9. BÖLÜM: ÖLÜM MELEĞİNİN KARANLIĞI
Yazar: Lea

( Lucifer ) ═ GECENİN KANATLARI ═ DOKUZUNCU BÖLÜM ❝ ÖLÜM MELEĞİNİN KARANLIĞI ❞ Ocak 2018 | Manhattan, New York. Yumruklar genç adamın karşısındaki kum torbasına sert darbelerde bulunuyor, darbelerle beraber kum torbasında belli belirsiz göçükler oluşuyordu. Darbeler öylesine sertti ki kum torbasına ardı ardına inen darbelerle bir göçük henüz kapanamadan yeni bir göçük oluşuyordu siyah deride. O darbeleri indiren yumruklar gücünü, geçmişindeki canavara duyduğu öfkeden ve genç adamın zihnindeki yeni canavarın sinsi planlarından alıyor olmalıydı. Yumruğunu vurduğu her ânda, zihninde beliren o pislik herife vurduğunu düşünüyordu Jayce. Canavarın iğrenç gülüşüyle çevrelenen suratı şekillendiğinde zihninde, yumruğunu geçiriveriyordu kum torbasına. Onun o pis suratına vurduğunu düşünüyordu. Adamın ağzını dağıtıyor, dudaklarının kanamasına yol açıyordu fakat canavar o iğrenç gülüşünü yüzünden asla silmiyor, kan içindeki dişlerini göstererek hâlâ pis pis sırıtıyordu onun zihninde bile. Sen asla bir profesyonel olamayacaksın James , diyordu. Sen o eski masum çocuk olamayacaksın bir daha , diye devam ediyordu. Bağırıyordu ardından, tükürükler saçarak: Jayce Montgomery öldü artık! Ölmemişti Jayce Montgomery. Oradaydı hâlâ. Zihninde beliren o eski canavarın suratına yumruklarını indirdiğini düşünürken bir yandan da onun sesini, kendi canavarının sesine karışarak duyuyordu. Puslanmış zihninde tüm bu görüntüler ve sesler ardı ardında geldiğinde yumrukları güç kaybetmeye, görüşü bulanıklaşmaya, zihnindeki görüntüler tüm gerçekliğini ele geçirmeye başlamıştı. Artık kum torbasına vuramıyor, dengesini şaşırıyor, yönünü kaybediyordu. Savurduğu yumruklar zihninde hâlâ o adamın suratını parçalarken gerçekte ise havaya salladığı yumrukları artık kum torbasına değil de kendisine çarpıyordu sanki. Anılardan sıyrıl , diyordu kendisine. Jayce’ti bu, James veya Lucifer değil. Ancak böyle güçlü olabilirsin. Ardındansa Lucifer araya giriyor, canavarın gülüşüne eşlik eden tiz bir kahkaha atıyordu. Güçlü olan sen değilsin, unutma Jayce , diyerek alay ediyordu Lucifer onunla. Güçlü olan benim, ne de olsa o canavardan korunmak için beni ortaya attın ve onunla birlikte güçlenen kişi ben oldum. Yumruklarını sağa sola savurmaktan ve hedefini tutturamamaktan yorulmuştu ama en kötüsü, zihninde birbirleriyle çarpışan görüntülerden ve seslerden bitap düşmüştü. Kontrolü kimseye vermeyeceğini, yalnızca kendisi olacağını düşündüğü ve bunu uyguladığı zamanlardaki gibi yapamıyordu şimdi. Sesleri susturamıyor, zihnini ele geçiren görüntüleri o her zamanki kutuya hapsedemiyordu. O ânda öfkeliydi o canavara, Lucifer’ı da zihninde istemiyordu ama öylesine kırgındı ki geçmişine içindeki o küçük çocuk hâlâ, yumruklarının güçsüz düşmesi gibi zamanla güçsüz düşen zihni de izin veriyordu tüm bunlara. Anılarından sıyrılamıyordu, güçlü olamıyordu artık. En sonunda, dudaklarının arasından hırslı bir nefes vermek istese de kocaman bir feryat dökülmüştü ve bununla beraber de bedeni yere çökmüştü. Pes etmişti sanki o ânda, boyun eğmişti zihnindeki karanlığa. “Hayır, hayır, hayır...” Dudaklarından dökülen feryadın ardından kısık sesli sayıklamalar baş göstermişti. Beyaz rengi kirlenmiş olan bezlerle sarılı elleri gevşemiş, yumruk hâlinde olmaktan çıkıp titremeye başlamıştı artık. Ellerini başına götürüp başına gelebilecek bir darbeyi engellemek ister gibi başına siper etmişti hemen ardından. Oysaki anılardan ve seslerden korumak istiyordu zihnini, başaramıyordu. Eğer biri gelse ve karşıdan gördüğü kadarıyla onun hakkında bir fikir yürütse muhtemelen zavallı , derdi. Dışarıdan gelen ve onu gören herhangi biri o ânda katiyen inanmazdı onun şehri ele geçiren o acımasız kiralık katil Azrail olduğuna. Loş bir aydınlığa sahip olan sığınağın sert zemine çökmüş, ellerini başına alıp sayıklayan adamın zihninin içinde dönen şeyler karşıdan görünmezdi belki ama o ânda öyle kırılmış ve zavallı bir görüntü çiziyordu ki Azrail değildi o, geçmişinin yırtıcı pençesinde yaşayan o küçük Jayce’ti. Travmal…