37. BÖLÜM: FEDAKÂRLIKLAR VE VEDALAR
Yazar: Lea

( Michael Ellis ) ═ GECENİN KANATLARI ═ OTUZ YEDİNCİ BÖLÜM ❝ FEDAKÂRLIKLAR VE VEDALAR ❞ Ekim 2008 | Chicago, Illinois. Takvimler 2008 yılının ekim ayını gösterdiğinde nihayet on sekiz yaşını dolduran James Montague, lisenin son sınıfına çoktan başlamıştı. Eylül ayında okulun sonbahar dönemi başladığında hiçbir şey eskisi gibi değildi. Melissa ile olan ilişkisini okulda göstermesi, bazen onunla birlikte okula el ele gelmesi, tüm derslerinin ortak olması için okulla konuşmasının ardından okulda her an kızla birlikte olması bile eskisi gibi hissettirmiyordu. Kendisi eskisi gibi değildi. Michael eskisi gibi değildi. Melissa bile eskisi gibi değildi. Birlikte geçirdikleri o bir haftalık yaz tatilinin ardından sanki her şey değişmişti. Birbirlerine olan sevgileri değişmemişti belki ama içlerinde bir şeyler kopmuştu, kafaları ve hisleri bazı konularda karışıktı. Melissa üniversiteyi şimdiden düşünerek strese giriyor, James on sekiz yaşında bir Montague olarak kendisini bekleyen geleceğin ve elbette Alan’ın ona verdiği görevlerin psikolojik baskısı altında kendisini kaybediyordu. Michael ise ufak ihanetinin öğrenilmesinin ardından patronu tarafından işkence görülüp iyileştirilmişti ama takip edilmesinin stresiyle baş etmeye ve James’i her şeyden koruma dürtüsüyle patronu arasındaki ilişkide dengeyi bulmaya çalışıyordu. Herkesin kendine göre bir meşguliyeti, stresi ve bu şartlar altında hissettiği psikolojik bunalım vardı. Zaman geçtikçe Melissa, eskisi gibi neşeli olmayan sevgilisinin ve onun korumasının neler yaşadığını bilmiyordu ama onların da iyi olmadığının farkındaydı. Yine de genç kız Montaguelara karışamıyordu, onun da düşünmesi gereken bir geleceği vardı. James’in bu geleceğin içerisinde yer almasını çok istese de kızının Montagueların vârisiyle ciddi bir ilişkide olduğunu çoktan öğrenen babasının her gün bu konuda onunla konuşması üzerine babasının korkularını paylaşmaya başlamıştı. James, geleceği çoktan planlanmış bir Montague olarak bu gelecekten kaçamayacaktı ve Melissa bu geleceği onunla paylaşamayacaktı. Bir zamanlar James’in dediği gibi onlar gerçekten farklı dünyalara aitlerdi belki de, Melissa bir mafyanın koluna taktığı bir süsten -metresinden- ya da onun karanlık dünyasına bir tehditten ibaret olmayacaktı. Liseyi bitirip mezun olduklarında ayrılma vakitleri gelecek miydi? Melissa üniversite için şehirden ayrılacak, James ise şehrin yeraltı dünyasının lideri konumuna gelip karanlık işlere mi bulaşacaktı? Genç kız bunları şimdiden düşünüyor olsa da bu korkularını James’e açmamıştı ama onun bunları zaten düşündüğünü genç adamın mutsuz hâllerinden anlayabiliyordu. James son zamanlarda -aslında tatilden beri- içine kapanık bir hâle gelmişti. Hâlâ birlikte vakit geçiriyor olsalar da James kendisinden ve duygularından pek bahsetmiyordu. Okulda öğretmenlerin üniversiteden sıkça bahsetmesine rağmen James sevgilisine ne geleceklerinden ne üniversiteden ne de hayallerinden söz ediyordu. Okulun popüler ve zengin yakışıklısı olmaya devam etmekten keyif alır gibi görünüyor, koluna taktığı sevgilisiyle mutluymuş gibi davranıyor, üniversiteyi ve geleceği pek düşünmediğini gözler önüne seriyordu. Hâlâ havalı, popüler ve egoistti. Oysa genç adamın içinde fırtınalar koptuğunu, evde de mutsuz olduğunu, babasıyla sürekli kavga ettiğini, bu kavgalarda yara almaya devam ettiğini Melissa biliyordu da tüm bunları genç adamla konuşmak için cesaretini toplayamıyordu. Michael da eskisi kadar onlarla birlikte değildi, bazen Melissa’yı da evinden alıp ikisini birlikte okula getirdikten sonra sadece otoparktaki arabada ya da okul bahçesinde takılarak James’i uzaktan gözetliyor, en az James kadar çok sigara içiyor ve mutsuz görünüyordu. Melissa o yüzden James’in zihninde ve evde olanları Michael’a da soramıyordu, görünüşe göre Montagueların evinde gerçekten bir sorun vardı ve Melissa mafya ailesinin işlerine burnunu sokarak kendisini bir hedef hâline getirmek istemiyordu. Hem ailesi için hem de kendisi için korkuyordu. James’in on sekizinci doğ…