece son bulacaktı. Adımlarımı attıkça dalgaların bacaklarıma çarpışını hissettim. Kulağıma ulaşan ses, olduğum yerde durmama yetti. Sanki görünmez bir el beni sarmış ve dipsiz düşüncelerin içinden çekip almıştı. Başımı gökyüzüne kaldırdım. Gözlerim kapandı. O nida bana yabancı değildi ama inandığım her şeye o kadar yabancıydı. Aklımdaki düşünceler bir anlığına sustu. Kalbimde titreyen bir mum alevi vardı; her an bir damlası yüreğimin üzerine düşecek ve orayı yakıp kül edecekti. Dinlediğim nağme, varlığını inkâr ettiğim yaratıcı, bu sesle beni altüst ediyordu. Bir işaretti sanki bu. Yok olmamı istemiyor, beni bu dipsiz karanlıktan çekip çıkarıyordu. Ne yapmalıydım ya da ne hissetmeliydim bilmiyordum. Düştüğüm bu çetrefilli hâl bir kez daha tokat gibi çarptı yüzüme. Canım yandı ama ben, sessiz kaldım. Oysa bağırıp çağırmam faydasız bir isyan olurdu. O kadar tükenmiştim ki kelimeler dudaklarımdan çıkmıyordu. Ses kesildi. Bakışlarımı gökyüzünden çektim. Açtım gözlerimi ve sadece yeryüzünün sesiyle yüzleştim. Dalga sesini dinlemek ruhumu rahatlatır sanmıştım ama o sesten sonra artık bana aynı hissi vermiyordu. Belki de o sese kapılmamalıydım. Bir anlığına yaşadığım hissin soğuk tokadı kendime getirmişti beni. Ne yapıyordum böyle? Saçma düşüncelere kapılmayacaktım elbette. Biraz d…

Bölümün tamamını WritePad'de oku