33. BÖLÜM: MONTGOMERY GİZEMİ
Yazar: Lea

( Jayce Montgomery ) ═ GECENİN KANATLARI ═ OTUZ ÜÇÜNCÜ BÖLÜM ❝ MONTGOMERY GİZEMİ ❞ Şubat 2018 | Manhattan, New York. Azrail’in web sitesi Delirium ’a sızma çalışmaları neredeyse tamamlanmak üzereydi. FBI’ın Bilişim Uzmanlarından olan Dakota Bateson, FBI’daki diğer bilişim uzmanlarıyla ve yazılımcılarla birlikte çalışarak bu sitedeki üyelerden son bir ayda siteye giriş yapanların IP adreslerini bulmayı başarmıştı. Bu adresleri ayıklayarak bunların kimlere ait olduğunu bulmaya ve bu kişilerin son bir aydaki kurbanlarla bir bağlantıları olup olmadığını anlamaya çalışmıştı. Uzun uğraşlar sonucunda birkaç kişiyi bulmuştu ve bu isimleri Şef’e iletmişti. Derhal yapılan bir toplantıda bu isimler tartışılmış, bu kişileri sorgulamaya karar vermişlerdi. O isimler arasında dikkat çeken bir isim vardı ki zaten bir süredir takip ettikleri bu kişi, ekiptekileri şaşırtmamıştı: Jayce Montgomery. Hemen ardından buldukları başka bir ipucu da yine bu psikoloğu işaret etmekteydi. Bir buçuk hafta önce Rick Irwin’in öldürüldüğü spor salonu yakınlarında Kendra Sloan tarafından fotoğraflanan ve ardından güvenlik kameralarında didik didik arandıktan sonra yüzünün kameraya yansıdığı ânlarda yakalanan da oydu. Böylece evi için çıkarılan arama izniyle birlikte bir SWAT ekibini yöneten Paul O’Conner, genç psikoloğun evine girmişti. Jayce Montgomery o sabah evine dalan SWAT ajanlarının evin odalarına dağılarak eşyaları karıştırmasını öylece izlemekle birkaç dakikasını harcadıktan sonra kendine gelmek için gözlerini kırpıştırdı. Koridorda dikilirken yanından ayrılan ve birkaç adım atarak ajanların yanına giden Ajan O’Conner’ın emirler yağdırdığını duyabiliyordu. Bir anlığına ne yapacağını bilemediği için bedenini bir titreme aldı, nefesi düzensizleşti ve yüreğindeki korkuya karışmış telaş hissi giderek yükseldi. Bir şeyler yapmalısın. Lucifer’ın sesini zihninde duydu ama başını çevirip sağa sola baktığında koridorda yalnızca kendisinin olduğunu gördü. Neyse ki canavarı o sabah ona görünmekten vazgeçmiş olmalıydı. Yürü Jayce , diye tısladı canavar. Yoksa ben yapacağım. Pekâlâ. Evet. Bir şeyler yapmalıyım ve buna doğru düzgün giyinmekle başlamalıyım. Jayce kendi iç sesini duydu bu kez. Derin bir nefes alıp vererek ayaklarını oynattı. Çıplak ayakları koridorda ilerlemeye başladığında ilk kez üşüdüğünü hissediyordu. Neler oluyordu? Korkuyordu. Bir şeyler olacağından korkuyordu. Bu kadar çabuk yakalanamazdı… “Bay Montgomery,” diye seslendi hiçbir şey demeden yanından geçip gittiği Ajan O’Conner onun merdivenlere yönelişine şaşkınlıkla bakarak. “Nereye? Yanımda kalmalısınız.” “Giyinip geleceğim. Bir yere gittiğim yok.” Jayce sakin tutmaya çalıştığı sesinin homurdanırmış gibi çıktığının farkındaydı. İnsanlara hesap vermeyi sevmezdi. Alan’dan beri kimseye hesap vermemişti. “Zaten giyiniksiniz…” Psikoloğun gelişigüzel giyilmiş pantolonuyla gömleğine ve ıslak saçlarına gözlerini kısarak bakan Ajan O’Conner kendi kendine mırıldanmış, sonrasında da onu duymazdan gelen adamın peşine SWAT ajanlarından birini göndermişti. Montgomery’nin yukarıda neler yapacağını kim bilebilirdi? Jayce bezmiş adımlarla, hafif sendeleyerek -hâlâ tam olarak ayılamadığına inanamıyordu- odasına girdiğinde arkasından gelen ajanın adım seslerini duyabiliyordu. Eğitimli bir suikastçı olarak eğitimli bir FBI ajanının hamlelerini hissedebiliyor, kısmen de önceden tahmin edebiliyordu. Ona aldırmadan giyinme odasına yöneldi. Boy aynasına bakarak gömleğini düzeltip pantolonun içine soktu, çoraplarını giydi. Kravat çekmecesindeki kravatlardan hangisini takmak istediğine karar verememiş gibi yaparak iki tane kravat aldı ve odanın kapısında dikilip onu dikkatle izleyen SWAT ajanının görüş hizasında kravatları salladı. “Sence hangisi?” 30’larının ortalarında görünen ve elinde bir tabanca tutan ajan mavi gözlerini dikerek ona bakmaktan başka bir şey yapmayınca Jayce dudaklarını bükerek kravatlara baktı. “Evet, bence de mavi olan. Senin gözlerinle uyumlu. Hatta Ajan O’Conner’ın da gözleriyle uyumlu, değil m…