30. BÖLÜM: KARANLIK ZİHİNDEKİ ŞEYTAN
Yazar: Lea

( Melissa Lawrence ve James Montague ) ═ GECENİN KANATLARI ═ OTUZUNCU BÖLÜM ❝ KARANLIK ZİHİNDEKİ ŞEYTAN ❞ Aralık 2007 | Chicago, Illinois. Chicago’da 2007 yılının Noel’den önceki haftası, sert bir kış mevsiminin en ılık günlerine sahipti. Bu güzeldi çünkü final sınavlarını bitiren Tilden Lisesi, Noel tatiline girmeden önce bir kış balosu düzenliyordu. Gotik temalı bu maskeli balo, kulağa eğlenceli geliyordu. Baloya gitmeye karar vermeleri, artık birlikte olduklarını nihayet kabul eden James Montague ve Melissa Lawrence çiftinin buna karar verdikleri günden iki gün sonra ve balodan saatler önce alışveriş yapmaları demekti. Bitirdikleri sınavların ardından Michael ile birlikte bir alışveriş merkezine gelmiş, saatlerce bir o mağazadan diğerine girmekten ve alışveriş yapmaktan sıkılmamışlardı. Para başkasının -özellikle de nefret ettiği birinin- olunca harcamak çok eğlenceli oluyordu. Peşlerinden dolanan, onların güvenliğinden emin olan ve elbette onların aldıklarının poşetlerini taşıyan Michael en nihayetinde onları bir mağazada özgür bırakıp mağazanın çıkışında kalmaya karar vermişti. James’in güvenliğinden tam anlamıyla emin olduğundan değildi, James’in yalnızca bir gün içerisinde bir kıza bu kadar âşık gibi davranmaya başladığını görmekten sıkılmıştı. Üç yıldır bu oğlana kadınları, onlara nasıl davranılması gerektiğini, maskülenliğini nasıl etkili bir şekilde kullanıp kadınları nasıl baştan çıkarabileceğini anlatan Michael oğlanın karşı cinsle yakın temas ilişkisinin temellerini kurmuştu ancak karşısındaki manzara, onun beklemediği bir şeydi. James yıllar içinde birçok kızla yatmış, onlarla yatakta ya da bir ihtimal dışarıda vakit geçirmişti fakat ilk kez böylesine bir yakın ilişki içindeydi. İlk kez bir kıza bu kadar vakit ayırıyor, onunla sarmaş dolaş bir şekilde geziyor, ona gözlerinde sevgi parıltılarıyla bakıyor, mutlu görünüyordu. Daha önce oğlanın anlattıklarına fazla inanmayan Michael şimdi anlıyordu oğlanın aslında âşık olduğunu … Üstelik James bu kızı iki ay gibi kısa bir süredir tanıyordu. Michael onu sonu başından belli bir aşk yoluna sokmak istemezdi, bu yüzden ona aşkı anlatmak yerine onu yalnızca kısa süreli ilişkilere ve özellikle cinselliğe yönlendirmişti ama James yine de bu yola girmeyi bir şekilde başarmıştı. Genç adam inatçıydı ve Michael’ın oğlanın bu yolda mahvoluşunu izlemekten başka yapacak bir şeyi yoktu. Tabii bir prensin uşağı gibi onun poşetlerini taşımaktan ve onu takip etmekten başka… James’in baloda giyeceği takım elbiseyi her zamanki mağazadan, onun önceden belirlenmiş beden ölçülerine göre aldıktan sonra gezerken hoşlarına giden birtakım ıvır zıvırları -James, kızın gönlünü hoş tutmak için onun beğendiği bazı şeyleri almıştı, ne de olsa ilk kez bir sevgilisi oluyordu- almışlar ama Melissa için bir elbise bulamamışlardı. Girdikleri son mağazada Melissa hoşuna giden bazı elbiseleri denerken Michael sıkılmış, onları rahat bırakmıştı. Son mağazada da Melissa’nın denediği çoğu elbiseyi bazı nedenlerden dolayı elemişlerdi. Bazılarının göğüs dekoltesi, bazılarının da bacak dekoltesi kötüydü; bir tanesi dar gelmiş ve kızın göğüslerini sıkıştırmıştı, diğeri de çok kısaydı. En son giydiği de genel olarak ortalamaydı ve Melissa artık neredeyse akşam olduğunu, bir şeyde karar veremezlerse baloya gidemeyeceklerini söyleyerek oflamıştı. “Hiçbir şey olmuyor! Baloya falan gitmeyeceğim!” dedi, terleyen saçlarını alnından çektikten sonra ellerini iki yanına indirerek. “Bir de bunu dene.” James, elinde tuttuğu uzun ve siyah elbiseyi kıza uzatırken gülümsüyordu. “Bu sana çok yakışacak eminim.” Melissa elbiseye bakmadan bıkkınlıkla soludu. “Nereden biliyorsun? Son iki elbise için de aynı şeyi söyledin. James, çok yoruldum.” “Biliyorum sevgilim ama güven bana. Bu da olmazsa eve gideceğiz, söz veriyorum.” James ona göz kırptıktan sonra Melissa bir kez daha oflayarak elbiseyi aldı ve kabine yöneldi. Genç kız elbiseyi denerken -James onun elbisenin detaylarıyla cebelleştiğini onun kabinin içindeki inleme seslerinden…