14. BÖLÜM: YAĞMURUN ARDINDAN
Yazar: Lea

Uyarı: Bölüm CİNSELLİK içermektedir. ( Valerie Wilson ve Jayce Montgomery ) ═ GECENİN KANATLARI ═ ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜM ❝ YAĞMURUN ARDINDAN ❞ Ocak 2018 | Manhattan, New York. Manhattan’ın tiyatro merkezlerinden birinde, Lyceum Theatre ’da küçük bir tiyatro oyunu sergilenecekti. Popüler ve yüksek kaliteli bir oyun değildi, bir Shakespeare değildi örneğin. Ancak NYPD Dedektiflik Bürosu için önemli bir oyundu, Dedektif Adam Collins’in eşi Elizabeth Collins sahne alıyordu bu oyunda. Bu nedenle 13 Ocak Cumartesi günü sahnelenecek olan oyuna tüm dedektifler davetliydi. Valerie Wilson da davetlilerden biriydi, biletini çoktan almıştı. Sarışın dedektifin, Azrail’in yeni kurbanının, bu tiyatroya bir bileti olduğunu fark eden Jayce Montgomery de tesadüfen oradaydı. Pekâlâ, pek de bir tesadüf değildi çünkü Azrail’in kadını araştırmalarında böyle bir bilet ortaya çıktığından beri Jayce Montgomery o gece orada olmasının güzel bir tesadüf yaratabileceğini fark etmiş ve bu fırsatı kullanmıştı. Oyun boyunca onu rahatlıkla gözlemleyebilmek için arka sıralardan bir bilet almıştı kendisine. O gece, davetliler içeri girerken fark edebilmişti Valerie Wilson henüz günler önce görüştüğü adamı. Kabanını antre görevlisine verdikten sonra dedektif arkadaşlarıyla birlikte sohbet ettiği sırada göz ucuyla görmüştü adamın neredeyse ışık saçarak binaya girdiğini. Onu gördüğünde de nutku tutulmuş bir şekilde ona bakakalmıştı kadın onun birkaç metre uzağında olsa dahi. Yakışıklı psikoloğun üzerinde, özel davetlerde giydiği tahmin edilen şık ve pahalı görünen bir smokin vardı. Siyah smokin içerisindeki dev cüssesiyle, papyonu düzgünce bağlanmış, kumral saçları geriye yatırılmış, henüz yeni tıraş olmuş pürüzsüz yanaklarıyla ve etrafı süzen delici bakışlarıyla orada duruyordu. Salona geçmeden önce çevresinde onu gören birkaç kişiyle sohbet ederken gülüyor, yanından geçen bir garsondan aldığı şampanya bardağını o mükemmel dudaklarına doğru götürerek şampanyasını yudumluyordu. Kolunu havaya kaldırdığında sol kolundaki pahalı saat antrenin her tarafı aydınlatan beyaz ışıkları altında parlıyordu. Valerie, Catherine ve Ella ile olan sohbetini yarıda keserek adamın yanına gitmek için büyük bir istek duydu içinde ama adam onun bakışlarını hissetmiş gibi başını çevirdi ve Valerie’den tarafa baktı. O ânda da göz göze geldiler. Saniyelik bir bakışmada Jayce, Valerie’yi gördüğüne memnun olmuşçasına hafif bir tebessüm sundu ona. Valerie ise ona bakarken yakalanmanın verdiği küçük bir utançla başını çevirdi hemen. Onun dikkatinin başka bir yöne kaydığını fark etmeyen arkadaşlarının sohbetini takip ederek yakalamaya çalıştı konuyu. Kısa bir süre sonra da zaten tüm seyirciler tiyatro salonuna girdi ve yerlerine geçti. Koltuğuna oturduktan sonra Valerie gözleriyle etrafı tararken Jayce Montgomery’nin de arkalarında bir yere geçtiğini göz ucuyla görebildi. Onu izleyebilme şansı olmadığı için içinden küfretti. Bu tesadüf daha güzel bir tesadüf olsa ve Valerie’ye kendisini birazcık şanslı hissettirse ne olurdu sanki? Işıklar kapandı, perde açıldı ve oyun başladı. Ortalama sayılabilecek bir komedi oyunuydu, trajikomik bile sayılabilirdi. Fakat Valerie, oyun başlayalı daha yarım saat bile olmadan kendisini iyi hissetmemeye başladı. Midesi bulanıyor, gereğinden fazla terliyor, nefesi daralıyordu. Neden böyle hissettiğini bilmiyordu. Gelmeden bir saat önce akşam yemeğini dedektif arkadaşlarıyla birlikte dışarıda yemişti, kendisine çok ekstrem gelen bir şey değildi yediği yemek ama midesine dokunmuş olabilir miydi? Zehirlenme ihtimalini gözden geçirdi. Ella da onun sipariş ettiği köri soslu tavuktan yemişti. Valerie sağına baktığında Ella’nın kötü hissettiğine dair bir belirti göremedi, arkadaşı dikkatini oyuna vermişti ve gayet eğleniyor gibi sık sık gülüyordu. Eğer Valerie zehirlenmiş olsaydı muhtemelen Ella da zehirlenmiş olurdu. O hâlde sorun bu değildi. Kapalı alanda veya kalabalık içinde kalma fobisi de yoktu. Ne olmuştu ki birdenbire? Etrafındaki insanlar kahkahalar atıyor, önlerin…