21. BÖLÜM: CEHENNEMİN DÜNYADAKİ YANSIMASI
Yazar: Lea

( Michael Ellis ) ═ GECENİN KANATLARI ═ YİRMİ BİRİNCİ BÖLÜM ❝ CEHENNEMİN DÜNYADAKİ YANSIMASI ❞ Ekim 2002 | Chicago, Illinois. Canavarla savaşan kişi dikkat etmelidir ki kendisi de canavara dönüşmesin çünkü uçuruma uzun süre bakarsan o da sana bakar , demiş Nietzche. Küçük Jayce Montgomery -şimdilerde adı James Montague idi- de ailesini öldürüp onu evlat edinen mafya babası Alan Montague gibi bir canavara dönüşmek istemiyordu ama kafeste geçirdiği yıllar içinde bu sondan kaçamayacağını anlamıştı. Kafese kapatıldığı günden beri orası, onun için cehennemin dünyadaki yansıması olmuştu ve onu içerisine hapsetmişti. Yıllarca orada yanacaktı ve hiç kimse onun çığlıklarını duymayacaktı. On iki yaşına bastığında o zamana kadar bir sır olarak saklanan her şeyi öğrenmişti. Özel koruması ve öğretmeni, onun da bir katil olduğunu öğrenene kadar arkadaşı olan Michael o gün onunla birlikte doğum günü pastasını kesip yedikten sonra onunla ciddi bir konuşma yapmak için oğlana, “James,” diye seslenmişti yumuşak bir sesle. James iki yıldır onu affetmemişti ama hâlâ onunla nadiren de olsa konuşuyordu. O hâlâ her zaman yanındaydı. Kral ve kraliçelerin peşinden ayrılmayan, her zaman beş adım arkalarında olan korumaları ve asistanları gibiydi Michael. Çikolatalı pastanın kalıntılarının dudaklarında olmasından hoşlanıp çocukça bir hareketle parçaları yalamak istese de yıllardır ona öğretilen görgü kurallarına uymak artık bir alışkanlık hâline gelmişti. Peçeteyle dudaklarını silerek Michael’a kısa bir bakış atmıştı. “Ciddi bir şey konuşacak gibisin, Michael.” “ Her şeyi öğrenmenin vakti geldi James.” Michael derin bir nefesi içine çektikten sonra ona Montague ve malikânenin batı kanadı hakkında bilinmeyenleri anlatmıştı. James’in bazı tahminleri doğru çıkmıştı, batı kanadında yasa dışı şeyler dönüyordu ve Alan Montague -gerçek adı ve soyadı değil, ona da onun gibi bir mafya olan babasından kalan sahte bir ad soyaddı- da oldukça kötü biriydi. Fakat bilmediği şeyleri de öğrenmişti. Yasa dışı işlerin içeriğini, Montague’nun şehirdeki yasa dışı işlerin yani yeraltı dünyasının lideri olduğunu, batı kanadına girip de sağ çıkan insanların onun emrinde çalışan ve üst düzeydeki bazı kötü insanlar olduğunu, James’in de bir Montague vârisi olarak zamanla bu işleri öğrenip büyüdüğünde -Michael’a göre reşit olduğunda- işlerin başına geçeceğini ve Chicago’nun nesillerdir Montague ailesi tarafından yönetilen yeraltı dünyasını yöneteceğini, günün birinde de Montague soyadını alacak bir evladı olacağını… Canavarın şeytani planı buydu demek: James’i kendi oğlu gibi yetiştirip nesillerdir devam eden mirasını ona bırakmak ve onun da kendi oğluna bırakmasını sağlamak… Tıpkı bir kraliyet gibi… James bunu yapmayacağını, asla bir canavar olmayacağını, büyüdüğünde ve zamanı geldiğinde buradan kaçıp gideceğini, kendi hayatını yaşayacağını söylemekten son anda vazgeçti. Onun zihninden geçenleri tahmin edebilse de yalnızca işini yapan Michael ona ifadesiz bir sesle, eğitiminin artık farkılılaşacağını ve görevleri olacağını söylemişti. “Ne görevleri?” diye sormuştu ela gözlü oğlan kaşlarını kaldırarak. “Ev ödevi gibi düşün. Bazen öğrendiklerini pekiştirmek, bazen seni o eğitimden başarıyla geçirmek ve bazen de seni bu hayata hazırlamak için bazı görevler. Sana bunları ben öğreteceğim, bu yüzden görevlerinde de birlikte olacağız. Biz bir takımız, biliyorsun.” Michael’a başını sallayan James hiçbir şey diyememişti. Ne onunla bir takım olmak ne de görevlerini başarıyla tamamlamak istiyordu ama sadece susmuş, bilgileri süzgecinden geçirmeye ve sindirmeye çalışmıştı. Tıpkı önceki yıllarda olduğu gibi bir pastadan ibaret olan doğum günü kutlaması yine bomboş geçmişti. Son iki yıldır Michael’a pek yakın davranmadığı için onunla oyun da oynamıyordu. Günlerini ağırlaşan derslerle, sürekli değişen öğretmenlerine uyum sağlamakla, kitap okumakla, boks yapmakla ve satranç oynamakla geçiriyordu. Satrancı Michael ile oynamaktan ziyade kendi kendisiyle oynamayı tercih ediyordu ve bunda ustalaşmı…