Gecenin Kanatları

26. BÖLÜM: KARANLIK BİR SOYUN VÂRİSİ

Yazar:

Gecenin Kanatları - Lea kitap kapağı
Gecenin Kanatları kitap kapağı

( Melissa Lawrence ) ═ GECENİN KANATLARI ═ YİRMİ ALTINCI BÖLÜM ❝ KARANLIK BİR SOYUN VÂRİSİ ❞ Ekim 2007 | Chicago, Illinois. Bir varmış bir yokmuş… Ailesini öldüren bir kötü adam tarafından kaçırılan bir oğlan, bir malikânede tutsak edilmiş. Yıllar boyunca orada tutsak kalmış. Kimliği kendisinden alınmış, yerine başka bir kimlik verilmiş. Hayalleri çalınmış, yerine hiç istemediği bir geleceğin tohumları ekilmiş. Çok küçük bir yaşta şiddetle ve kanla tanışan çocuk, büyüdüğünde kan akıtmaya zorlanmış. Zihnindeki seslerden, etrafındaki canavardan ve iblislerden şiddet gören çocuk eninde sonunda şiddet eylemleri sergileyen biri hâline gelmiş. Şiddet içeren, kan dökmesini ve can yakmasını isteyen görevlerini başarıyla yerine getirdikçe ödüllendirilmiş. Gölge ismi verilen bir mafya vârisi olmasının dışındaki normal hayatında da normal kalmayı becerememiş, kendisine ve okuldaki herkese zorbalık edenlerin tahtını devirerek onların yerine geçmiş. Böylece, sadece on altı yaşında bir genç olmasına rağmen malikânede herkes tarafından takdir edilen ve okulda adından oldukça söz ettiren popüler biri olmuş. O genç adam, Alan Montague’nun vârisi James Montague, on altı yaşındayken hayatının ilk sosyal çevresine adım atmıştı ve bu çevreye uyak uydurmakta zorlandığında çevreyi değiştirerek çevrenin ona uyum sağlamasına neden olmuştu. Kendisine zorbalık edenleri alt ettiğinden beri bir anda okulun en popüler genci hâline gelmişti. Böylece okuldaki dengeleri alt üst etmişti. Bazı kuralları esnetmiş, bazılarını değiştirmiş, yeni kurallar koymuştu ve ilginçti ki onunla dalga geçenler de dahil olmak üzere herkes onun peşinden gidiyordu artık. Genç adam karizmatikti, insanları kısa sürede çok iyi bir şekilde etkileyebilme yeteneğine sahipti ve bunu yeni fark ediyordu. Lider olmak çok garip bir şeydi. Daha sene başında onunla dalga geçen ve onu dışlayan herkes şimdi ona bayılıyordu. Yemekhanede ve bahçede herkes onu kendi grubuna çağırıyor, derslerde herkes onun yanına oturmak istiyordu. Herkes ya onunla olmak ya da onun gibi olmak istiyordu. Onunla konuşmak, onunla birlikte görülmek ve isminin onun ismiyle birlikte anılması bile bir başarı olarak görülüyordu. James Montague artık yalnızca öğretmenlerin değil, herkesin hoşuna gidiyordu ve bu sadece birkaç ayda olmuştu. Buna karşılık ilk zamanlarda James genelde geri planda kalıyor, kimseyi umursamıyordu fakat böyle yaparak ona olan bu ilgiyi yoğunlaştırdığını fark ettiğinde bu ilgiyi kullanmaya karar vermişti. Arkadaş gruplarına dahil olmuş, zamanla kendi grubunu oluşturmuştu. Kendisine ilgi gösteren kızların ilgilerine karşılık vermiş, bazılarıyla flört edip onlarla takılmıştı. Davet edildiği partilere Michael ile birlikte katılarak eğlenmiş, on altı yaşında olmanın heyecanını yaşamıştı. Bu yoğun ilgi, genç adamın egosunu tatmin etmiş ve onun epey hoşuna gitmişti. Bu yaşa kadar bir kafeste tutsak edilmiş bir kuşun özgürlüğünün tadını çıkarmasını izleyen Michael ise onun adına seviniyordu. James ilk kez kendi yaşıtlarından oluşan bir sosyal çevreye girmişti ve bunda çok iyi bir iş çıkarıyordu. Ancak elbette ki Montague’ya göre bu yeterli değildi. James’in her açıdan mükemmel olması gerekiyordu, bu yüzden görevler ve dersler devam ediyordu. Bilgisayar derslerinde kodlama dillerini öğrenmiş, yakın dövüşte çevikliği artmış, bıçak fırlatma ve silah kullanma konusunda ilerleme kaydetmişti. Bir yandan da görevlerini başarıyla yerine getiriyordu. Montague’nun düşmanlarına korku salacak ya da onları yok edecek hamleler konusunda Michael ile birlikte hareket ediyordu. Artık iki kişilik bir ekiptiler. Bu sırada zihnindeki sesler de susmuyordu. Bazen kontrolü ele alıyorlar, bazen de James’i rahat bırakmıyorlardı. Michael’ın hâlâ bundan haberi yoktu, James durumu idare etmeyi bir şekilde başarıyordu. Okul dönemi nihayet sona erdiğinde James’in notları mükemmeldi. Okul birincisiydi ve bazı çalışkan gençlerin onu kıskanmasına neden oluyordu. Tabii bazı kızların da dikkatini çekiyordu. Yalnızca yakışıklı değil, zeki…

Bölümün tamamını WritePad'de oku