Gecenin Kanatları

10. BÖLÜM: KARANLIKTAKİ YABANCI

Yazar:

Gecenin Kanatları - Lea kitap kapağı
Gecenin Kanatları kitap kapağı

( Marie ve Edward Montgomery ) ═ GECENİN KANATLARI ═ ONUNCU BÖLÜM ❝ KARANLIKTAKİ YABANCI ❞ Aralık 1995 | Chicago, Illinois. Uçsuz bucaksız bir ormanda koşuyordu küçük çocuk. Uzamaya başlayan kumral saçları, o koşarken havalanıyor ve olduğu yere yeniden dönüyordu. Çocuk mutluydu, koşmayı ve ormanda dolaşmayı seviyordu. Ormandaki kuş cıvıltılarını duyuyor, kuşların şakımasına neşeyle karşılık veriyordu. Yemyeşil ağaçlarıyla ve yeni yeni açan rengarenk çiçekleriyle tam bir ilkbahar havası vardı ormanda. Fakat nedense bir anda bir şey oldu. Kötü bir şey... Çocuk koşarken bir karanlık kapladı ormanı. Başını kaldırdı küçük çocuk. Karanlığı gördü ve dehşete kapıldı. O ânda her şey susmuştu. Derin bir sessizlik çökmüştü ormana. Karanlık gitgide yayılırken ne bir kuş sesi duyuluyordu artık ne de herhangi başka bir şey. Çocuk, kalp atışlarının sesini kulaklarında hissetmeye başladığı ânda kulaklarına erişen başka sesler de duymaya başlamıştı. Birileri bağırıyordu. Şiddetliydi bu ses, çocuğun kalp atışlarından daha şiddetliydi. İyice kararmaya yüz tutan, dehşet verici ormanda çocuk etrafına bakarak bu şiddetli sesin kaynağını aradı. Ancak görünürde hiçbir şey yoktu. Artık zifiri karanlıktan ibaret olan ormanda yalnızdı kumral saçlı küçük çocuk. Duyduğu seslerin şiddeti arttı. Bu kez çocuk, deli gibi atan kalbinin ritmine uyarak gerçekten korkmaya başlamıştı. Bu karanlık ormanda yalnızdı, şiddetli sesler duyuyordu ama etrafında hiçbir şey göremiyor, bu seslerin kaynağını bulamadığı gibi bu ormanda koşturduğu hâlde ormandan çıkış yolunu bulamıyordu. En sonunda karanlık yuttu çocuğu. Sanki çocuğun omzuna dokunmuştu bir el ve çekmişti onu zifiri karanlığın içerisine. Sonrasında ise uyandı küçük çocuk. Gözlerini kırpıştırıp açtı ve küçük yatağında doğrularak küçük odasına bir göz attı. Yatağının altından çıkacak bir canavar onu korkutmuyordu belki ama odasının tam dışından gelen sesler onu korkutuyordu. Rüyasında gördüğü ormanda koşarken bile zihnine süzülüveren, şiddetli seslerdi bunlar. Ormanı kaplayan karanlığa benzer, boğucu bir hava kaplamıştı yine evi. Çocuğun duyduğu şiddetli seslerin kaynağı mıydı bu hava yoksa bu havayı mı doğuruyordu bu sesler, çocuk bilememişti. Bildiği tek şey, duyduğu bu seslerin zihninde çağırıştırdığı acı gerçekti: Anne ve babası yine kavga ediyordu. “Yine mi kumar?” Annesinin, son nefesini tüketircesine bağırdığını duydu küçük çocuk. “Lanet olsun, Edward! Ne zaman vazgeçeceksin bu lanet kumardan?” Annesinin bağırışından sonra bir gürültü koptu. Babasının bir şeye tekme attığını duyduğunu sanmıştı bir anlığına. Yerinden sıçradı bu gürültüyle ve sessizce, onları dinlediğini belli etmek istemeyerek kapıyı araladı. Anne ve babasının, küçük evlerinin girişinde durduğunu gördü. Babası, elini saçlarının arasından geçirerek, “Vazgeçmek istemediğimi mi sanıyorsun, Marie?” diye fısıldadı titrek bir sesle. “Olmuyor...” Çocuk, annesinin bedeninin titrediğini gördü. Zavallı kadın, titreyen ellerini saçlarının arasından geçiriyor ve yedi aylık hamile hâliyle ayakta kalmaya, kocasına direnmeye çalışıyordu. “Vazgeçmek istemiyorsun,” dedi kadın. Sesinde bir kırıklık vardı, kırgındı kocasına ve yaptığı bu işlere. “Vazgeçmek istemiyorsun, Edward. Her gün oraya, bir miktar para kazanmak amacıyla gidiyorsun. Arkadaşlarının ısrarları üzerine her seferinde daha fazla para yatırıyorsun ve kaybediyorsun. Hepsini kaybediyorsun! ” Genç kadın derin bir nefes alıp kollarını açarak etrafını gösterdi. “Sonra ise varımızı yoğumuzu satıyorsun, Edward! Evimize haciz gelecek yakında. Çok fazla eşyamız varmış gibi olan her şeyimizi de götürecekler. Küçücük bir evimiz var, onu da satacak mısın bir kumar uğruna?” Adam başını salladı iki yana. “Hiçbir şeyi satmayacağım, Marie,” dedi yalvarırcasına. “Satıyorsun!” Kadın şiddetle haykırdı. “Arabamızı o lanet arkadaşlarına sattın!” Kadının ağzından histerik bir kahkaha kaçtı, hemen sonra da toparlanarak elini saçlarının arasından geçirdi. “Artık işe gitmiyorsun çünkü muhtemelen bir işin bile yok, öyle…

Bölümün tamamını WritePad'de oku