29. BÖLÜM: MELEKLER VE SAVAŞ
Yazar: Lea

═ GECENİN KANATLARI ═ YİRMİ DOKUZUNCU BÖLÜM ❝ MELEKLER VE SAVAŞ ❞ Şubat 2018 | Manhattan, New York. Zifiri karanlık bir gecede aynı anda iki cinayet işleniyordu. Siyahlara bürünmüş iki adam, aynı anda yaklaşıyordu kurbanına. Yürüdükçe botlarından çıkan sesler ürkütüyordu kurbanları. Tepelerinde sallanan lambadan gelen ışık, botlara vurdukça siyah botları parlatıyor ve yer değiştiriyordu. Kurbanlar bir telaş, endişe ve korku içindeydi; karşılarında kimin olduğunu biliyorlardı. Çok geçmeden öleceklerini biliyorlardı zira onlara doğru yavaş adımlarla gelen bu kişi, onların Azrail’inden başka biri olamazdı. Sahibi olduğu spor salonunda bir antrenör olan Rick Irwin, o geceki tüm işlerini bitirip spor salonunda yalnız kaldığında etrafı toparlamasının ardından biraz antrenman yaparak eve dönmenin iyi olacağını düşünmüştü. Kendi antrenmanlarını geceleri yapardı. O gece de birkaç tur boyunca tek koluyla kaldırdığı dambılları bırakarak ağır halterlerin başına geçmişti. Yorgun olduğu için koyduğu ağırlık sayısı azdı, onları kaldırmak için uzandığında spor salonunun içinden ama uzaktan gelen bir ses duydu. İki koluyla birden ağırlığı tutmaya başladığı için dışarı doğru seslendi. “Kapalıyız.” Ancak spor salonunun karanlık koridorundan gelen adım sesleri kesilmedi, aksine yaklaştı. Botlar zemine çarptıkça çıkan ses, salonun bir anda yanıp sönmeye başlayan lambalarıyla eş zamanlı bir şekilde yaklaşıyordu Rick’in kulağına. Rick bir kez daha seslendi ama ne bir cevap geldi ne de sesler kesildi. Kollarıyla tuttuğu ağırlığı yerine bırakıp kalkmayı düşündüğü anda ise yanına yaklaştığını hissettiği sessiz adımların sahibinin onun etrafından dolandığını fark etti. Kaldırdığı ağırlık nedeniyle görüş alanı dardı ve net değildi. Her nasıl olduysa önce haltere takılan ağırlıkların metal sesini duydu ve ardından kollarına binen ağırlığın bir anda arttığını hissetti. “Hey!” Sağa ve sola birer ağırlık daha takıldığında Rick’in kolları epey ağırlaştı ve nefesi kesildi. “Ne yapıyorsun?” diye fısıldayabildi sıktığı dişlerinin arasından. Üçüncü ağırlıklar takılırken Rick halteri tüm gücüyle yukarı ittirmeye ve bunu yapan kişiyi görmeye çalıştı fakat başaramadı. Yapabildiği tek şey kesik bir nefes vererek, “Dur! Çok fazla bu,” demek oldu. “Taciz ettiğin kadınlar da sana böyle söyledi mi Rick?” Duyduğu karanlık ses, Rick’in kaşlarını çatmasına neden oldu ama ağırlıkları havada tutmak için öylesine çaba harcıyordu ki pek fazla düşünemedi. Başında dikilen adamı görememesine rağmen onun sesini duydu yalnızca. “Onları gizlice dikizlerken ya da taciz ederken hiç düşünmediysen bile onlar sana tıpkı senin dediğin gibi dur dediklerinde de mi düşünmedin? Canımı acıtıyorsun dediklerinde de mi?” Alnında terler biriken adam dişlerini sıkarken kollarının acıdığını söylemek isteyip de dudaklarını aralayamamış, hem duyduğu cümleler karşısında hem de kollarına binen ağırlığın fazlalığı nedeniyle şoke olmuş bir şekilde gözlerini kocaman açmıştı. “Senin de şimdi canın acıyor, değil mi? Ama taciz ettiğin ve dur dedikleri noktada durmadığın için o kadınların da canı acıyordu. Sen o zamanlar durmadığın için ben de durmayacağım Rick.” Bir nefesi zorlukla verirken alnında ve boynunda damarları beliren adam, “Sen kimsin?” diye fısıldadığı sırada karanlık sesin sahibinin onun çevresinde adımlamaya başladığını anladı. “İtiraf etmeliyim, tahminimden daha uzun süre dayandın. Steroid fazlalığı kas yığını bir vücuda sahip olmanın etkisi olmalı bunda. Ama ben senin kadar sabırlı biri değilim. Bu arada ben Azrail’inim .” Rick, bir el ateş edildiğini duymasının hemen ardından bacaklarının arasında inanılmaz bir acı hissetti. Bu acı hissiyatının verdiği dehşet, vücudunun kasılmasına neden oldu ve bununla birlikte kol kasları, hayret verici dayanıklılığı ile kontrolünü kaybetti. Kolların artık taşıyamadığı halterin tüm ağırlığı adamın boynuna düşerken adamın gördüğü son şey, bozulmuş gibi yanıp sönen lambaların loş ışığında tepesinde dikilen karanlık adamın beyaz maskesi olmuştu. Bundan kilomet…